Anasayfa / Haberler / Yavuz Saltık, Silivri’den yazdı: “Serkeftin Amedspor”

Yavuz Saltık, Silivri’den yazdı: “Serkeftin Amedspor”

İBB Davasında tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı ve Öteki Trabzonspor kitabının yazarı Yavuz Saltık, Silivri’den Serbestiyet için yazdı: “Sen boş ver bunları Vahap…Kabul edersen, Silivri’de çok fazla Trabzonsporlu yatıyor ve buradan sana ve Amedspor camiasına sesleniyoruz: “Serkeftin Amedspor”

Trabzon’da doğmuş, 18 yaşına kadar orada yaşamış birisi olarak Diyarbakır’ı kendi memleketim gibi görürüm. Sokak sokak; insan değerleriyle, kültürüyle, tarihiyle, gastronomisiyle bendeki yeri ayrıdır Diyarbakır’ın. O yüzden gönlümden hiçbir Diyarbakırlının Trabzon’a yönelik olumsuz bir sözü geçemez.

Hayatım boyunca sadece Trabzonspor’a üye olmuştum. 1 yıldır Cezaevindeyim; o nedenle fiziki olarak Amedspor’a başvurup üye olamıyorum. Ama birkaç dostum üzerinden Amedspor’a üye olmak istediğimi, üyelik formuna imzayı serbest kaldığımda atmak istediğimi belirtmiştim. Amedspor yönetiminden cevap bekliyorum.

Trabzonlu olmadığı halde Trabzonsporu tutanlar, memleketin ötekileri..

Çok güzel anlamlar yükleyerek destekliyor ve seviyor Trabzonspor’u. Laz, Alevi, Roman, Kürt, Belçikalı, Yunan, Ankaralı, Bingöllü, Muğlalı, Erzincanlı… Trabzonsporlularun çok farklı duyguları; rasyonel veya irrasyonel gerçekleri var.

İslamcı, sosyalist, Atatürkçü, liberal, milliyetçi… Her kimlikten, her siyasi görüşten insanı da buluşturuyor Trabzonspor. Ayrıştıran değil, birleştiren bir yönü ve gücü var bu anlamda.

Sportif arenada Amedspor’un da sadece Diyarbakırlıların desteklediği bir takım olmayacağı açık. Farklı illere, farklı kimliklere ve farklı yaşam tarzlarına dokunacağı, insanları heyecanlandıracağı muhakkak. Benim ve benim gibi pek çok insana sempatik gelmesi; binbir zorluğu, her badireyi aşıp bu arenaya kendi kimliğiyle çıkması da her türlü takdiri hak ediyor. Bunu tüm şehir takımlarına da tavsiye ediyorum.. Amedspor bu yönüyle aslında yeşil sahalardan ülkenin demokrasi mücadelesine taze bir nefes olabilir.
Bu anlamda ‘’bir ümidim sende anlıyor musun?’’ dizeleriyle büyük üstad Ahmed Arif’i anmadan geçmeyeyim dedim.

Amedspor ve onun sosyolojik varlığı çözüm sürecinde beklenen adımların atılmasında katalizör bir rol de oynayabilir. Bunun için biraz empati, biraz hoşgörü ve farklı olana tahammül etmeyi öğrenmesi gerekiyor sporseverlerin. Tabii ki Amedspor camiasına da düşen tarihî sorumlulukların olduğunu vurgulamak gerekiyor. Başta sportif arenada verecekleri mücadelenin hakkını vererek ve en ufak olumsuzlukta suçluyu başka yerlerde aramamak gibi. Zira futbol camiası zaten bu tartışmaların her türlüsünü her yıl bıkmadan, usanmadan yaşıyor.

Hiçbir ihtiyacımız olmayan başka bir anlamsız ve beyhude bir tartışmanın kapısını Amedspor aralamamalı. Buna en çok Amedspor itiraz etmeli. Yoksa her Anadolu kulübü, sermaye takımları tarafından yıllardır her türlü ayrımcılığa uğruyor zaten.

Benim ve benim gibi bir çok Trabzonsporlu için, Amedspor da sadece sıradan bir futbol kulübü değildir. Diyarbakır Burçlarında alınan özgürlük nefesi, Hevsel bahçeleri, Sur Mahallesi’dir, Giragos Kilisesi’dir, Nebi  Camii’dir, Malabadi Köprüsü’dür. Sezai Karakoç dizeleridir. biraz Dicle naifliği, kalanı hüzündür.

Trabzonlu olmadığı hâlde Trabzonspor’u tutan insanlara uzaylı muamelesi yapıldığına çokça şahit olmuşsunuzdur. Hakkârili biri Galatasaray, Fenerbahçe veya Beşiktaş’ı tutunca bu sorun olarak görülmüyor. Benim tanıdığım en güzel Trabzonsporlulardan biri de Diyarbakırlı akademisyen dostum Vahap Coşkun’dur. Geçen haftalarda Süper Lig’e yükselen Amedspor’u tebrik eden kulüpler arasında Trabzonspor’u göremeyen Coşkun, “Yapma böyle gözünü seveyim” diyerek kulüp yönetimine, kendi iç duygusuyla sitemlerini iletti.

Vahap Coşkun, hiçbir rasyonel gerçeklikle açıklanamayacak bir yerden tarif ediyor Trabzonsporluluğunu. “Öteki Trabzonspor” kitabında bunu “Sebepten Azade” başlıklı enfes yazısında çok güzel özetlemişti. Bir futbol takımını hiçbir ortak yanı olmadığı hâlde sevmek; bir futbolcuya kendini yakın hissetmek gibi bir şeye taraftar olmak…

“Bir denizi bir bardağa dolduramazsın.”

Kahramanmaraşlı şair ve ressam dostum Sait Işık da, Trabzonspor’u tarif ederken böyle şahane bir tanımlama yapmıştı. Vahap Coşkun’un kalbini mutmain eder mi bilmem ama sevgili dostuma Silivri Cezaevi’nden sesleniyorum:

Amedspor’u tebrik etmeyen mevcut Trabzonspor yönetimi, Trabzonspor’un ya ruhunu, kalbini, manasını anlayamamış ya da o denizi bir bardağa sığdıramayacağı için inat ediyor. Ya da elindeki bardağın da, denizin de ne anlama geldiğini bilmiyor. Belki de umursamıyor.

Bu tip Trabzonsporlular bilmezler Vahap… Trabzonspor borsa değildir. Bankalar Birliği borcu, scout ekibi değildir. Trabzonspor dağların incisidir, yaylaların çiçeğidir, Ayvazovski tablosundaki karadeniz’in hırçın dalgasıdır.

Kazım Koyuncu rahmetli olduğunda Harbiye Açık Havada’ki cenazesinde “doğunun çocuklarından kuzeyin çocuklarına selam” getiren dostları unutmadık. Yaramız kanadığında, sol yanımız acıdığında bize kim omuz verdi biliyoruz. Hepsinin olmasa da bir çok Trabzonsporlu’nun bu konudaki toplumsal hafızası iyidir.

Sen boş ver bunları… Ligler başlasın hele. Trabzonspor–Amedspor maçını dostluk için beraber izleyen gerçek Trabzonsporluların bu talihsizliği sana unutturacağından eminim.

Kabul edersen, Silivri’de çok fazla Trabzonsporlu yatıyor ve buradan sana ve Amedspor camiasına sesleniyoruz: Serkeftin Amedspor

Şimdi bu, adına Süper Lig denen arenada mücadele verecek Amedspor. Tüm maçlarının centilmence, sportmence, barış ve kardeşlik havasında geçmesini diliyorum.

Çözüm süreci yaşanıyor malum. Bir çözüm de kulüp yönetimine, spor yazarlarına, yorumculara, medyaya, tribün liderlerine ve tabii ki yönetenlere düşüyor. Trabzonspor tribünleri Amedspor maçında tüm Türkiye’ye iyi örnek olmadı. Akyazı’dan barış, kardeşlik, türkü sesleri yükselmeli. Aynı şarkılar Diyarbakır’dan da yükselip yeri göğü inletmeli.

Bu kurtlar sofrasına yeni gelen ve daha şimdiden Trabzonspor gibi “öteki” görülen Amedspor’a kol kanat germek yakışır Trabzonspor’a. Göreyim sizi… Kimliğini papara stadından değil, öğretmen Hüseyin Avni Aker’den alan bir takımdır Trabzonspor… Paranız, gücünüz değil; aklınız vicdanınıza kavuşsun. Hançereniz parçalanırcasına…

Şimdilik biz de Silivri’de bağıracağız:

“Tüm saha sonuçlarından azade, Serkeftin (başarılar) Amedspor…”

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın