Matematik dersi ( I )

 

Matematik, gerçek’ten daha kusursuz olabilir, hocam,

ama gerçek kadar yaratıcı olamaz;

ardıç kuşunu yansılayamaz matematik,

sıradan bir bakışına mektepli kızların

göğü dolduracak anlamlar yükleyemez,

harika şarkılara dönüştüremez, onları.

 

matematik, son cildini almak için

başladığı romanın

babasının cüzdanından on liracık alamaz,

“hayat dün gece bitti,

bu gördükleriniz rüya!”

yazısını yazamaz bir sabah duvarlara;

 

daha ne söyleyeyim, hocam,

daha ne söyleyeyim,

kuluçkaya yatamaz, matematik,

gerçek’ten daha güzel, daha uzun ömürlü

ve yumurtadan çıkar çıkmaz – üç öğün

yumurtlayan civcivler çıkaramaz.

 

ne ağlamasını bilir, örneğin,

ne gülmesini, matematik;

yalnızca düşünür, hesaplar, düğüm çözer

ve arkasından ne türkü, ne ayak izi,

yalnızca sayılar ve simgeler bırakır

yürüdüğü yollara.

 

gerçek’se, öğretmenim, gerçek’se,

tekerlekli sandalyede

hayal kurmasını beceremese de,

kurduklarını gerçekleştiremese de

bizi hayal kurmaya kışkırtır,

rüya içinde rüya olduğunu düşündürtür, hayatın;

 

matematik ve gerçek, bu ikisi,

aynı yolu ve yan yana tepiyor olsalar da,

birbiriyle bütün bir yol boyunca

ayın yılın başında,

o da ancak işâretlerle

konuşabilirler, hocam.

 

20 Mayıs 2013