Çöplük

Daha dün gibi aklımda her şey. Hani biri beynime film çekse 35 mm akar gider sahneler. Tarih 28 Nisan 1993’tü, şefliğini yaptığım Kadıköy’de bulunan Sabah gazetesinin ofisine gelmiş muhabir Murat Keklikçi ile birlikte geceden kalan işleri ve gün içinde yapacaklarımızı konuşuyorduk. Ofiste çalışan Saadet Ablanın art arda getirdiği demli çayları içip gülüyorduk.Günün sakinliğini polis telsizinden geçen bir anons bozdu. Anonsta, “Hekimbaşı çöplüğü patladı” denmişti. Murat’la birbirimizin yüzüne şaşkınlıkla baktık. “Çöp patlaması ne ola ki” diye söylendim. Hele bu devirde… Aklımızda ilk etapta çöplüğün hemen yanında bulunan Ümraniye E Tipi Cezaevi’nde bir patlamanın olabileceği geldi…Murat makinesini alıp şoförümüz Hamdi Abi ile birlikte ofisten çıkarken, “Durun ben de geliyorum” dedim. Hamdi Abi aracı çok sakin sürüyordu. Zaten fazla benzin gitmesin diyerek öldürsen 90’ın üzerine çıkmazdı. Ümraniye’den Hekimbaşı’na geldiğimizde, “Böyle sakin sakin gidiyoruz ama tarihi bir olaya tanıklık edeceğiz” dedim. Çöplüğe vardığımızda iki polis memuru vadiye doğru bakıyordu. Etrafta tuhaf bir sessizlik vardı. İlk anda yanlış yere gelmişiz, hiçbir şey olmamış gibi bir hisse kapıldım. Yere çömelmiş vadiye bakan polise sordum “Ne oldu burada?” Polisten cevap “Çöp patladı…” Tekrar ben: “Ölü yaralı var mı?” Polis cevap verdi: “Bu dağ patladı aşağıda bulunan evlerin üzerine yığıldı. Evlerde insanlar vardı…” Polisin bu cevabı üzerine o anlamıştım dehşetin büyüklüğünü. Ben patlayan çöp dağının üzerinden yürüyerek evlerin olduğu yere giderken, Murat’ta araçla vadiyi dolaşarak evlerin olduğu yere vardı…Vadiye indiğimizde karşı evlerde çöp dağlarının ulaşamadığı insanlar toplanmış elleriyle toprak altında kalan insanlara ulaşmaya çalışıyordu. Binlerce ton çöp altında kalan insanlara ulaşmak için komşuları, akrabaları bütün enerjilerini insan kurtarmaya harcıyordu. Olay yerine ilk giden biz iki gazeteci de fotoğraf çekmeyi bırakmış toprak altında kalan insanlara ulaşmaya çalışıyorduk. Çaresizlik böyle bir şeydi işte…Çok sonra gelen yardım ekipleri de çaresiz kaldı çöp dağının altındaki gecekondularda yaşayan insanlara ulaşmaya. Öğlen sonrası umutlar azalmaya başlayınca gökyüzüne ağıtlar yükseldi. Ağıtlar arasında günlerce sürdü çöplük altında kalan insanlara ulaşma çabası. 27 kişinin cesedine ulaşıldı, 12 kişinin akibeti ise çöp yığınlarının  içinde meçhul kaldı. İlk polis anonsunu duyduğumda “Ya bu devirde böyle bir şey mi olur. Şaka gibi…” dediğim olayın bilançosu korkunç oldu; 39 ölü…Şinasi Öktem şov!Olaydan birkaç gün sonra toprak altından çıkarılan cesetler için cenaze töreni düzenlendi. İşte orada şov başladı, en adi en iğrenç ve tiksindirici haliyle. O insanların hayatlarını kaybetmesinden birinci derecede sorumlu olan Ümraniye Belediye Başkanı Şinasi Öktem tek kişilik şov yapıyordu. Ağlamalar, sızlamalar insanların ellerinden küreği kapıp, ölenlerin mezarına toprak atmalar. Hepsi Şinasi’de vardı. Sadece “bu insanlar niçin öldü” sorusuna bir cevabı yoktu. Acısı vardı belediye başkanının. İhmal dediğin şey ise zaten devlet geleneğiydi. Kendisi tek başına ne yapsındı… gibi laflarla geçiştirildi ölümler. Oysa dört yıldır o ilçenin belediye başkanıydı ve çöplüğü kullanmakla suçladığı Büyük Şehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen’le aynı partiden, yani SHP’dendi…Sonra ne mi oldu? Şinasi Öktem 1989-1994 yılları arasında yaptığı Ümraniye Belediye Başkanlığı sonrası aldı yürüdü. Şile’de inşaat yatırımları yaptı. Şile’nin yarısına sahip lafı Öktem için hâlâ söylenir. Bu arada boş durmadı tabii. Yeniden kurulan CHP’de siyasete başladı. Aile fertleri CHP’li belediyelere ağaç satarken o politikayla ilgilendi. Hatta Deniz Baykal’ın Mustafa Sarıgül’ü yolsuzlukla itham ettiği kongrenin divan başkanlığını yaptı. Yazar Alev Alatlı, Belediye Başkanlığı döneminde kültür danışmanı olduğu Öktem’i anlatan “Viva La Muerte” romanını yazdı. Bu arada hakkında açılan onlarca yolsuzluk davası ne hikmetse zamanaşımından düştü. Zamanaşımından düşenler arasında Hekimbaşı Çöplüğü ile ilgili davalar da vardı…CHP’ye oy ve uzayın çöplüğüDaha dün gibi dedik ya; çöplük patlayalı insanlar öleli tam olarak 21 yıl dolacak 28 Nisan’da. Bu geçen yıllar zarfında Büyükşehir ve Ümraniye Belediye Başkanlık koltuğuna CHP’li biri oturmadı. Geçenlerde bir dostu ziyarete gittiğim Ümraniye, çöplüklerin patladığı bir Ümraniye değil artık. İnsanların çöp dağlarının altında kaldığı yerde çocukların oynadığı bir park yapılmış…Bu seçimde çok laf edildi, çok şey söylendi. Ben gereksiz söylenen sözlerin uzaydaki çöplükte yerini aldığını ve uzayı kirlettiğini söylerim hep. Son dönemde yazdığı yazının hemen hemen tamamı uzaydaki çöplüğe giden birilerinin Hasan Abisi rengini belli ederek oyunu CHP’ye vereceğini  söylemiş. “Gezi ve 17 Aralık’tan sonra artık tek hedef  Tayyip Erdoğan” demiş yazısında. Anlaşılan o ki darbeleri pek bir seven Cemal, bu kez sandığa bel bağlamış. Eee bu iyi bir gelişme. Daha önceleri Erdoğan, sandıktan zaferle çıksa bile meşruluğunun kalmadığını söylemişti bu hikmetinden sual olunmayacak birilerinin tanrı yazarı.Umarım halkını çöplüğe gömenlerle, darbeci yazarları da tarihin ve uzayın çöplüğüne gömer bu halk.

- Advertisment -
Önceki İçerik
Sonraki İçerik