Bir teklif: Büyükelçilik kütüphaneleri

 

Giriş

 

Türkiye’de bir kütüphane meselesinin olması gerektiği, hatırlanacağı üzere, daha evvelki bir yazıda dile getirilmişti. Dahası, konu sadece dile getirilmekle kalmamış, kütüphane meselesinin son tahlilde bir memleket meselesi olarak görülmesi gerektiği de örneklerle vurgulanmıştı. Bununla da yetinilmemiş, aralıklarla konunun çeşitli açılardan ele alınacağı duyurulmuştu. Bu yazıda ise söz konusu mevzuya ilişkin belki de en son ele alınacak büyükelçilik kütüphanelerine dair bir öneri paylaşılacaktır.

 

Kütüphane kurumu

 

Hiç kuşkusuz düşünce dünyasının yeşerebilmesi her bakımdan çeşitli bilgi ve türevlerinin derlenmesi yanında tasnif edilmesine bağlıdır. Bilgi türevleri ise, şüphesiz, bilgi merkezleri, kütüphaneler, arşivler, belgelikler, araştırma merkezleri, müzeler ve diğer kurum-kuruluşlar eliyle üretilir ve yaygınlaştırılırlar. Entelektüel rüştünü ispat etmiş toplumlar için yukarıda anılan kurum ve kuruluşlar hem akıl hem de kalp hükmündedir. Kalbin düzenli çalışmasıyla kanı vücudunun her yanına ulaştırmasında olduğu gibi bilgi merkezleri de üretilmiş ve işlenmiş bilgi ve enformasyonu yorum yapmaksızın önce memleketin sonra da dünyanın her yanına eriştirirler. Bu türlü becerilerinin yanı sıra mukayeseli araştırma çalışmaları için uygun ortamlar oluşturup bilgi ve enformasyonun yorumlanmasına da vesile olduklarından, bu merkezler, akıl gibidirler! Dolayısıyla kalp ve akıldan yoksunluk insan için ne ise her çeşit bilgi merkezinden yoksunluk da bir memleket için o ölçüdedir.

 

Başlı başına bir girişim olarak, şuursuzca, bilgi, enformasyon ve veri toplamanın bir anlamı ne yazık ki yoktur. Anlamsız bir şekilde ve oburca her şeyi depolamak, sadece ve sadece ihtikara girer ki bu istenilen bir durum değildir. Arzu edilen şey, yaratıcı, evren ve insan üçlüsü arasındaki ilişkilerin, fizik ve metafizik kaynaklı ne varsa, birbirleriyle alakalandırılarak anlaşılması girişimidir. Bunu yapmanın hem yolu hem de sonucu ise hiç şüphesiz bilgi merkezlerini kurmak, geliştirmek, yaygınlaştırmak ve özgünleştirmektir. Aksine çabalamak ise boş bir heyecan, boş bir gayret ve boş bir iddianın kendisi olacaktır. Bu yüzden bahsi edilen yazının başlığında da denildiği üzere kütüphane meselesi bir memleket meselesidir!

 

Kütüphane meselenin halledilmesi ise iyi niyet, yoğun merak, hadsiz çaba ve içten desteğe bağlıdır. Olması gerekenlere yenileri eklenebilir. Ne var ki sayılanlardan birinin bile eksik olması meselenin üstesinden gelinmesini imkansız kılar; dertler ve yakınmalar devam eder.  Bu yüzden en üst seviyeden en alt seviyeye doğru ülkenin her bir köşesinde gerekli görülen genellikte ve uzmanlık alanlarında bilgi merkezleri kurmanın yolları aranmalı ve bulunmalıdır. Kurucu metinlerinde ne yapacakları, hedef ve gözetmek zorunda oldukları gayeleri belirlenerek yazılı hale getirilmelidir. Bilhassa tematik ve akademik derinlikteki kütüphanelerin kurulması bu bakımdan son derece önemlidir. Bunlar yapılırken sadece yurtiçi düşünülmemeli bir adım ilerisi için yurtdışında da çeşitli bilgi merkezlerinin kurulması yoluna gidilmelidir.

 

Büyükelçilik Kütüphaneleri

 

Başka yazılarda da sıklıkla dile getirildiği üzere zaman ve mekan boyutunun algılanabilmesi için kıyas denilen anlama metoduna ihtiyaç duyulduğu açıktır. Keza, tefekkür mekanizmasının doğru düzgün çalışması için de yoğun ve birbiriyle ilintilendirilmiş, tasnif edilmiş her türlü formattaki, kayıtlı, bilgi, enformasyon ve veriye muhtaç olunduğu iddia edilebilir. İhtiyaç duyulan ne ise bunların tedarik olunarak işlenmesi, düşünce dünyasının beklediği bir girişimdir. Ülke içinde her türlü kütüphaneye ihtiyaç olduğu gibi dışarıda da ülkenin bekasına ilişkin kütüphanelere ihtiyaç duyulduğu apaçık ortadadır. Böylesi bir mecburiyetin dışarıdan ithal ile çözülebilmesi saflık derekesinde bir iyimserliğin sonucu olabilir. İthal bilgi ile ancak ithal fikirler üretilebileceği gibi yeni ve özgün tefekkür dünyasının inşası da ancak o denli bir içeriği gerektirecektir. Birkaç yüz yıldır tekrar edilen yanlış uygulamaların sürdürülmeye devam edilmesinin hayırlı bir sonuç vermeyeceği hakkelyakin müşahade edilmiştir. Bunu sürdürmenin bir anlamı yoktur; dolayısıyla yeni bir yol bulunmalıdır.

 

Yeni yol, ülke içinde yeni, derinlikli, tematik ve yaygın erişimi olan, teknolojik kütüphaneler açmanın yanında yurtdışında da yeni kütüphaneler tesis etmekten geçmektedir. Hikmete erişen yolun sırasıyla, bilgi, enformasyon ve verilerin damıtılmasıyla açıldığının hakkı, artık, teslim edilmelidir. İç dünyayla temas yanında dış dünyayla da temas edilmesi bir teamül olmaktan çıkartılarak farz-ı ayn seviyesine yükseltilmelidir. Dış dünyaya ilişkin bilgilerin derlenmesinde en önemli liman olarak büyükelçilik kütüphanelerinin artık gündeme alınmaları gerekmektedir Böylelikle hem ülke dışındaki tefekkür dünyalarıyla temas için kurumsal bünyeler kurulacak hem de bilgi biriktirilmesi için havzalar inşa edilmiş olacaktır.

 

Sırf yukarıdaki cümlelerin hürmetine büyükelçilik kütüphanelerinin uzun edimli bir proje olarak görülüp buna uygun bir şekilde yaygınlık kazanmasına ihtimam gösterilmelidir. Bu yüzden kısa, orta ve uzun vadeli bir plan çerçevesinde genişleme stratejisi izlenmelidir. İlk büyükelçilik kütüphaneleri bakanlık tarafından önemli görülen ve masalar şeklinde çalışılan ülkelerin başkentlerinde kurulmalıdır. Ayrıca bilimsel araştırmaların yoğun olduğu ülkelerin de bölgelerden ayrı olarak büyükelçilik kütüphanelerinin kurulacağı yerler olarak tespiti mühimdir. Keza ülke için ekonomik, stratejik ve siyasi anlamda önemli misyonlarda da büyükelçilik kütüphanelerinin kurulması önemli hedefler arasına dahil edilmelidir.

 

Orta ve uzun vadeli planlar kapsamında ise büyükelçilik bulunan tüm ülkelerde elçilik bünyesinde birer büyükelçilik kütüphanesinin kurulması bir kural haline getirilmelidir. Aşağıda dile getirilecek fonksiyonları ifa edecek kütüphaneler belki yüz yıllık bir çabanın neticesinde hem memleket hem de bulundukları ülkelere ilişkin ciddi bilgi birikiminin oluşturulabilmesine zemin hazırlayacaktır. Yeni düşüncelerin üretilebilmesi kıyası gerektirmektedir. Kıyas ise yoğun bir şekilde derlenmiş ve tasnif edilmiş bilgi ile mümkündür. Bundan başka bir çıkış yolu bulunmadığı iyice anlaşılmalıdır.

 

Düşünce ortamının geliştirilmesi amacıyla teklif edilen büyükelçilik kütüphanelerinin dünyada başka bir örneği bilinmemektedir. Zira bu teklifte önerilen kütüphaneler doğrudan diplomatik misyon kapsamında değerlendirildiği için benzer bir teşkilatlanma örnek olarak verilemez. Ülkenin dünyaya yeni bir şey söylemesi için, aşağıda da kısaca tartışıldığı üzere ve örneklerin hilafına, kütüphanelere sağlanacak diplomatik bir kisve önemli ve kıymetli görülmektedir. Teklifin bu öznelliği bir bakıma ona nesnellik de kazandıracak niteliktedir. Mukayese olması için benzer organizasyonlara ilişkin üç misal kafi gelecektir:

 

Farklı amaçları olsa da mesela İngilizlerin Hindistan’ı işgalinin ardından Doğu Hindistan Şirketi’nin Survey of India’yı yaşama geçirmesi inanılmaz derecede kıymetli bir neticeyi doğurmuştur. İngilizlerin Hindistan’ı tanımak adına giriştikleri bu devasa mühendislik işi zamanla entelektüel bir boyut almıştır. Hindistan Alt Kıtası’nın her bakımdan araştırılması, halen devam etmekle birlikte, harikulade bir bilgi birikimi ile sonuçlanmıştır. Archeological Survey of India, Botanical Survey of India ve daha niceleri 1767 yılında kurulan Survey of India’nın neticeleridir. Survey of India her bakımdan devasa boyutlarda bir bilgi birikimi ve bir kütüphanenin üretilmesine yol açmıştır.

 

Türkiye’deki daha bilindik iki kurum ise başka örnekler olarak verilebilir. En azından akademik çevredeki pek çok bilim insanının isimlerine aşina olacakları bu kurumların ilki Alman Arkeoloji Enstitüsü’dür. Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi 1929’dan beri İstanbul’da da bir şubesi bulunmaktadır. 1829 yılında kurulan enstitü Berlin merkezli olup Alman Federal Dışişleri Bakanlığı’na bağlı bir kurumdur. Enstitü, arkeoloji temelli bir merkez olmakla birlikte sosyal bilimlerden tarihe ve antropolojiye dek pek çok alanda bilgi üretmektedir. 100.000’e yaklaşan kütüphanesi ile birlikte meraklısına malum olduğu üzere burs vermeden konaklamaya dek pek çok alanda faaliyet gösteren önemli bir bilim merkezidir.

 

Verilecek son örnek ise yine sosyal bilimler merkezli bir Fransız araştırma kurumu olan Fransız Anadolu Araştırmaları Merkezi’dir. İnternet sitelerinde de belirtildiği şekliyle enstitü, doğrudan, kısaltılmış adıyla CNRS gibi son derece itibarlı bir kurum olan Ulusal Bilimsel Araştırmalar Merkezi ve elbette Fransa Dışişleri Bakanlığı’na bağlı bir misyon olarak kurulmuştur. İnternet sitelerinde yazılı olduğu üzere merkezin “konusu Türkiye ve Osmanlı İmparatorluğu toprakları olan insani ve sosyal bilimler alanında ve antik dönem bilimleri alanındaki çalışmaları yüreklendirme ve yönetme” görevleri bulunmaktadır. Araştırmacılara burs ve konaklama yanında son derece zengin bir kütüphane imkanı da sunmaktadır.

 

Kütüphanelerin idari yapılanmadaki konumu

 

Yukarıda yeterli olduğu düşüncesiyle üç örnek verilerek teklif edilen büyükelçilik kütüphanelerinin neden önemli görülmeleri gerektiği vurgulanmaya çalışılmıştır. Bu yüzden büyükelçilik kütüphaneleri bir yurtdışı düşünce hareketi olarak aşağıda önerilecek diğer hususlarla birlikte ele alınıp tasarlanmalı ve hayata geçirilmelidir. Yurtdışı yanında görece önemli misyonlarda kurulacak olmaları kütüphanelerin organizasyondaki yerlerini dikkat çekici kılacaktır. Bu yüzden tüm bürokratik organizasyonun alakadar olacağı, kütüphanelerin, merak yanında mensubiyet kazanma istekleri sebebiyle de cazibe merkezleri haline dönüşecekleri iddia edilebilir. Oysa büyükelçilik kütüphanelerinin ülkenin düşünce hareketlerine sağlıklı bir atmosfer kazandırmak yanında bulundukları bölgelerin entelektüelleri ile de temasa vesile olacaklarından bürokratik düzenin çok dışında bir organizasyon şeklinde inşa edilmeleri yaşamsaldır. Bu sebeple büyükelçilik kütüphanelerinin ülkenin bürokratik düzenini yansıtan [dışişleri bakanlığı müstesna] kurum ve kuruluşların uzantıları olmaktan uzakta ele alınmaları gerekmektedir.

 

Bürokratik devlet düzenin merkez ve taşra teşkilatlarının genel anlamda tüm ülke sathında yaygınlık kazandığı bilinmektedir. Benzer yaygınlık vatandaşlar yanında ülkenin menfaatlerinin korunması çerçevesinde yurtdışında da gözlenmektedir. Bürokratik kurumlar dışında ülkenin kültürel, sosyal ve entelektüel zenginliğinin gösterilebilmesi ve tanıtım yapılabilmesi için enstitü ve vakıflar şeklinde organize olmuş pek çok kurum da yurtdışında görev ifa etmektedir. Böylelikle genel bürokratik yapının dışında daha sivil bir ortam sağlandığı düşünülmektedir. Ne var ki genel bürokratik yapılanmanın bu şekilde gelişim gösterdiği bilindiğinden mevcut durumdan özellikle kaçınılması gerekir. Büyükelçilik kütüphanelerinin özellikleri ve sahip olacakları misyonları yüzünden merkez teşkilatlarını oluşturan hiçbir bakanlık, vakıf yahut enstitü ile ilişkilendirilmemesi önemlidir. Aksi halde hızlı karar almak yanında entelektüel bir birim olarak yüz yıl içinde serpilerek düşünsel çalışmalara kaynaklık edecek kütüphaneler kurulamayacaktır. Bu yüzden özellikle ve dikkatli bir çaba ile büyükelçilik kütüphaneleri Dışişleri Bakanlığı bünyesinde kurulmalı ve geliştirilmelidirler. Büyükelçilik kütüphaneleri birer diplomatik misyon olarak addedilmeli ve diplomatik bir veçhe kazandırılarak genel teşkilat yapılanmasından özenle ayrı tutulmalıdır. Bu sebeple büyükelçilik kütüphaneleri memleket sathında olduğu üzere ne konuyla alakadar bakanlığa, ne yurtdışında kültürel faaliyetlerde bulunan vakıflara, ne de başka bir bakanlık yahut kuruma bağlanmalıdır. Büyükelçilik kütüphaneleri doğrudan doğruya Dışişleri Bakanlığı teşkilatı içinde diplomatik birer entelektüel bölüm olarak geliştirilmelidir.

 

Bir yurtdışı kütüphanesi olarak kurulacak büyükelçilik kütüphaneleri ne olursa olsun muhakkak Dışişleri Bakanlığı bünyesinde bizzat bakan tarafından sevk ve idare edilecek bir kurum olarak kurulmalı ve büyütülmelidir. Onun bakanlık bünyesinde olması bir kural olmalı, bu kural bir kutsal emanetmiş gibi sıkı sıkıya muhafaza edilmelidir!

 

Kütüphanelerin organizasyonu

 

Büyükelçilik kütüphanelerinin azami fayda üretebilmelerinin birinci unsuru dışişleri bakanlığı bünyesinde olmalarıysa ikinci unsuru bu tür kütüphanelere özgü bir organizasyona sahip bulunmaları olacaktır. Dolayısıyla kütüphane işlerinin yürütülmesinde hızlı ve ülkenin hedeflerinin yanında politikalarına uygun kararların alınabilmesi organizasyon yapısına bağlıdır. Genel yürütücü olarak en üst seviye karar alıcı Dışişleri Bakanı’dır. Bakan üst yönetici olmakla büyükelçilik kütüphanelerinin misyon ile vizyonunun belirlenmesini ve uygulamaya konulmasını mümkün kılar. Bu ise ülkenin stratejik önceliklerinin öncelenmesi ve büyükelçilik kütüphanelerinin diri tutulmasıyla yakından alakadardır. Bu çerçevede büyükelçilik kütüphanelerinin en üst yöneticisi ve amiri bakandır. Bakanın bu görevi İdari ve Mali İşler Müsteşar Yardımcılığı’nın altında tesis edilecek Büyükelçilik Kütüphaneleri Genel Müdürlüğü eliyle sürdürmesi önerilir.

 

Büyükelçilik kütüphanelerinin icracı yöneticileri ise hiç kuşkusuz birer parçası oldukları büyükelçilik misyonlarının en üst amiri büyükelçilerdir. Büyükelçiler bulundukları ülkelerde memleketin menfaatlerini müdafaa yanında bilgi merkezlerini geliştirmekle de sorumlu olmalıdırlar. Bu sorumluluk bilgi merkezinin sevk ve idaresinin yanı sıra ilgili ülkelerde yer alan bilim kurumları, bilim insanları ve diğer merkezlerle temas ederek diplomasi imkanlarını genişletmekle de ilgilidir. Keza doğrudan doğruya hem Türkiye hem de Türkiye’de, nezdinde büyükelçi olunan ülke ile alakalı yayınlanmış her türlü yayını takiple derleme görevinin de sorumluluk içine dahil edilmesi doğru olacaktır. Böylece ilk elden yayın tedariki ve bilgiye nüfuz mümkün kılınacaktır.

 

Büyükelçilik kütüphanelerinin icracı yöneticiliğini, diplomatik bir görevli vasfıyla, kütüphane müdürü üstlenmelidir. Kütüphane müdürü, bilgi-belge alanında eğitim almış ve bu alanda uzmanlık seviyesindeki kimselerden seçilmelidir. Akademik bir araştırma yapmış olmasının ehemmiyeti ortadadır. Ancak bunun önemsenmesi esnasında beceri ve uzmanlık gibi diğer önemli hususların da göz ardı edilmemesi gerekir. Elbette ve muhakkak büyükelçilik kütüphanecilerinin zamanla entelektüel birikimli, bilginler [scholar] olarak adlandırılmayı hak edecek kimselerden seçilmeleri bu kütüphanelerin etkili ve itibarlı kurumlar olmasına zemin hazırlayacaktır. Ayrıca gerekli görülmesi durumunda hizmet içi diplomasi eğitimleri ile vasıfları kuvvetlendirilmeli, müzakereci kimlikleri geliştirilmelidir. Kütüphaneci doğrudan doğruya büyükelçiye bağlı olmalı ve çalışmaları bu minval üzere yürütmelidir. Bununla beraber ne diğer devlet kadrolarından muvafakatla büyükelçilik kütüphanelerine geçişe, ne yurtdışında yüksek öğrenimlerine devam eden araştırmacıların istihdamına, ne de yurtdışında görgüsü-bilgisi artırılması istenilen ilgililerin büyükelçilik kütüphanelerinde yönetici olmalarına imkan tanınmalıdır. Büyükelçilik kütüphanecilerinin bir diplomatik meslek olarak telakki edilmesi en uygunu olacak, böylece kadro meselelerinde olası müdahalelerden uzak tutulabilecektir.

 

Büyükelçilik kütüphanelerinde, kütüphanenin bulunduğu ülke ve şehre uygun olarak yeterli sayıda referans kütüphanecisi istihdam edilmelidir. Ancak bu çalışanların daimi diplomatik kadrolarda yer almasına gerek görülmemelidir. Referans kütüphanecilerinin ihtiyaca göre yerel imkanlardan sağlanması yoluna gidilebilir. Çalışmaların dönemsel gerekliliklerine göre geçici bir şekilde arkeolog, astronom, restoratör, bibliyografyacı, tıp doktoru, tasarımcı, biyolog, fotoğrafçı, mühendis, müzeci, mimar ve benzeri uzmanlar istihdam edilebilir. Ne var ki bu istihdamlarda belirleyici, büyükelçi ile kütüphane müdürü olmalı ve daimi kadro kullanımından özenle sakınılmalıdır.

 

Kütüphanelerin finansmanı

 

Büyükelçilik kütüphanelerinin faaliyetleri yanında uygulamalarını sürdürebilmeleri için genel bütçeden sağlanmış düzenli kaynaklara ihtiyaç duyulacaktır. Bunun için gerekli mali büyüklük kültürel diplomasi kalemi altında genel bütçe kapsamında dışişleri bakanlığı bütçesine dahil edilmelidir. Büyükelçilik kütüphanelerinin bütçeleri, olabildiğince çok alanda faaliyet gösterebilmesini mümkün kılmak için çeşitli alt bölümlere ayrılmalıdır. Böylece çeşitliliğin ölçülebilmesine de imkan tanınmış olur. Bu kapsamda geliştirilebilecek başlıca alt kalemler personel giderleri, kitap ve yayın satın alma, cari demirbaşlar, burs ve araştırma destekleri, konaklama, yayım, temsil giderleri, laboratuvar, ulaşım giderleri, performans destekleri, restorasyon ve diğerleri şeklinde sıralanabilir.

 

Kütüphanelerin fonksiyonları

 

Büyükelçilik kütüphaneleri akıllarda yer eden klasik bir kütüphane olmaktan uzakta birer bilgi merkezi olarak tasarlanmalıdırlar. İlk dönemlerde kançılaryaların mümkün görünen bölümleri kullanılabilecekken ilerleyen zamanlarda işlevsel binalara geçilmelidir. Fiziki imkanlarının geliştirilmesine özen gösterilmeli, kütüphanelere özgü ve kültürü yansıtan yapılarda hizmet vermesi sağlanmalıdır.

 

Bu merkezlerin en önemli ve birinci nitelikleri sağlam ve seçilmiş yayınlardan oluşan her türlü formatın yer aldığı kütüphaneler olmalarıdır. Teknolojik imkanların da kullanılacağı şekilde akla gelebilecek tüm kayıt ortamlarındaki veriler, afişler, görseller, videolar, sesler, filmler, objeler ve sair her şey büyükelçilik kütüphanelerinin ana omurgasını oluşturacaktır. Tüm bu unsurların bütünleşik bir katalog aracılığıyla metadataları geliştirilmeli, tasnif edilmeli, görüntülenmeli ve kataloglanarak fiziki ve on-line araştırmalara açık tutulmalıdır.

 

Kütüphane, büyükelçilik kütüphanelerinin ana omurgasını teşkil etmelidir. Bu kütüphaneler hem  kütüphanenin bulunduğu ülkede Türkiye ile alakalı her formattaki kaynakların, hem de Türkiye’de ilgili ülkeyle alakalı olanların araştırmacılara sunuldukları yerler haline getirilmelidir. Böylece karşılıklı bir bilgi birikimine yol açılabilecektir.

 

Büyükelçilik kütüphanelerinin bir başka özelliği ise bulundukları ülkelerde Türkiye ile ilgili sağlam bir araştırma olanağı sağladığı gibi bulunulan ülkelerde Türkiye ile alakalı üretilmiş çalışmaların bibliyografik olarak da kullanıma sunulacağı araştırma merkezleri haline gelmeleridir. Büyükelçilik kütüphanelerinin geliştirilebilecek fiziki imkanları ölçüsünde bireysel çalışma odaları, toplantı salonları, konferans alanları, sergi mekanları ve konaklama olanaklarına sahip olmalarına dikkat edilmelidir. Onların bu durumu büyükelçilik kütüphanelerini birer araştırma merkezlerine dönüştürecektir. Konaklama imkanlarının bu çerçevede stratejik birer karar olduğu unutulmamalıdır. Öyle ki konaklama imkanları çeşitli burslarla ve sadece büyükelçilik kütüphanelerinin bulundukları ülkelerle doğrudan ilgili araştırmalarda kısa süreli ibateyi mümkün kılacaktır. 

 

Hem genel anlamda büyükelçilik kütüphanelerinin hem de bu kapsam içinde araştırma merkezlerinin sosyal bilim merkezleri şeklinde telakki edilmesinden şiddetle kaçınılmalıdır. Bu yaklaşıma özenle karşı konulmalıdır. Türkiye’de kütüphanelerin sosyal bilimler şeklinde teşekkül etmeleri yahut öyle değilken sosyal bilimler habitatına dönüşmeleri bilinmedik bir şey değildir. Halbuki kütüphaneler sosyal bilimlere has bir yapılanma olarak görülemezler. Büyükelçilik kütüphaneleri böylesi bir yanılgıya düşmekten uzakta tesis edilmelidir. Büyükelçilik kütüphanelerinin bilim dallarının hepsine kucak açmasının gerektiği unutulmamalıdır. Bu yüzden gerekli görülmesi durumunda büyük yatırım gerektirmeyen laboratuvarların kurulması da hedefler arasına katılmalıdır. Sırf bu amaçla ilgili ülkeye ilişkin herbaryum, karot çubukları vs. gibi maddi buluntular da kütüphane dermesine dahil edilmelidir. Bunun için büyükelçilik kütüphanelerine hem tabii, hem uygulamalı, hem sosyal, hem güzel sanatlar, hem de felsefi bilimlerde yetkinlik kazandırılmalıdır.

 

Büyükelçilik kütüphanelerinin önemli bir başka görevi ise bulundukları ülkelerle alakalı hem Türkiye ile ilgili hem de kendi bilimsel çevrelerinde üretilen çalışmalardan haberdar olarak yayın tedarik etmeleri görülmelidir. Yayın tedariği uzun soluklu bir proje olup Türkiye’de önceden belirlenecek kütüphanelerin bu yayınlarla desteklenmesini konu edinmelidir.

 

İstihdam edilecek referans kütüphanecileri ile büyükelçilerin yayın tedariğinde önemli görevler üstlenecekleri öngörülmelidir. İyi seçilmiş, yayın, obje, ses, görüntü gibi her türlü yayının toplanarak diplomatik kargo şeklinde Türkiye’ye gönderilerek milli kütüphane ve araştırma merkezi kütüphanelerinin beslenmesi çok önemli bir tercih anlamına gelecektir. Bu bağlamda büyükelçilerin ve referans kütüphanecilerinin çeşitli imkan ve kanalları kullanarak yeni yayın ve kayıtlardan haberdar olmalarının yollarını bulmalı ve Türkiye’deki merkezleri bu konularda bilgilendirmelidirler.

