Putin’in Nazisizleştirme bahanesi ve Ukrayna’nın Yahudi cumhurbaşkanı

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmak için öne sürdüğü bahanelerden biri ülkeyi Nazilerden arındırma isteği. Ukrayna’nın Nazi güdümünde olduğu uydurmasının köklerine bakınca birkaç hakikat tohumu dışında bir şey görmek mümkün değil. Hatta Volodymyr Groysman’ın başbakan, Zelensky’nin cumhurbaşkanı olduğu dönemde Ukrayna hem cumhurbaşkanı hem de başbakanı Yahudi olan İsrail dışındaki tek ülkeydi. Holokost’ta dedesinin üç kardeşi katledilen Zelensky bu iddialara sert bir cevap vermişti: “Ben nasıl Nazi olabilirim? Bütün savaş boyunca Sovyet ordusunda çarpışan, bağımsız Ukrayna’nın albayı olarak ölen dedeme açıklayın bunu.”

Rusya şu anda Ukrayna’yı işgal ediyor. Sadece ülkenin doğusunu değil, bütün Ukrayna’yı saran bu saldırıya başlarken Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin bir dizi bahane listeledi.

Putin devlet televizyonuna yaptığı konuşmada “özel askeri harekatın” gerekçelerini şöyle açıkladı:

“Amacı, halkı sekiz yıldır maruz kaldığı zorbalık ve soykırımdan kurtarmak. Ve bunun için Ukrayna’nın silahsızlaştırılmasını ve Nazisizleştirilmesini sağlayacağız.”

Putin burada açıkça Ukrayna hükümetini ve dolaylı olarak Ukrayna toplumunu Nazi olmakla suçluyor, bu ülkenin bütünüyle Nazi güdümünde olduğu iddiasını ileri sürüyor.

Bu suçlamayı hem Putin hem de farklı Rus yetkilileri daha önce de yapmıştı. 2014 yılında Kırım’ı ele geçirirken de Putin Ukrayna yönetimini Nazi olmakla suçlamıştı.

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelttiği Nazi karalaması bir propaganda kampanyası. Bugün Ukrayna’da Neo-Nazilik ve antisemitizm diğer Batı ülkelerinden daha ileri bir seviyede değil. ABD’de, Kanada’da, Almanya’da olduğu gibi küçük ve örgütlü Neo-Nazi grupları Ukrayna toplumu için de göz ardı edilemez bir sorun. Ancak 2019 seçiminde görüldüğü gibi aşırı sağın Ukrayna’da elde ettiği oy oranı sadece yüzde 2.25.

Zelensky’nin hikâyesi

Putin’in Nazi karalaması belki önceki dönemde şüphe uyandırıyordu. Bugünse akıl dışılığı gayet belirgin, zira Ukrayna 2019 yılında demokratik bir şekilde Yahudi bir komedyeni Cumhurbaşkanı seçti. İşgalle yüzleşmekte olan Ukrayna lideri Volodymyr Zelensky’nin iktidara geliş hikâyesi gerçekten film gibi. 21 Nisan 2019’daki ikinci tur seçiminde halkın yüzde 73 oyuyla göreve gelen Zelensky aslında bir oyuncu.

2015 yılında başlayan ‘Halkın Hizmetkârı’ adlı dizide başrol oyuncusuydu. Ülkedeki yolsuzluktan şikâyet eden bir öğretmeni canlandırıyordu.

Ülkenin sorunlarından ve oligarkların hırsızlığından ateşli bir şekilde bahsederken öğrencileri onu videoya çekiyor ve internete yüklüyorlar. Videonun viral olmasından sonra dizideki sıradan öğretmen bıkkın Ukrayna halkı tarafından Cumhurbaşkanı seçiliyor ve mütevazi karakter kendini sarayda buluyor. Dizi boyunca öğretmen-başkan oligark ve yerleşik elitlerin gücüne karşı durmaya, siyasetin iç yüzünü anlamaya ve Ukrayna’da yolsuzluğu bitirmeye çalışıyor. Bir dönem İngilizce altyazıyla Netflix’te de yayınlanan ‘Halkın Hizmetkârı’ başarılı bir komedi.

Dizi o kadar başarılı oluyor ki başroldeki Zelensky halk nezdinde inanılmaz bir üne kavuşuyor. Dizide halkın siyaset sahnesinde duymak istediği umutlu konuşmaları yapıyor. Bunun üzerine 2019 yılında adaylığını koyuyor ve diziyle aynı adı taşıyan partisi Halkın Hizmetkârı ile iktidara geliyor. Zelensky’nin Yahudi oluşu seçim kampanyasında önünü kesmiyor: yukarda belirttiğim gibi ikinci turu yüzde 73 oyla kazanıyor. Ukrayna’nın 100 binin üzerindeki Yahudi nüfusu siyaset sahnesine ve topluma son derece entegre. Hatta Volodymyr Groysman’ın başbakan, Zelensky’nin cumhurbaşkanı olduğu dönemde Ukrayna hem cumhurbaşkanı hem de başbakanı Yahudi olan İsrail dışındaki tek ülke olmuştu.

Bu gerçekler doğrultusunda, Holokost’ta dedesinin üç kardeşi katledilen Zelensky Nazi olma iddiasına sert bir cevap verdi: “Ben nasıl Nazi olabilirim? Bütün savaş boyunca Sovyet ordusunda çarpışan, bağımsız Ukrayna’nın albayı olarak ölen dedeme açıklayın bunu.”

Ukrayna’nın büyük Yahudi toplumundan birçok kişi de benzer şekilde ülkelerine yapıştırılan Nazi yaftasını reddediyor ve Putin’in bahanesini yalanlıyor.

Hakikat tohumları

Peki bu propaganda kampanyası nereden çıktı? Rusya’nın Ukrayna’yı Nazi olarak damgalamasının altında iki gerçeklik tohumu var. Bunların ikisi de hakikat içeren ve gerçekten önemli meseleler. Ancak Rusya’nın emelleriyle, Ukrayna’ya saldırmalarıyla alakaları yok. Bu iki konu da işgali meşrulaştırılmak için kullanılamaz.

Birincisi Rusya’nın yıllardan beri öne sürdüğü, Ukrayna’nın İkinci Dünya Savaşı hafıza siyasetine dair bir sıkıntı. Savaş sırasında bağımsız Ukrayna için örgütlenen bir grup olan Ukrayna Milliyetçileri Organizasyonu (OUN) ve örgütün içinden doğan Ukrayna Harekât Ordusu (UPA) aşırı sağcı yapılanmalardı. Savaş boyunca OUN ağırlıkla Sovyet karşıtı saldırılarda bulunmuş, bazen Almanlarla çarpışsalar da genel anlamda Nazi ilerleyişine katkı sağlamış, Nazi işgali sonrasında onlarla çalışmayı istemişlerdi. Bu gruplar Batı Ukrayna’da Polonyalıların etnik temizliğinde rol oynamışlardı. (Durum bu kısa özetten çok daha karmaşık ve bölge uzmanları mutlaka bu cümlelere belirli şerhler düşmek isteyeceklerdir.)

Nazi işbirlikçisi Stepan Bandera

Bu tarihi bugünle ilintili yapan asıl unsur Stepan Bandera ismi. Bandera OUN’un radikal kanadının lideriydi ve Nazilere bağlı bağımsız Ukrayna’yı ilan etmişti. Yahudi karşıtlığı ve Nazi destekçiliği biliniyordu. 2010 yılında dönemin cumhurbaşkanının bu korkunç ismi bağımsızlığa giden yoldaki katkıları sebebiyle Ukrayna Kahramanı ilan etmesi devletle Nazilik arasındaki ilişkiyi tartışma konusu yaptı. Bu karar tartışmalıydı ve Ukraynalıların çoğunun Bandera hayranı olduğunu söylemek kesinlikle abartılı olur. Daha sonraki Euromaidan protestolarında da küçük bir grup Bandera sempatizanı yer almıştı.

Rusya, hiç gecikmeden Bandera üzerinden Ukrayna’yı Nazilikle ilişkilendirmeye başladı. Bu malzeme Kırım’ın işgali sırasında da kullanılmıştı. Putin Kırım’ı alırken, 2014’te Ukrayna liderlerine “İkinci Dünya Savaşı’nda Hitler’in ortağı olan Bandera’nın ideolojik varisleri” demişti.

Diğer sıkıntı: Azov Taburu

Rusya’nın propaganda kampanyasının altındaki ikinci tohum ise gayet endişe verici olan Azov Taburu. Doğu Ukrayna’da yıllardır süren Rus işgaline karşı savaşan gruplardan biri olan Azov Taburu aşırı sağcı bir milis oluşumu. Açıkça Nazi sembolleri kullanan, Nazi selamı veren bir silahlı grup. Azov Taburu’na Batı ülkelerinden askeri ve finansal destek gittiği haberleri (özellikle Rusya sempatizanı) bazı yayınlarda bir süredir tartışılıyor ve tedirgin edici bir mesele. Ancak bu Neo-Nazi milis örgütü ne Ukrayna’nın başat siyasi eğilimlerini yansıtıyor ne de karşı çıktıkları Rusya’nın haklılığını.

Azov ve Bandera üzerinden Rusya Ukrayna’yı Nazi olarak göstermeye, bu şekilde işgalini meşrulaştırmaya çalışıyor. Buna ikna olan bazıları olacaktır. Ancak bu karalama tamamen abes. Özellikle Ukrayna’nın Yahudi bir cumhurbaşkanı tarafından yönetildiği göz önünde bulundurulunca Rus propagandasının saçmalığı iyice belirginleşiyor. Buna rağmen Putin iddiasını yinelemeye devam ediyor: En son Ukrayna yetkililerinin “Kyiv’de toplanan bir grup uyuşturucu bağımlısı ve Neo-Nazi” olduğunu, tüm Ukrayna milletini rehin aldıklarını söyledi.

Ukrayna’nın cevaplarında Hitler benzetmesi

Diğer yandan Ukrayna kendini söylem olarak savunurken, Rusya propagandasına karşı durmaya çalışırken benzer bir şey yapıyor: söylemini hep İkinci Dünya Savaşı üzerinden oluşturuyor.

Ukrayna devletinin resmi Twitter hesabı Hitler’in Putin’in yüzünü okşadığı bir resmi yorumsuz paylaştı. Bu şekilde işgalci Putin’in yeni Hitler olduğu veya Hitler’in yolundan yürüdüğünü söylüyor.

Cumhurbaşkanı Zelensky de aynı benzetmeyi yaptı. Açıklamasında Rusya’nın “aynı Naziler gibi” Ukrayna’ya haince saldırdığını, Rusya’nın Naziler gibi “kötülük yolunda” olduğunu söyledi.

Bu sözlerden ne anlamalıyız? Neden bu savaşta iki taraf da birbirini Nazi olarak göstermek istiyor? Bunu çözebilmek için hafıza siyaseti literatürüne bakmak lazım. Bugün genel anlamda Batı tahayyülünde siyasi kötülük direkt olarak Nazilerle ve İkinci Dünya Savaşı’nda yaptıkları soykırım, katliam ve işgallerle özdeşleşmiş durumda. Siyasi hafıza, özellikle 90’lardan beri o kadar donmuş ve kristalleşmiş durumda ki başka herhangi bir tarihi olay üzerine ahlaki bir duruş ana akımın dışında kalıyor. Farklı toplumsal kesimlerin ortaklaşa tartışmasız (maalesef giderek tartışmalı) kötü olarak gördüğü tek tarihsel aktör Naziler ve belki de tek kötülük Holokost.[1]

Bundan dolayı hem işgal edilen Ukrayna hem de işgalci Rusya ötekini Nazi olarak yaftalamak; bu sayede karşı tarafın tartışmasız kötü, tarihsel canavar olduğunu kanıtlamak istiyor.

Rusya’nın yıllardır sürdürdüğü ‘Nazi Ukrayna’ propaganda kampanyası, işgaline sebep değil, ancak geçersiz bir bahane olabilir. Azov Taburu ve Bandera konularını unutmasak da işin doğrusu bu bahanenin akıldışı olduğu. Dünya kamuoyu bu Ukrayna’nın aşırı sağ birkaç gruptan ibaret olmadığını, işgali hak etmediğini bilmeli.


[1] Türkiye hiçbir zaman bu hafıza ortamının parçası olmadı, zaten ülkemizde Holokost eğitimi veya hafızası neredeyse sıfır seviyesinde. Olan hafıza da tamamen kendini masallar üzerinden kahraman ilan etmekten ibaret.