Portekiz Vatandaşlık Yasasına Abramoviç ayarı

Portekiz, asırlar önce ülkeden kovduğu Sefarad Yahudileriyle barışmak için 2015’te onlara vatandaşlık hakkı veren bir yasa çıkardı. Yasadan yararlanıp Portekiz ve AB vatandaşı olanlardan biri de Rus oligark Abramoviç’ti. Fakat Rusyalı bir Yahudinin Sefaradlık gerektiren bir yasa üzerinden vatandaşlık alması şaşırtıcıydı, zira Rusya İberya'dan kovulan Sefarad Yahudilerinin yerleştiği bir ülke olmamıştı.

Portekiz’in 2015 yılında uygulamaya giren, Sefarad Yahudilere vatandaşlık verme süreci son birkaç aydır çalkantıda. Putin’e yakınlığıyla bilinen oligark Roman Abramoviç de (Sefaradlığı kuşkulu olsa da) bu yasadan yararlanarak Portekiz ve bu sayede AB vatandaşı olmuştu. Son birkaç haftada bu sürece fesat karıştırdığı iddia edilen bir haham tutuklandı, Porto Yahudi cemaati süreçteki rolünden ayrıldığını açıkladı ve hükümet yasada değişiklik yapılacağını söyledi. Bu vatandaşlık sürecinden bugüne kadar yüzlerce Türkiyeli Yahudi de yararlandı.

Yasada cemaatin rolü

Portekiz hükümeti başvuru inceleme ve Sefarad bağlantısını onaylama işini Portekiz’in resmi Yahudi cemaatleri Porto ve Lizbon’a havale etmişti. Türkiye’den başvuranlar için Sefaradlığı kanıtlamak zor değildi: bağlı oldukları Sefarad kurum olan Türkiye Hahambaşılığı’nın hazırladığı ‘Sefarad kâğıdı’ destekleyici birkaç belge ile birlikte sunulduğunda onay için yeterliydi. Portekiz yasası dil şartı, Portekiz’de yaşama veya ülke dışında edinilen gelirden vergi verme gibi beklentiler içermiyordu. (Buna kıyasla aynı gruba açılan İspanya süreci 2015’ten itibaren başvuranlara vatandaşlık ve dil sınavı şartı koşmuştu.)

Vatandaşlık için başvuranlardan ücret alan Porto ve Lizbon cemaatleri için bu yasa ciddi bir gelir kapısı haline geldi. 2021’in sonundaki verilere göre 137,000 kişi vatandaşlık için bu cemaatler üzerinden onay aldı. Başvuruların neredeyse %90’ı (76,500 başvuru) Porto cemaati tarafından onaylandı.

Abramoviç faktörü

Türkiye gibi kurumsal bir Sefarad cemaatinin üyesi olmayan başvuru sahipleri ise ailelerinde, bazen yüzyıllarca geride bir Sefarad ata bulup bu kişi üzerinden AB vatandaşlığı elde etmeye çalıştı. Bu kişilere yardım etmek için soy ağacı uzmanları ve aracılardan oluşan geniş (ve pahalı) küçük bir endüstri bile oluştu. Böylesi uzak bir ata üzerinden Portekiz’den pasaport almaya girişenlerden biri de Chelsea futbol takımının sahibi ve Rusya devlet başkanı Putin’in yakın destekçisi olan Yahudi oligark Roman Abramoviç’ti.

Milyarder Abramoviç bu Sefarad yasasından yararlanarak Nisan 2021’de Portekiz ve AB vatandaşı oldu. Diğer on binlerce başvuru gibi oligarkınki de Porto hahamı Daniel Litvak tarafından onaylanmıştı. Ocak ayında, daha Rusya’nın Ukrayna işgali başlamadan önce Portekiz hükümeti Abramoviç’in Sefarad yasası üzerinden vatandaşlık alışını inceleyeceğini açıklamıştı.