 

Destekler ve yapılacaklar

 

Büyükelçilik kütüphaneleri her bakımdan bilimsel, sanatsal ve popüler üretimi desteklemelidir. Bahsi edilen destek, araştırma ortamı sunmasının yanı sıra duyurulması ve yayınlanmasını da kapsamalıdır. Genel çerçeve, Türkiye ile büyükelçilik kütüphanesinin bulunduğu ülke olmalı, bununla beraber herhangi bir bilim alanıyla da sınırlanmamalıdır. Bu türlü coğrafi sınırlamalar yukarıda da dile getirildiği üzere zamanla sosyal bilimlerin serpilmesine müsaade ettiğinden bu yanılgıdan özellikle ve dikkatle kaçınılmalıdır.

 

Büyükelçilik kütüphanelerinin tüm yayın, sergi, enstalasyon ve benzeri çalışmaları cömertçe destekleyip duyurularını bulundukları ülkelerde yaygın bir şekilde yapmaları umut edilir. Böylelikle karşılıklı etkileşim yanında yayın faaliyetinin niteliği de zenginleşebilecektir. Söz konusu yayınlar ve yayınlardan üretilecek liste, indeks ve bibliyografik künye çalışmaları iki dil üzerinden yürütülmelidir. Yayınlar için teknolojik imkanlar kullanılmalı, basılı olduğu kadar dijital yayın işi üzerinde de azami ihtimamla durulmalıdır.

 

Büyükelçilik kütüphanelerinin bilimsel temas ve üretim mecraları haline gelmelerinin yanı sıra asıl uzmanlık alanlarının bilgi ve enformasyonu toplayıp tasnif etmeleri üzerinde olması gerekir. Her türlü üretim ve temasın neticesinde üretilmiş olan nitelikli-niteliksiz ayırımı yapmaksızın toplanmış bilgi ve türevlerinin işlenmesi olmazsa olmaz kural olarak kabul edilmelidir. Bilgi ve türevlerinin işlenmesi, metadatalarının oluşturulması, indeks, bibliyografya, tezarus, katalog, görsel erişim, on-line kullanım ve veri tabanları şeklinde sağlanacaktır. Bu işlerin nasıl yapılacağına dair teknikler bilinmektedir. Önemli olan bu tekniklerin kullanılarak büyükelçilik kütüphanelerinin bulundukları ülkelerde hem Türkiye ile ilgili hem de tespit edilecek alanlarda işlenerek yoğunlaştırılmış araştırma araçlarının üretilmesidir. Veri tabanları başta olmak üzere ilişkilendirilmiş çoklu arama motorlarının inşası bilginin ne şekilde anlaşıldığını ortaya koyması bakımından entelektüel bir ortama zemin hazırlayacaktır. Bu türlü girişimlerin uzun dönemli olup etkileri ve semereleri ancak yüz yıllık süreçlerle kendini gösterdiği unutulmamalıdır.

 

Sonuç

 

Sunulan bu teklif önemli ve hayatidir! Ancak teklifin yaşama geçirilebilmesi için sınırsız bir çaba yanında, sınırsız bir merak, iyi niyet ve katıksız bir beceriye hürmet ve desteğe ihtiyaç vardır. Beceriye destek ve hürmetin gözetilmemesi, doğrudan, diğer üç unsurun işlevsiz kalmasına yol açacaktır. Büyükelçilik kütüphaneleri yukarıda dile getirilen umdelerle kurulmalıdır. Asırlık bir bilgi biriktirme ve gayret sonunda büyükelçilik kütüphaneleri vesilesi ile de Türkiye entelektüel anlamda dünyaya yeni bir söz söyleme kudret ve yetkinliğine erişebilecektir. Bu ihtimali bilmek bile kafidir. Yarın, başka şeyler yanında ve aynı zamanda büyükelçilik kütüphaneleridir ve gelecek biraz da bu kütüphanelere bağlıdır. Yeni bir söz söylemek için önce bilmek, bilmek için de biriktirmek gerekir!

 

Önceki İçerikEşyalar, insanlar ve düşünceler…
Sonraki İçerikParkta oturan adam