ABD’de postayla oy tartışması: Riskleri ve olumlu yanları

ABD’de 3 Kasım seçimleri yaklaşırken, posta yoluyla oy kullanma konusundaki tartışmalar güncelliğini koruyor. Başkan Trump’ın posta kurumundaki aksaklıkları gösterip seçimleri erteleme girişimleri Obama başta olmak üzere büyük tepkiyle karşılaşmıştı. Evden oy kullanılmasına imkân veren bu usûl nasıl işliyor? Bu mesele de mi eyaletlere göre değişiyor? Riskleri ve olumlu tarafları neler? Serbestiyet derledi.

Nisan ayının başında, diğer bölgelerin aksine eyalet seçimlerini ertelemeyen Wisconsin’deki oy kullanma merkezleri önündeki görüntüler, ilk ayını doldurmuş olan koronavirüs pandemisi sürecinde endişe yaratmış, milyonlarca Amerikalının 3 Kasım seçimlerinde sandığa gitmesinin tehlikeleri tartışılmaya başlamıştı.


Oy sırasında bekleyen bir Wisconsin seçmeni, “Bu saçmalık” yazan pankartı tutarak poz vermişti.

Akla gelen ilk yöntem, mevcut yöntemlerinden biri olan posta yoluyla oy kullanma oldu. 

Pew Araştırma merkezinin Nisan ayındaki araştırmasında ABD vatandaşlarının 3’te 2’si virüsün seçimleri baltalayacağını düşünürken, yetişkinlerin yüzde 70’i de seçimlerin posta yoluyla yapılmasını desteklediğini belirtmişti. 

Ama öte yandan Trump’ın ABD posta hizmetlerinin başına atadığı Cumhuriyetçi Parti destekçisi Louis DeJoy, koronavirüs pandemisinde ekonomik krizle boğuşan kurumda tasarruf önlemleri almış, işleyişte bazı değişikliklere gidilmişti.

Bu değişiklikler arasında bazı posta kutularının kaldırılması, dağıtım takviminin seyrekleştirilmesi ve posta ayırma merkezlerinin sayısının azaltılması yer alıyordu. Ayrıca bazı posta ayrıştırma makinelerinin de rutin bakım gerekçesiyle devre dışı bırakılması planlanıyordu.

ABD vatandaşlarının yüzde 76’sının posta yoluyla oy kullanmasının beklendiği seçimlerin öncesinde bu düzenlemeler büyük tartışmaya neden oldu. Geçen hafta Salı günkü açıklamasında kurum başkanı DeJoy, değişikliklerin 3 Kasım sonrasına ertelendiğini duyurdu:

“Seçimde posta yoluyla kullanılan oyların etkileneceğine dair bir izlenim yaratmamak için bu girişimleri seçimler tamamlanana kadar erteliyorum.”

Trump’ın seçim erteleme girişimlerini protesto eden bir eylemden.

Posta yoluyla nasıl oy kullanılır?

Aslında birkaç ayrıntı dışında, tercih yapılan oy pusulasının oy merkezine ulaşma süreci, birine kargo veya mektup gönderdiğinizde gerçekleşecek prosedür ile aşağı yukarı aynı. 

Vatandaşlar, posta yoluyla oy kullanacaklarını e-mail ile bildiriyor ve oy pusulası talep ediyor. Haftalar öncesinden başvuru imkânı tanınan sistemde pusula doldurup zarf konuyor ve imzalı zarf evdeki posta kutusuna atılıyor. Daha sonra posta servisi bunları oy merkezlerine gönderiyor. Oyların teslim alındığına ve sayıldığına dair bilgi SMS yoluyla seçmene iletiliyor.

Gizlilik ve nizam aynı anda nasıl sağlanıyor?

Adrese gelen postanın zarfında isim ve adres yazsa da, oy pusulasında ihtiyaç olan sadece imza. Bu imzanın, geri gönderilecek zarftaki imzayla uyumlu olması gerekiyor. Seçim bölgelerinde dağıtılan zarfların büyük bir çoğunluğunda bulunan kodlarla seçmen bilgisi eşleştirilmiş halde. Oy pusulasında ise böyle bir kod veya adres bilgisi yer almıyor.

Gizlilik şu şekilde sağlanıyor: Zarfları açan ve oyları sayan ekipler birbirinden ayrı tutuluyor. Zarfların açıldığı ve sayımların yapıldığı her odada kontrol yapan denetçiler bulunuyor ve dışarıdan vatandaşların süreci şeffaflık içinde gözlemelerine müsaade ediliyor.

Sistemi eleştirenler, özellikle sayım öncesinde zarf veya pusulada bir sıkıntı çıkması durumunda seçmen bilgilerine ulaşmanın ve böylece az sayıda da olsa bazı kişilerin kime oy verdiğinin anlaşıldığına, bunun bir gizlilik ihlali olduğuna dikkat çekiyor. 

