Sıradaki taşlar kimler için yağacak?

Bir İslam aliminin hele de inanç ve yaşam tarzı yüzünden defalarca yumruk yemiş birinin, inancı gereği kabul etmediği bir şeye dair aklına gelen ilk tedbirin devletin yumruğu olması bir kenarda dursun, biz taş yağmurları ve depremlere sebep olabilecek çok daha büyük günahlara bakalım; Adaleti gözetmemek ve adaletle hükmetmemek; devlet ve vakıf malı gibi toplumun ortak hakkı olan şeyleri haksız yere gasp etmek ve uygunsuz bir şekilde kullanmak ve rüşvet alıp vermek... Bunlar kul hakkıdır ve bundan daha büyük ve topluca helak olmayı cezbedecek daha büyük bir günah da yoktur.

A Milli Voleybol Takımı oyuncusu Ebrar Karakurt’un cinsel yönelimi üzerinden başlayan tartışmaya, geçtiğimiz ay paylaştığı bildiri ve bu hafta paylaştığı video ile kamuoyunda Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü de katılmıştı. Ünlü, web sitesinde yayınladığı bildiride Karakurt’un cinsel yönelimini teşhir etmesine tepki göstermiş, yetkililerin tedbir almasını ve Karakurt’un gençlere kötü örnek olacağını iddia ederek milli takımdan ihraç edilmesini talep etmişti.

(https://www.cubbeliahmethoca.com.tr/tr/basinduyuru/devlet-kadrosunda-bulunan-birinin-lezbiyenligi-degil-lezbiyenligi-teshiri-ve-insanlarin-bunu-savunmasi-basimiza-ne-isler-acacak)

Bu hafta yayınladığı “Lezbiyenlik ve Eşcinsellik Normal Görülmeye Başlanırsa Hakîkî Mânâda Gökten Taş Yağacak ve Çok Zelzeleler Olacak!” başlıklı konuşmasında ise (https://www.twitter.com/c_ahmethoca/status/1435198670912229380) açıktan işlenen günahlara, özellikle de eşcinselliğe kayıtsız kalınması halinde toplu bir felaketin herkese geleceğine dair rivayetleri paylaşmış; ikazlarını yaparak kendi vazifesini yapmış olduğunu ve toplu azaptan dünyada olmasa bile ahirette kurtulduğunu ilan edip hepimizin gönlünü ferahlatmıştı ki, sonrasında açıktan işlenen ve kayıtsız kalınan tek günahın kolay lokma olan Karakurt’a ait olmadığı hatırlara geldi.

Her ne kadar kimseyi ilgilendirmese ve peşine düşmemiz dinen caiz olmasa da, bir zaruret olarak belirtmeliyim ki Karakurt’un cinsel yönelimini açık etmesi, kendisinin Ahmet Mahmut Ünlü’nün bahsettiği lezbiyen cinsel ilişki içerisinde olduğunu sabit kılmaz, hattâ Ünlü’nün isnatlarının iftira olma olasılığı da vardır ki durum böyle ise taşlar bambaşka şekilde yeniden dizilebilir.

Bir İslâm aliminin, hele de inanç ve yaşam tarzı yüzünden defalarca yumruk yemiş birinin, inancı gereği kabul etmediği bir şeye dair aklına gelen ilk tedbirin devletin yumruğu olması bir kenarda dursun; biz taş yağmurları ve depremlere sebep olabilecek çok daha büyük günahlara bakalım.

Günah kavramı özetle Allah’ın emirlerini terk etmek veya yasaklarını çiğnemektir. İslâm inancında günahlarda ısrarcı olunduğunda, teşhir edildiğinde, kitlesel hale geldiğinde ve kayıtsız kalındığında Allah’ın azabının peşinen bu dünyada veya mühlet verilerek ahirette tecelli edeceğine dair inanış ittifakla sabittir.

Günümüzde üzerinden en çok ısrar edilen ve kitlesel hale gelen, hattâ “çalıyor ama çalışıyor da” gibi ifadelerle meşru bile görülen en büyük günah, hiç şüphesiz ki kul hakkıdır. Mesela, bir kimsenin veya bir kesimin canına, malına, şeref ve haysiyetine ilişmek, ki günümüzde ardı arkası kesilmeyen kadın cinayetleri ve çocuk tecavüzleri başlıca örnekleridir; aldatmak, kandırmak, tehdit veya manipüle etmek; haksız yere üzmek, korkutmak veya mahkûm etmek; masum ve suçsuz bir kimseye iftira etmek; adaleti gözetmemek ve adaletle hükmetmemek; devlet ve vakıf malı gibi toplumun ortak hakkı olan şeyleri haksız yere gasp etmek ve uygunsuz bir şekilde kullanmak ve rüşvet alıp vermek, kul hakkıdır ve bundan daha büyük ve topluca helâk olmayı cezbedecek daha büyük bir günah da yoktur.

Türkiye Diyanet Vakfı’nın yayınladığı İslam Ansiklopedisi‘nde ise “Kul hakkı” maddesi altında şöyle denmiştir:

“İslâm âlimlerinin çeşitli âyet ve hadislere dayanarak tesbit ettikleri büyük günahların (kebâir) çoğu kul haklarıyla ilgilidir. Bunlar arasında adam öldürme, hırsızlık, hıyanet, zimmet ve irtikâp, ana babaya kötülük etme, akrabalık ilişkilerini kesme, yalancı şahitlik, haklıyı haksız, haksızı haklı gösterme amacıyla yalan yere yemin etme, mâsum insanlara iftira etme, yetim malı yeme, tefecilik yapma, halk üzerinde zulüm ve baskı kurma, eziyet ve işkence etme gibi hak ihlâlleri de bulunmaktadır.”

(https://www.islamansiklopedisi.org.tr/kul-hakki)

Öte yandan, zina veya alkol gibi günahların affı, samimi bir pişmanlık ile tövbe etmeye bağlanmışken, kul hakkının affı, hakkı yenilen kullardan helallik almaya ve adaletin tam tecelli etmesine bağlanmıştır (Buhârî, “Meẓâlim”, 10; “Riḳāḳ”, 48). Dolayısıyla bu günahlara ve bunları işleyenlere kayıtsız kalmak, hattâ desteklemek de bir o kadar şiddetli azap gerektiren ve topluca helâk olmayı celbeden durumlardır.

Sayın Ünlü’nün Ebrar Karakurt için kullandığı “İnsanlara kötü örnek olan kişileri devleti temsil eden kurumlarda çalışmaktan el çektirmeli ve böylece topluma doğru telkinde bulunmalıdırlar ki bir daha bu gibi gayrimeşru fiilleri teşhir etmeye kalkanlar devlet vazifesinde çalışamayacaklarını anlayarak kendilerine çeki düzen versinler” ifadesi, kul hakkını ihlal eden kimseler için nasıl uyarlanmalı bilemiyorum; ancak korkarım ki sıradaki taşlar günahların en büyüğü olan kul hakkını ihlâl edenler, buna ses çıkarmayanlar, hattâ destekleyenler için yağabilir.

*Mahmut Ertürk

Ortaöğretim ve liseyi Almanya’da tamamladıktan sonra klasik medrese ilimleri tahsil etti, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi tarih bölümünden mezun oldu. İstanbul Şehir Üniversitesi’nde başladığı yüksek lisansını halen Marmara Üniversitesi’nde sürdürmektedir.