Fatma’yı kim kurtaracak?

Fatma 19 yaşında ama ruhen de bedenen de bir çocuk… Onu kaçırıp evlenen Ahmet’in annesinin boynuna taktığı altınlarla çektirdiği fotoğrafı gösteriyor ekrana. Gözlerindeki ışıltı insanın içini acıtıyor. Gözleri ışıldıyor ama içinde bulunduğu gerçek, algıladığından çok farklı. Hikâyesi aylardır televizyon ekranında; kocası ve kaynanası tarafından kazınmış saçları ve işkence görmüş yüzü de… Fakat onu kimse kurtaramaz, çünkü Fatma ‘reşit.’

Fatma 19 yaşında bir çocuk. Yasalara göre kendi hayatını kurma ehliyeti var ama aslında kendi başına karar veremeyecek bir çocuk. Zihinsel engelli Fatma, aylardır süregelen ve toplumun televizyon ekranından izlediği bir istismarın kurbanı. Bir gün söylediğinin tersini ertesi gün söylüyor ama bu ‘tutarsızlık’ televizyonda reyting malzemesi yapılmasına engel değil. Sadece aklı değil bedeni de çocuk. 19 yaşındaki bir kadından çok küçük bir kız bedenine sahip Fatma için başta ilgili bakanlık olmak üzere kimse harekete geçmiyor. Çünkü Fatma reşit.

Fatma’nın yaşam hikâyesini, annesinin bundan birkaç ay önce ‘kızımı kurtarın’ feryadıyla ATV’de Esra Erol’da programına çıkmasıyla öğrendim. Anne Melahat Oruç, televizyonda zihinsel engelli kızının evi terk edip Ahmet adında bir adama kaçtığını, onunla apar topar evlendirildiğini anlatıyordu. Annenin iddiasına göre Fatma engelli kadrosundan devlet tarafından işe yerleştirilmişti. Ahmet, kızıyla bu maaşa el koymak için evlenmişti.

Birkaç gün sonra Fatma geldi stüdyoya. Minicik bir kız, sokakta görsen 10 yaşında parka oynamaya giden kız çocuğu sanırsın. Annesine bağırıyor çağırıyor, onu mutluluğunu bozmakla suçluyor, stüdyoda bir koltuktan diğerine atlıyor; demiştim, aslında bir çocuk o.

Apar topar evlendirildiği Ahmet’in annesinin boynuna taktığı altınlarla çektirdiği fotoğrafı gösteriyor ekrana. Gözlerindeki ışıltı insanın içini acıtıyor.

Gözleri ışıldıyordu ama içinde bulunduğu gerçek, algıladığından çok farklıydı. Engelli kadrosundan işe giren Fatma dört bin liraya yakın maaş alıyordu. Fatma’yı kaçıran ve ‘reşit’ bir kadınla ‘meşru’ bir evlilik yapan Ahmet Kaymaz aslında bir kadınla birlikte yaşıyordu. Yani Fatma’nın aynı zamanda bir kuması vardı. Ahmet’le yine zihinsel engelli olan Gülşah’ın iki de çocukları vardı. Fatma, kaynanası, kuması Gülşah ve çocuklar hepsi birlikte aynı evde yaşamaya başladılar.

Fatma’nın anlattıklarına göre kumasının çocuklarına daha çok kendisi bakıyordu. Hem gelin, hem çocuk hem de evdeki çocuklara bakan bir kapatmaydı Fatma. 

Stüdyoda geçen her gün, drama yeni boyutlar ekliyordu… Ahmet’in imam nikâhlı eşi Gülşah’ın ailesi ortaya çıktı önce. Gülşah’ın ailesi de Ahmet’ten şikâyetçiydi; ne yapsalar kızlarını ondan kopartamıyorlardı.  

Sonunda Gülşah’ın çocukları bakanlık korumasına alındı. Fatma ile Gülşah da ailelerinin yanına döndü.  

İşkence ve cinsel istismar   

Bu anlattıklarım, hikâyenin birkaç ay önceki safhasına aitti.

Böyle bitti derken, Ahmet, Ekim sonlarına doğru Fatma’nın annesinin evine gidiyor ve Fatma’yı tekrar kendi evine getiriyor. Ne de olsa nikâhlı karısı, kim ne karışır? Yeniden döndüğü koca evinde işkenceye uğruyor Fatma. İddiasına göre kocası ve kaynanası tarafından dövülüyor. Saçları sıfıra vuruluyor. Zaten o günlerde çekilmiş, televizyon ekranına yansıtılan fotoğraf her şeyi gösteriyor.

Fatma, bütün bunlar yetmiyormuş gibi eve döndükten sonra kocası Ahmet tarafından para karşılığı amcasının oğlu Faruk’a veriliyor. Ahmet’le Faruk’un birbirine yakın evleri arasında mekik dokuyan Fatma hamile kalıyor. Jandarmaya haber verilerek kurtarılan Fatma’nın, yapılan muayene sonucunda bir buçuk aylık hamile olduğu anlaşılıyor.

Fatma, bu hafta başında hikâyesiyle yeniden televizyon stüdyosundaydı. Pazartesi günü Ahmet’ten mi Faruk’tan mı olduğunu bilmediği bebeğini doğuracağını söylerken, Salı günü aldıracağını duyurdu. Evcilik oynayan çocukların oyuncak bebeklerinden söz eder gibiydi bunları söylerken.  

Yaşamı oyun gibi algılayan bir çocuğun dramı bu. Ve bu dram televizyonda gün be gün yayımlanıyor.

Beni en çok Ahmet adlı kişinin davranışları öfkelendirdi bu süreçte. İki zihinsel engelli kadını istismar eden bu adam televizyona çıkıp pişkin pişkin gülüyor, programın sunucusu Esra Erol’a “Fatma’yı boşayıp maaşlı birini alacağım” diyor, diyebiliyor.

Kadına şiddetin artarak devam ettiği ülkemizde Ahmet gibi adamlar canlı yayınlara katılıp sırıtmayı kendilerine hak olarak görüyor. Fatma’ya gelince… Çok açık ki Fatma, kendisiyle ilgili kararlar alabilecek durumda değil. Bugün Ahmet yarın başkası, böyle devam ettiği sürece her şekilde istismara uğrayacak. Üstelik bu istismardan gelecekte korunma altına alınması gereken çocuklar dünyaya getirecek.

Toplumun gözü önünde yaşanan böyle bir olayda Fatma ‘reşit’ diye bir şey yapılamıyorsa, o zaman yasaların gözden geçirilmesi gerekir.

Sahi, Fatma’yı bu durumdan kim kurtaracak?