Metal yorgunluğunun ötesi (*)

MetroPoll Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin “Türkiye’nin Nabzı: Haziran 2020” başlıklı raporuna göre muhalefet kanadında seçmenlerin partilerine olan bağlılıkları yükselirken, iktidar ortaklarının seçmenlerinin partilerine olan bağlılıkları giderek azalıyor.

Siyasette tartışmaların yoğunlaştığı, polemiklerin arttığı ve hararetin yükseldiği bir dönemde MetroPoll Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi “Türkiye’nin Nabzı: Haziran 2020” başlıklı bir araştırma yayınladı. Türkiye’nin siyasi, iktisadi ve hukuki gündemindeki konulara halkın nasıl tepki verdiğini ölçmeyi amaçlayan bu araştırmada üzerinde durulması gereken önemli veriler var.

Araştırmaya göre, halkın %53.8’i Türkiye’nin kötüye gittiğini, %29.1’i ise iyiye gittiğini düşünüyor. İktidar ortaklarının seçmenlerinde gidişatın kötüye doğru olduğunu düşünenlerin oranının büyüklüğü dikkat çekiyor. AK Parti seçmeninin %51.4’ü, MHP seçmeninin %20.2’si ülkenin iyiyi gittiğini belirtirken, aksi kanıda olanların oranı AK Partililerde %31.4, MHP’lilerde ise %56.5.

İktisadi zorluklar, seçmen nezdindeki önemini ve aciliyetini koruyor. Seçmenlerin %37’si ekonomiyi, %17.1’i de işsizliği ülkenin en önemli sorunu olarak niteliyor. Keza seçmenin %37’si geçim sıkıntısını ve %12’si de işsizliği -yani seçmenin yaklaşık yarısı- ekonomiyi kişisel gündeminin ilk sırasına koyuyor.

Son bir yıl içinde refah düzeyinin kötüleştiğini düşünenler %63.2 iken, refah düzeyinin iyileştiğini belirtenler %17.7’de kalıyor. Gelecek bir yıl içinde ekonomik sahada işlerin düzeleceğini düşünenler de azınlıkta; %45.5 ekonominin kötüleşeceğine, %32.6 ise ekonominin iyileşeceğine inanıyor.

İnandırıcı olmayan işsizlik rakamları

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye’deki işsizlik oranını  %13.2 olarak açıkladı. Ancak TÜİK’in açıkladığı bu rakamı inandırıcı bulanların oranı sadece % 15. Buna karşılık halkın %16’sı işsizliğin %15-20 aralığında, %22’si %20-30 aralığında, %13’ü % 30-40 aralığında, %27’si ise %40’tan fazla olduğuna inanıyor.

Benzer bir tutum, TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarında da gözlemleniyor. TÜİK’in ilan ettiği yıllık %11.4 enflasyon rakamını inandırıcı bulanların oranı da % 15. Fikir beyan etmeyen %7’lik bir kesim dışarıda tutulduğunda, halkın yaklaşık %80’i hayatın TÜİK’in açıkladığı rakamların üzerinde pahalılaştığını düşünüyor.

Halkın %42’si TÜİK’in rakamlarına güvendiğini, %49’u ise güvenmediğini ifade ediyor. Ekim 2019’da TÜİK’e güvenenler ile güvenmeyenlerin sayısı baş başa iken aradan geçen süre zarfında TÜİK verilerine güven duymayanlarda 9 puanlık bir artışın olduğu gözlemleniyor. AK Partililerin %17’sinin ve MHP’lilerin %52’sinin de TÜİK’e güven duymadığı not edilmeli.