New York, Illinois, Utah, California, Texas gibi eyaletler, oy pusulalarına seçim tarihinden önce posta mührü basılmış olması şartını öne sürerken, Oklahoma, Pensilvanya ve Florida gibi eyaletler seçim gününde oy pusulasının ulaşmış olmasını yeterli görüyor.

2000 genel seçimlerinden beri Seattle’da posta yoluyla oy kullanan Vox muhabiri David Roberts, biraz kolaylaştırıldığında bunun çok pratik bir yöntem olacağını söylüyor.

Posta yoluyla oy kullanılmasını savunanlar, önceki seçimlerde birçok insanın sandığa gitmemesine neden olan işten izin almak, oy sırasında saatlerce beklemek, listede kazara ismin üstünün çizilmesi gibi problemlerin bu şekilde ortadan kaldırdığını vurgulanıyor.

Oylar çalınabilir, üzerinde oynanabilir ya da kaybolabilir mi?

2016 seçimlerinde “mail-in voting”i tercih eden 33 milyon seçmenden 73 bin 565’inin oy pusulası, zamanında merkezlere ulaşmadığı için geçersiz sayılmış. 

CBS News, Philadelphia’da yaptığı deneyde, nizami bir şekilde doldurulan ve ayrı ayrı zarflanıp posta kutularına koyulan örnek 100 oy pusulasının akıbetini araştırmış.

Sonuç: Oyların 97’si yerine ulaşmış ve kalan 3 oyun başına ne geldiği bilinmiyor. Ayrıca bu 100 oydan 21’i de 4 günden önce gerekli yere ulaşmamış. 

Ulusal Yasama Konferansı’nın verilerine göre, posta yoluyla oy kullanmanın zorluk derecesi kırmızının tonlarına göre belirtilmiş:

Postayla oy kullanımına karşı olanların en ünlüsü Donald Trump. Kameralar karşısında veya Twitter’da, bulduğu her fırsatta bu yöntemin seçimde yaygın usülsüzlüklere yol açacağını ileri sürüyor.

En son Pazar günü attığı tweet’te yine bu konudan bahsediyordu:

“(Postayla oy kullanmak) Her şeyin ötesinde bir kişinin birkaç defa oy kullanmasını mümkün kılıyor. Aynı zamanda bu posta kutularını kim kontrol ediyor? Bunlar Cumhuriyetçi bölgelerde mi, Demokrat bölgelerde mi? Covid açısından sterilize edilmediler. Tam bir düzenbazlık!”

Twitter, ABD başkanının bu tweet’ine “toplum ve seçim güvenliği hakkındaki Twitter Kuralları’nı ihlal ettiği” için kısıtlama getirdi.

Uzmanlar yaygın bir usulsüzlüğün mümkün olmadığını belirtiyor. Seçim araştırmalarıyla da bilinen Brennan Center’dan Wendy Weiser, “Oy pusulanızın bir usulsüzlüğe kurban gitmesi ihtimali, yıldırım çarpma olasılığından hâlâ daha az” diyor.

Ama asıl problem, posta yoluyla kullanılacak oyların büyük bir çoğunlukta olacağı bir seçime çoğu eyaletin hazır olmaması. Postayla oy kullanmak her eyalette bir şekilde imkân tanınan bir yöntem olsa da problemler yok değil. Çoğu eyaletin postayla oy kullanma için sunduğu opsiyon, seçim günü seçim bölgesinde bulunamayacakların kullanabileceği “absentee ballot” denilen “gaip oy” yöntemiydi.

Bu yöntemle bazı eyaletlerde ancak ispat edilebilir mazeret bildirildiği takdirde başvurulmasına izin veriliyordu. Yaygın şekilde postayla oy kullanma söz konusu değildi. 2020 seçimlerine kadar sadece 4 eyalette, her şekilde posta yolunu kullanarak oy verme işlemi mümkündü.

Önceki seçimlerde mavi renkli eyaletlerde istenildiği gibi her türlü postayla oy mümkünken, açık kahverengi (mazeret bildirerek) ve yeşil eyaletlerde sadece gaip oy kullanılabiliyordu. 

Örneğin 2016’da Wisconsin’de 250 bin seçmen “absentee ballot” yoluna giderken, bu sayı aynı eyalette Nisan ayında 1 milyon 250 bin oldu. Bu yüzden Nisan ayında oy pusulasını teslim alamayan yüz binlerce seçmen sandıklara gitmeyi tercih etti ve haberin başındaki uzun kuyrukların ve sosyal mesafe kuralı ihlallerinin gözlemlendiği görüntüler oluştu.

Önceki İçerikNeden ‘kadına yönelik’ şiddet?
Sonraki İçerikTürk-Yunan ilişkilerinde yeni olan ne?