McCarthy’nin dirilişi: Yasaklanan ve yakılan kitaplar

Holokost’u anlatan Pulitzer ödüllü çizgi roman “Maus” çıplak kadın resimleri nedeniyle müfredattan çıkarıldı… Siyasetçiler Mark Twain’in ünlü Huckleberry Finn romanını müfredattan kaldırılmak amacıyla bir yasa önerisi sundu… Irkçılığı sert bir şekilde eleştiren “Bülbülü Öldürmek” kitabı, içindeki karakterlerin ırkçı ifadeleri nedeniyle zorunlu kitaplar listesinden çıkarıldı… Dokuz eyaletteki kamu okullarında sistematik ırkçılık hakkında eğitim verilmesi yasa ile yasaklandı… Harry Potter kitapları, cadılığı özendirdiği gerekçesiyle bir papaz eşliğinde kamera eşliğinde yakıldı… Burası ABD; McCarthy dönemini hatırlatacak kadar ürpertici kitap yasakları, sistematik sansürler ABD’yi etkisi altına aldı.

ABD’de kamu kaynaklarıyla finanse edilen okulların idaresini ‘okul bölge yönetimleri’ adındaki kurullar üstleniyor. Bu kurulların üyeleri, genellikle bölgede yaşayanların serbest oyuyla halk arasından seçiliyor. Eskiden okul bölge yönetimlerinin seçimleri oldukça renksiz ve sakin geçiyordu. Fakat ülkedeki kutuplaşmanın yükselmesiyle bölge yönetimlerine ilgi arttı ve seçimler ciddi bir çekişmenin konusu olmaya başladı.

Demokrat ve Cumhuriyetçi veliler, müfredatı seçtirdikleri adaylar üzerinden kendi ideolojileri doğrultusunda değiştirmeye başladı. Seçimler giderek siyasileşti, okul bölge yönetimleri liberal ve muhafazakârların ateşli tartışmalarına ev sahipliği yaptı. Kurulların aldığı kararlar doğrultusunda, okul kütüphanelerinden ‘uygun’ görülmeyen kitaplar kaldırılmaya, müfredattan çıkarılmaya, kitapları okutan veya derste kitaptan bahseden hocalara idari cezalar verilmeye başladı.

Muhafazakârlar ABD’deki ırkçılığın anlatıldığı içeriklerin müfredattan çıkarılmasını; cinsellik, LGBTİ temalı romanların müfredattan ve kütüphaneden kaldırılmasını savunurken, liberaller ırkçı ifade içeren, özellikle eski dönemde yazılmış kült romanlara karşı mücadele veriyor. Virginia’da okul bölge yönetiminden iki muhafazakâr toplantı sırasında açık bir şekilde yasaklanan kitapların yakılması gerektiğini dahi savundu.

Örgütlenen muhafazakâr veliler, ırkçılık konusunda ABD’yi eleştiren veya herhangi cinsel bir betimlemeye yer veren kitapların listesini yapıyor ve bu kapsamlı listelerle okul yönetimlerine, kütüphanelere başvurup kitapların toplatılmasını talep ediyor.

Bu tartışmalar nedeniyle, 7 saat süren okul bölge yönetimi toplantıları sosyal medyadan canlı yayınlanmaya başladı, binlerce insanın izlediği, gazetecilerin detaylı haberler yazdığı içeriklere dönüştü.

Müfredat ve kitaplara dair tartışmalar, 2021 Virginia valilik seçimleriyle birlikte siyasete de taşındı. Cumhuriyetçi vali adayı Glenn Youngkin, kampanyasında ünlü siyah yazar Toni Morrison’ın Beloved romanının müfredattan kaldırılması gerektiğini savunan bir anneye yer verdi, ailelerin eğitim süreçlerindeki rolünün artması gerektiğini savundu. Youngkin, Biden’in bir sene önce 10 puan farkla seçim kazandığı eyalette seçimleri kazanarak vali oldu ve ilk icraatlarını eğitim alanında gerçekleştirdi.

Pulitzer ödüllü çizgi roman Maus’un Tennesse’de yasaklanmasının ardından satışlarının artması, çok satanlar listesine yükselmesi kitap yasaklarının, kitap yakma ayinlerinin geçmişte olduğu gibi bugün de özgür düşüncenin önüne set koyamayacağına, siyasetin yumruğunun sanatı engelleyemeyeceğine dair umut veriyor. Yine de, özellikle liberal-muhafazakâr velilerin okul bölge yönetimi seçimleri üzerinden girdikleri yasak yarışları, Trump gibi otoriter eğilimli siyasetçilerin seçmen üzerindeki gücü ve kültürel konuların siyasetin ana gündemi olmaya devam etmesi gibi etkenler nedeniyle ABD daha uzun bir süre yasaklı kitapları konuşmaya devam edecek. Sanırım McCarthy de kendisi unutulsa bile fikirleri hâlâ uygulandığı için uzun yıllar sonra -ne yazık ki- mezarında nihayet “huzura” kavuşacak.