ABD neden kaybetti?

Batı tarzı eğitim, batılı 'özgürlük' kodları Afganistan’daki açlık sınırında yaşayan geniş kitleleri cezbetmedi. Batı dünyası, İslam dünyasındaki ABD’ye ve Batılı ülkelere yönelik tepkiselliği anlamakta güçlük çekiyor. Onca yatırıma, askeri yığınağa karşın, destekledikleri yönetimin ordusuyla birlikte kaçışını belli ki şaşkınlıkla karşılıyorlar.

ABD, 1970’li yıllarda Vietnam’da ağır bir yenilgiye uğramıştı. Önceki gece ABD Başkanı Afganistan’dan çekilme kararını açıklarken, uzun bir aradan sonra yeniden bir kaybeden olarak konuşuyordu. Afganistan, Vietnam’dan bu yana en ciddi kayıplardan biri. Bir coğrafyaya dışarıdan gelen yabancı bir gücün, örgütlü bir çete savaşıyla başa çıkması imkansıza yakındır.

Vietnam’da bunu görmüştük. Afganistan’da da tekrar etti. Vietnam’daki direnişçilerin ideolojisi komünizmdi, Afganistan’dakilerin İslamcılık. Batılılar, bu halkların nasıl olup da İslamcılığın ya da komünizmin (yani onlara göre baskıcı otoriter ideolojilerin) peşine takıldıklarını anlamakta genelde zorlanırlar. Bu ülkeler uzun bir yoksulluk tarihine sahip. Yoksul ve çaresiz topluluklar, radikal çözümlere daha yatkın oluyor. En kanlı örgütler bu tür bölgelerde taraftar bulabiliyorlar. Biden, çekilme gerekçelerini savunurken “Kendi ülkesini savunamayanları biz neden savunalım” diyerek, suçu bölgede kurulan Batı destekli yönetime yıkmayı tercih etti. İşin doğrusu, ABD bölgede askeri olarak yenildi. Siyasi olarak, ideolojik olarak yenildi.

Afganistan’ın yoksul yığınları, Batılı yönetimlerin ‘modernleşme’ çabalarına, yabancı bir mesele gibi bakıyorlar. Batı tarzı eğitim, Batılı ‘özgürlük’ kodları Afganistan’daki açlık sınırında yaşayan geniş kitleleri cezbetmedi. Batı dünyası, İslam dünyasındaki ABD’ye ve Batılı ülkelere yönelik tepkiselliği anlamakta güçlük çekiyor. Onca yatırıma, askeri yığınağa karşın, destekledikleri yönetimin ordusuyla birlikte kaçışını belli ki şaşkınlıkla karşılıyorlar.

Batı silahlarıyla donatılmış 300 bin kişilik Afgan hükümet birlikleri, 70 bin kişilik Taliban askeri karşısında bozguna uğradı. Bunu yapay bir askeri bakış açısının bölge gerçekleri karşısında çöküşü olarak görebiliriz. Afganistan bir Asya ülkesi. Rusya ve Çin faktörlerini hesaba katmadan yapılan hesaplar, yenilgiyi anlamaya yetmez. İşin diğer boyutu da Afgan toplumu içinde modernleşme yanlısı birikimin de belli bir güce ulaşmış olması. Son 20 yıl, kız çocuklarını okula gönderen, kadınların sosyal hayat içinde yerini almasını savunan bir anlayış Afganistan’da önemli bir potansiyel oluşturdu.

ABD’nin yenilgisine neden olan toplumsal direnç, yalnızca Taliban’dan ibaret bir direnç değil. Baştan beri ABD işgalinden mutlu olmayan, ama Taliban’ı istemeyen bir başka birikim de var. Sonuç olarak; ABD yalnızca askeri güçle bir ülkeye dışarıdan gelerek egemen olmanın mümkün olmadığı gerçeğini bir kez daha yaşadı. Ancak film henüz bitmiş değil. Büyük yoksulluk ve çaresizlik içindeki toplumun arayışlarına, Taliban’ın otoriter, yasaklayıcı, sert yönetim tarzı cevap verebilecek mi? Yaşayarak göreceğiz.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN