Komet’le vedalaşırken…

Tıpkı özgün olanın giderek dışlandığı sistem, resim dünyasını da etkisi altına aldı.” Komet, tablo ve kitaplarıyla sanat dünyasına yeni bir soluk getirmenin ötesinde, duruşuyla da çok özel ve çok yenilikçiydi. Geçen ay hastanede yatarken seruma bağlanmış halini gösteren bir fotoğrafını yollamıştı. Bir vedaymış, anlamadım. “Kometçiğim, bir an önce aramıza dönmeni bekliyoruz” diye yazmışım… Aramıza dönmedi bırakıp gitti.

Komet, 80. yaş sergisi için yolladığı davetiyede şunları yazmıştı: “Oralcığım günaydın. 80. yaş için son bir sergi yapıyorum. İki yıldır çalıştığım 20 büyük resimle. Gelebilirseniz sevinirim. Sergi 11 Kasım 2021’de açılıyor. Dirimart galerisinde Dolapdere. İpek ve Reşat’a selamlar.” Güzel ve heyecan verici bir sergiydi. Komet seri üretime karşıydı. Son sergisinde her zamanki farklı ve eleştirel duruşuyla tepkilerini açıklıyordu:

“Bizim çocukluğumuzda terziler, her kişiye özel elbise yapardı. Ayakkabıcılar da öyle… O zaman elbisenin, ayakkabının bir karakteri olurdu. Sonra Amerikan tarzı seri üretim, piyasaya egemen oldu. Kendine özgü olanlar, karakteri olanlar; üretim dışı kaldı, bir kenara itildi, çağdışı sayıldı. Şimdi resim galericileri de seri üretim istiyor. Birbirinin devamı tablolar ‘üretmemizi’ talep ediyorlar. Tıpkı özgün olanın giderek dışlandığı sistem, resim dünyasını da etkisi altına aldı.”

Komet, tablo ve kitaplarıyla sanat dünyasına yeni bir soluk getirmenin ötesinde, duruşuyla da çok özel ve çok yenilikçiydi. Geçen ay hastanede yatarken seruma bağlanmış halini gösteren bir fotoğrafını yollamıştı. Bir vedaymış, anlamadım. “Kometçiğim, bir an önce aramıza dönmeni bekliyoruz” diye yazmışım… Aramıza dönmedi bırakıp gitti.

Oral Çalışlar Selçuk Gözgün

Selçuk Gözgün, Cahide Teyze’min en büyük çocuğu. Onlar dört kardeş, biz üç kardeştik. 20’li yaşlarımıza kadar birlikte büyüdük. Yaz tatillerini birlikte yaptık. Beraber futbol oynadık. Beraber solcu olduk.

Sırlarımızı paylaştık. Kavga da ederdik, başkalarına karşı birleşmekten de geri durmazdık. Selçuk, Namrun Yaylası’nda önceki gece kalp krizi geçirdi ve hayatını kaybetti. Yaylada ölmek ve oraya gömülmek isterdi. Öyle de oldu. Cahide Teyze’m, kızı Deniz ve Selçuk yan yana yatıyorlar. Karşılarında da anneannem Dursun’un mezarı. Onunla birlikte yaşadığımız, yalnızca onun ve benim bildiğimiz bir tarih, karanlıklara gömüldü.

“Off! Off! Tarla benim!” diyerek mahallemizde dolaşan Gamsız’ı kime anlatabilirim ki! Tatlıcı Hacı Arap’ın oğlu Seven desem kimse bilmez ki! Mersin Lisesi’yle maça giderken kadroda olmadığını gören Kabak Ali, Hacıtalip durağında bize kızıp otobüsten inmişti. Selçuk ona “Hacıtalip yolcusu kalmasın” diyerek takılırdı.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN