Konuşması zor olacak bir kuşak

Meseleyi Osmanlı imparatorluğunun çöküş döneminde imparatorluğun gayrimüslim unsurları olan Hıristiyanlara ve özelde Ermenilere yönelik İttihatçı bir düşünsel sistematikle hareket eden eden bir siyasal kadro tarafından uygulanan radikal ve sert politikaların anlaşılması çerçevesinde ele almak daha sağlıklı ve nüanslı bir tarihsel yaklaşımdır.

Kürt siyasetinden bir isim epey önce uyarmıştı, "Konuşabileceğiniz son kuşak biziz" diye.

Bu uyarıyı kimse dikkate almadı, ama Kürtlerin yeni kuşağının kendini göstermesi de fazla zaman almadı.

 

B kuşak Kürtleri izleyenlerin 14-15 yaşlarından başladığını, 30'lara kadar gittiğini göreceklerdi.

Bu kuşak son isyanla birlikte doğmuş ve hep bu isyanın ve savaş koşullarının içinde yaşamış kuşaktır. Çok kısa bir dönem dışında hep savaş ve acı görmüş, savaş koşullarında yaşamaya alışmış bir kuşaktır.

 

Bu kuşak doğduğunda, ana babaları gençti, o sırada başlamış son isyanı uzaktan izliyordu, sonra giderek bu isyan onların hayatlarının ana parçası haline geldi.

Her aileden çıkan cenazeler, baskınlar, çatışmalar, tutuklanmalarla en kötülerini görerek yaşayarak büyüdüler.

 

Savaş içinde büyümüş bu kuşak savaşla bir şeyler elde edebileceğine inanmış olduğu için demokratik mücadeleden uzaklaşmaya, kendi otoritesini kurmaya başladı.

Gezi kalkışması, kısmen uzaktan izlediği, ama güçlü bir siyasi iktidara karşı konulabileceği, bu iktidarın ve en tepenin sıkıntıya sokulabileceğinin örneği oldu.

 

Kobane protestolarının hızla en sert noktalara çekilmesi, ağabeylerin ablaların, ana babaların karşı çıkmasına rağmen tırmandırılması bu kuşakta yeni bir güven sağladı. Sonuna kadar savaşabileceklerine biraz daha inandılar.

O Kürt siyasetçinin dediği gibi bu kuşak konuşması en zor Kürt kuşağı olacak. Çünkü bu kuşak demokratik siyasetten umudunu kesen genç insanların kuşağı.

 

Demokratik siyasetle demokratik gelişmeler sağlanabileceği konusunda çok kuşkulu olduklarını sürekli ifade ettikleri gibi bir önceki dönemin otoritelerinin sözünü dinlememe eğilimlerini de geçen altı ayda fazlasıyla ortaya koydular.

Bu kuşağa hakim olmak Kürt siyasetinin üç merkezi için de, HDP için de İmralı için de, Kandil için de artık çok zordur.

 

Bu durumun benzeri Güney Afrika'da da, Bask'ta da, İrlanda'da da yaşanmıştır ama tek merkezli siyasi kuvvetler durumu fazla uzamadan kontrol altına almışlardır.

 

Güneydoğu'da yaşananlar devam ettikçe de su kuşağın "konuşma" ihtimali sürekli azalacaktır.

Beş- on yıl sonra kiminle konuşulabilecek? Hiç kimseyle.      

Önceki İçerikErmeni Soykırımı ve tarihsel arkaplanı üzerine
Sonraki İçerikAvukat