Oligarklara itibar temizliği

Birçoğu Yahudi olan Rus oligarkların bu ve benzeri yasalar üzerinden AB vatandaşlığına geçip avantaj sağladığı eleştirisi Portekiz’de ve AB genelinde bazı aktivistlerden gelmişti. Porto cemaati, bu eleştirileri Abramoviç’in Yahudi dünyasında saygın bir bağışçı olduğunu söyleyerek karşıladı. Gerçekten de David Klion’un anlattığı üzere Abramoviç (ve birçok Yahudi oligark) Batı’da kendilerine saygınlık kazandırmak ve Rusya’daki ezici diktatörlüğe olan desteklerini örtbas etmek için farklı ülkelerde Yahudi kurumların cömert destekçisi oldular. Abramoviç’in parasından etkilenen ve Rus işgali sonrasında ona kısıtlama gelmemesi için kapalı kapılar ardında faaliyet gösteren kurumlardan biri de İsrail’deki Holokost müzesi Yad Vashem’di.

Hahama gözaltı, cemaatlerden tepki

Abramoviç dahil tüm bu başvurulara onay veren Porto hahamı Daniel Litvak 12 Mart’ta tutuklandı ve pasaportuna el konuldu. Yakalandığı esnada Haham Litvak İsrail’e doğru yola çıkmak üzereydi. Yolsuzlukla yargılanacak olan Daniel Litvak’ın vatandaşlık alabilmesi için Abramoviç’e düzmece evrak sağladığı söyleniyor. Gerçekten de Rusyalı bir Yahudinin Sefaradlık gerektiren bir yasa üzerinden vatandaşlık alması şaşırtıcı, zira Rusya İberya’dan kovulan Sefarad Yahudilerinin yerleştiği bir ülke olmamıştı. Sefaradların ciddi nüfusa sahip olduğu bölgeler Balkanlar ve Ege’deki Osmanlı kentleri ile İspanya’nın denizaşırı komşusu Fas’tı.

Hahamın gözaltına alınmasından sonra Porto Yahudi cemaati suçlamaları reddeden ve yaşanan baskıyı Engizisyona benzeten bir açıklama yaptı. Yetkililerin yürüttüğü para aklama, yolsuzluk ve sahte evrak hazırlama suçları hakkındaki soruşturma devam ediyor.

13 Mart’ta Porto Yahudi Cemaati artık vatandaşlık onay sürecinde rol almayacağını açıkladı. Açıklamaya göre cemaat “artık Portekiz Devleti’yle Sefarad Yahudilerini tasdik etmek için iş birliği yapmak istemiyordu.”

Cemaat, Sefarad tasdik sürecinde verilen görevi tam dürüstlük standartlarıyla yürütmüştü ve devam eden yargı süreci “inandırıcı olmayan anonim suçlamalara” dayanıyordu.

Hem Porto hem Lizbon cemaati adına yapılan ortak bir açıklamada cemaatler devletin verdiği tasdik görevinden tamamen çekildiklerini duyurdular ve yasa daha istişare sürecindeyken önerdikleri uluslararası bir Sefarad tasdik komisyonunun kurulmasını istediler. Böylesi bir komisyonun nasıl işleyeceği, hangi makamların ‘Sefaradlık’ kararı verebileceği bir muamma. Portekiz devletinin böylesi bir projeye dair bir açıklaması henüz yok.

Sefarad yasasında değişiklik

Ancak hükümetin Sefarad vatandaşlık sürecinde beklentilerinin yükseldiği anlaşılıyor. Yeni bir kararname ile yasada değişiklik yapıldı ve ‘Portekiz’e efektif bağ’ zorunluluğu yasaya eklendi. Bu değişiklik henüz uygulama aşamasında değil. Bu efektif bağı göstermek için Portekiz’de mirasçı olmak veya ülkeyi ziyaret etmek gibi kanıtlar aranabilir.

Bu değişiklik yasanın getirilme sebebi hakkında kuşkulara yol açıyor. 2015 yılında yürürlüğe giren İspanya ve Portekiz Sefarad vatandaşlık yasalarının ilan edilen amacı 1492’de (Portekiz’de 1496’da) Engizisyon ile sürülen ve o günden beri dünyaya dağılan Sefarad Yahudilerinin torunlarına bir nevi tazminat vermekti. Bu sayede iki ülke de tarihsel bir adaletsizlik yaptığı Sefaradlar ile yeniden bağlantı kuracak, ilişkilerini güçlendirecekti. Yasaların arkasında ekonomik ve siyasi başka sebepler de görmek çok zor değil. Tazmin ve yakınlaşma gerekçeleri, sürece getirilen zorunluluklar nedeniyle ikna gücünden yoksun. İspanya hükümetinin 2015’te dil ve vatandaşlık sınavını mecbur etmesiyle beraber ilgi tamamen Portekiz’e kaymıştı. Ayrıca İspanya, sözde onarıcı bir çaba olması gereken adalet sürecine son tarih koymuş, 2019’da yeni başvurulara kapıları kapatmıştı. Yani 4 sene içinde talepte bulunmayalar tazmin hakkını kaybedecekti.

Portekiz 2020 yılında da yasasında değişiklik yapmayı, yasaya Portekiz’e efektik bağ benzeri bir beklentiyi dahil etmeyi görüşmüş, ancak gelen tepkiler sonrasında hiçbir aksiyon almamıştı. Ancak daha önce de kamuda tartışılan bu değişiklik Abramoviç vakası ve Haham Litvak’a yolsuzluk soruşturması sonrasında çabucak işledi. Değişiklikler geriye dönük değil; yasadan yararlanarak Portekiz vatandaşı olan binlerce kişinin pasaportu geri alınmayacak. Ancak mercek altına alınan Roman Abramoviç soruşturma sonucunda vatandaşlığını kaybedebilir.

Yeni oluşan bu şartlarla beraber Portekiz’deki Sefarad yasası ülkeyle ciddi bağ kurmak isteyenlere sınırlandı. İspanya’nın süreci ise zaten kapalı. Sefarad Yahudilerin 500 yıl önce atalarını kovan ülkelerle kurdukları ilişkiler bu başvuru süreçlerinde sıcak bir hal almıştı. Binlerce kişi bu ülkelerin vatandaşı oldu. Ancak sıcaklığın ne kadar süreceği meçhul.

Altta yatan sorun küresel pasaport hiyerarşisi

Daha geniş anlamda küresel vatandaşlık eşitsizliğinin yarattığı ortama da ışık tutuyor Abramoviç vakası. Parasını Rusya’daki yolsuz sistemden çıkaran bu gibi milyarderler bazen düzmece yollarla bazen direkt satın alarak başka ülkelerin pasaportlarını kazanıyor, sonra yine paraları sayesinde ‘bağışçı’ adı altında itibarlarını temizliyorlar. Ancak vatandaşlık eşitsizliğinden mustarip olan tek grup uluslararası para kaçıran milyarderler değil. Daha rahat seyahat etmek, belki eğitim ve iş imkânlardan yararlanmak isteyen on binlerce Sefarad Yahudisi Arjantin’den, Venezuela’dan, Türkiye’den ve İsrail’den İspanya ve Portekiz’e başvurdu ve AB pasaportu aldı. Binlerce kadın (buna Türkiye vatandaşları da dahil) her yıl doğum yapmak için ABD ve Kanada’ya gidiyor, çocuklarına bu güçlü pasaportları alıp ülkelerine dönüyor.

Kısacası Portekiz’deki yasanın suistimal edilmesi hiç şaşırtıcı değil ve yapılan yeni değişikliğin büyük bir etki yapması da zor. Temel sıkıntı eşitsiz bir pasaport rejiminde yaşamamız. Bazı ülkelerde doğanlar rahatlıkla yerkürede hareket edebilirken, başka ülkelerde doğanlar hareketliliğe izin vermeyen belgeler taşıyor. Dünyanın çoğunluğu, ‘yanlış’ belgeleri taşıdığı için refahtan ve hatta yaşamdan mahrum ediliyor. Bu sürdükçe pasaport hiyerarşisinde sıçrama vadeden her kapı zorlanmaya, bazı zenginler bu uğurda yolsuzluğa girişmeye devam edecek.