HDP, seçim ve ittifaklar

HDP’nin oy potansiyeli ve Türkiye siyasetinde dengeleri değiştirebilme gücü, bu partinin gelecek seçimlerde nasıl bir strateji izleyeceğine olan ilgiyi artırıyor. MetroPoll araştırmasında halkın %54’ü HDP’nin ittifakların dışında kalarak seçimlere katılmasını, %19’u ise bir ittifakla seçim yarışına girmesini doğru buluyor. CHP seçmeninin %58’i, İYİ Parti seçmeninin %53’ü HDP’nin ittifak dışında kalmasını tercih ediyor. Görünen o ki, Millet İttifakı’nın partileri, HDP’nin kendilerini desteklemesini ama bu desteğin resmi bir çerçeveye dökülmeden fiili düzeyde kalmasını istiyorlar.

HDP seçmeninin yaklaşık üçte ikisi (%62) partisinin tek başına, yaklaşık üçte biri ise (%32) partisinin ittifak şemsiyesi altında seçimlere girmesinden yana. HDP’nin ittifakların dışında kalmasından yana olanların  oranının bu denli yüksek olması iki nedene bağlanabilir: Partilerine besledikleri güven ve Millet İttifakı’nın ikircikli tavrından duyulan rahatsızlık.

Ayasofya: Müze mi cami mi?

Hukuki ve siyasi gündemi işgal eden konulardan biri olan Ayasofya hakkında, kamuoyunun ikiye ayrıldığı söylenebilir. Halkın %46’sı Ayasofya’nın eskiden olduğu gibi camiye çevrilmesini, %44’ü ise müze olarak kalmasını tercih ediyor. Uzun süredir küllenmiş olan Ayasofya tartışmasının bugünlerde alevlenmesinin amacı sorulduğunda, halkın %44’ü bunun altında mevcut ekonomik krizin konuşulmaması için gündemi değiştirmek çabasının yattığını belirtiyor. %12’sine göre ise bu hamle, iktidarın erken seçim öncesi etkili olacak bir argüman üretme gayesiyle bağlantılı. Amacın, müzeye çevrilen caminin tekrar eski haline döndürülmesi olduğunu düşünenlerin oranı ise %30.

Ayasofya’nın ibadete açılmasının iktidara ilişkin görüşlerini olumlu ve çok olumlu etkileyeceğini söyleyenler %27’yi, olumsuz ve çok olumsuz etkileyeceğini söyleyenler ise %11’i buluyor. Buna mukabil seçmenlerin %55’lik gibi ağırlıklı bir kesimi görüşünde herhangi bir değişikliğin olmayacağını belirtiyor. AK Partililerin %50’si, MHP’lilerin %57’si, Ayasofya’nın statüsündeki bir değişikliğin kanaatlerine tesir etmeyeceğini bildiriyor. Dolayısıyla, Ayasofya atağının AK Parti’nin oylarında bir artışa neden olmayacağını öngörmek mümkün.

Bekçiler ve Libya

İktidarın bekçilere ilişkin yaptığı düzenleme ve Libya’da savaşa müdahil olması, toplumun çoğunluğu tarafından destekleniyor. Bekçilik teşkilatının kurulmasına ve büyütülmesine halkın %63’ü müspet, %30’u menfi yaklaşıyor. AK Partililerin % 82’si, CHP’lilerin %57’si, HDP’lilerin %34’ü, İYİ Partililerin %43’ü ve MHP’lilerin %68’i bekçilerin tarafında duruyor.

Libya’daki savaşa Türkiye’nin aktif müdahalesi de toplumun %58’i tarafından olumlu, %29’u tarafından olumsuz karşılanıyor. İktidar partilerinin seçmenlerinde destek oranı çok yüksek (AK Parti’de %83, MHP’de %62) çıkıyor. HDP dışındaki muhalefet partilerinin seçmenlerinin yaklaşık yarısı da (CHP’de %46, İYİ Parti’de %48, HDP’de %22) Libya’da izlenen siyasetten memnun görünüyor.

İstikrarlı düşüş

MetroPoll araştırmasının seçmen davranışlarına ilişkin bölümü, kamuoyunda en çok ilgi çeken bölüm oldu. Araştırmaya göre, halkın %53’ü bir erken seçime ihtimal vermiyor, %36’sı ise erken seçim olabileceğini düşünüyor. Halkın %55’i erken seçim yapılmasını istemiyor, %36’sı ise bir erken seçime gidilmesine taraftar. Çoğunluğun seçimden uzak durması, seçim yorgunluğuyla alakalı olsa gerek.

Araştırma, bu Pazar bir seçim olması halinde -kararsız seçmenler dağıtılmadan- AK Parti’nin %30, CHP’nin %24, HDP’nin %9, İYİ Parti’nin %7 ve MHP’nin de %6 oy alacağını tahmin ediyor. Bu rakamlar, iktidar partileri için alarm zillerini çaldıracak kadar çarpıcı. Çünkü AK Parti’nin oylarında istikrarlı bir düşüş var. Şubat’ta %33.9, Mart’ta %33.7, Nisan’da %32.8, Mayıs’ta %30.7 olan AK Parti oyları Haziran’da %30.3’e geriledi. MHP’nin oylarında da erime var. Şubat’ta  %8.5, Mart’ta %7.1, Nisan’da %7.7, Mayıs’ta %7.3 olan MHP oyu, Haziran’da %6.2 olarak ölçüldü.

Cumhur İttifakı’nın her iki partisinde oy kaybının yaşanması önemli; çünkü bu, iki partiden birinden vazgeçenlerin oylarının ittifak içinde kalmadığının bir göstergesi. AK Parti’den uzaklaşan seçmen MHP’ye veya MHP’den uzaklaşan seçmen AK Parti’ye gitmiyor, kendine yeni bir adres arıyor. Bu da Cumhur İttifakı’nın %50 civarında tutunma olasılığını her geçen gün azaltıyor. Diğer araştırmalarda da benzer verilere rastlanıyor. Oranlar değişse de, kiminde daha dramatik kiminde daha tolere edilebilir rakamlar telaffuz edilse de, hemen her ciddi ankette iktidarın bir güç yitimine uğradığı görülüyor.

Kimin kararsızları?

Araştırma, kararsızların oranını %18.7 olarak veriyor. Kararsız oylar tahlil edildiğinde, bunların %37’sinin AK Parti, %13’ünün CHP, %7’sinin MHP ve %3’ünün İYİ Parti kaynaklı olduğu sonucuna varılıyor. HDP’nin kararsız seçmeni yok denecek kadar az: %1.7.

Kararsızlar içinde AK Parti seçmeninin ağırlığı artıyor. Şubat’ta %18.7, Mart’ta %16.6, Nisan’da %23.7, Mayıs’ta %28.8 olan bu oran Haziran’da %37.3’e çıkıyor; üç aylık süre içinde iki katlık bir artış söz konusu. Kararsız AK Parti seçmeninin bu denli artmasında, iktisadi başarısızlıkların yanı sıra parti kimliğinin aşınmasının rolünü de hesaba katmak gerekir.

Bugün seçim olsa 24 Haziran’da hangi partiye oy verdiyse yine o partiye oy vereceklerin oranı partilere göre şöyle: AK Parti’de %67, MHP’de %49, CHP’de %81, HDP’de %76 ve İYİ Parti’de %72.

Muhalefet kanadında seçmenlerin partilerine olan bağlılıkları yükselirken, iktidar ortaklarının seçmenlerinin partilerine olan bağlılıkları giderek azalıyor.

Erdoğan “metal yorgunluğu” demişti, lakin artık bu kavramla izah edilemeyecek bir aşınma var. İktidar cenahındaki aşınma metal yorgunluğunun ötesine geçmiş durumda. Ancak muhalefetin de hâlihazırda bu aşınmadan olması gerektiği ölçüde istifade etmesini sağlayacak bir performans ortaya koyduğu söylenemez.

(*) Kürdistan 24, 08.07.2020

https://www.kurdistan24.net/tr/opinion/d12d5e11-4227-4896-8d05-90c79e2f0cde
Önceki İçerikAyasofya’da ilk namaz 24 Temmuz Cuma günü kılınacak
Sonraki İçerikMEDYA ANALİZ: Pek Hürriyetvari bir kurnazlık