Anasayfa / GÜNÜN YAZILARI / Trabzonspor, yapma böyle gözünü sevim, üzme bizi!

Trabzonspor, yapma böyle gözünü sevim, üzme bizi!

TS, Amedspor’u ilk kutlayan takım olmalıydı. Çünkü çok benzer bir hikâye var. TS gibi Amedspor da müesses nizama bayrak çekti. TS gibi Amedspor da şehriyle tek bir nefes oldu.

Milli Takım, Kosova’yı geçip 24 yıl aradan sonra Dünya Kupası’na katılma vizesi alınca Amedspor, resmi hesabından bir kutlama yayınladı. Yer yerinden oynadı! Memleketin normalleşmesine naçizane bir katkı yaptığı için kulübü alkışlayan da çok oldu, bunu gayri bir hareket ya da teslimiyet olarak değerlendirip kulübü topa tutan da. Bilhassa sosyal medyada, Türk ve Kürt mahallelerinin zembereğinden boşalmış milliyetçileri, gerekçeleri taban tabana zıt olsa da, aynı hedefe nişan aldılar ve Amedspor’u yaylım ateşine maruz bıraktılar.
Neyse zamanla hararet düştü, o ani ve sert tepkiler tavsadı ve hayat kendi mecrasında akmaya devam etti.
Lakin şimdilerde yeni bir mesaj verme/vermeme mevzuumuz baş gösterdi.

Malumunuz, Amedspor’umuz, Diyarbekir’imizin 16 yıllık hasretine son verdi ve –olması gerektiği gibi- Süper Lig’deki yerine kuruldu. Dikkatler hemen bu gelişmeyi kutlayacağına ve kimin kutlamayacağına yöneldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan tez davrandı, hemen bir tebrik mesajı yayınladı; bu mesaj, muhtemelen ikircikli bir ruh halinde olanları rahatlattı. Bahçeli, geçmişteki haşin tutumunun aksine, kallavi bir mesajla Amedspor’a başarı diledi. Keza yurt içinden ve dışından daha birçok siyasi aktör de Amedspor’un mutluluğuyla hemhal oldu.
Tabiatıyla gözler, Amedspor’un gelecek sezon mücadele edeceği Süper Lig’deki takımlara da kaydı; bir hoşamediyle Diyarbekirlilerin sevincini paylaşıp paylaşmayanların çetelesi tutuldu. FB, BJK, GS, Göztepe, Başakşehir, Gaziantepspor, Rizespor, Alanyaspor ve Kasımpaşa Amedspor’un başarısını selamladılar. Ancak Trabzonspor, Samsunspor, Konyaspor, Kocaelispor, Gençlerbirliği, Eyüpspor, Antalyaspor, Kayserispor ve Karagümrük’ten ise herhangi bir ses çıkmadı.

Diğer kulüpleri bilmem ama ben sıkı bir taraftarı olduğum Trabzonspor ile ilgiliyim. En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim; Amedspor’dan bir hoş geldin selamımın esirgenmesinin külliyen yanlış olduğunu ve Bordo-Mavili ruha yakışmadığını düşünüyorum. Müsaadenizle açıklamaya çalışayım.

“Trabzonspor büyüklerle sevişerek değil, savaşarak büyük olmuştur”

Başkan Ertuğrul Doğan, kulüp dergisinin son sayısına Trabzonspor’un varlığının ve Trabzonsporlu olmanın ne mana taşıdığını anlatan iyi bir yazı yazmış. Doğan’a göre, “Trabzonspor’un varoluşu bir ihtiyaçtan öte güçlü bir başkaldırının eseri” idi. TS, neye başkaldırmıştı TS? “İstanbul merkezli düzene!” Peki, kimin adına yapmıştı bunu? TS, “Anadolu’nun sesi, emeğin ve sarsılmaz inancın sahadaki temsili” adına!
Trabzonspor “teslimiyeti elinin tersiyle iten” bir ruhu ifade ediyordu. Mücadeleyi kutsal sayıyor, zorluklara meydan okuyarak demleniyordu.

“Bu kulüp, mevcut sistemin içinde sıradan bir parça olmak amacıyla varlık göstermenin aksine, sistemi zorlamak ve ona yön vermek üzere sahneye çıkmıştır. Kuruluş felsefemizin özü budur: Boyun eğmek yerine cenk etmek, kabullenmek yerine değiştirmek…” Bu çerçevede rahmetli Özkan Sümer’in bir sözünü aktarıyordu Doğan: “Trabzonspor büyüklerle sevişerek değil, savaşarak büyük olmuştur.”

Doğan’ın yazısında, şehir ile takım arasında kuvvetli bağ da son derece mühim bir yer işgal ediyordu. Sahada ter döken her futbolcu, büyük bir camianın hissiyatını ve koca bir şehrin tarihini sırtlanıyordu. Trabzon’da alevlenen isyan, Türkiye’de futbolun kaderini değiştirmiş, ezberleri yerle yeksan etmişti. Bir şehir takımıydı TS ama “imkânsız görüleni gerçeğe dönüştüren iradesi” ile kalıplarını dışına çıkmış ve doğduğu şehrin ötesine geçmişti.

Hülasa “Bize her yer Trabzon” boşa edilen bir laf değildi; takım hudutları aşan bir sevgi halesiyle çevrelenmiş, TS; başarısı, azmi ve iradesiyle hudutları kendisi için silikleştirmişti. “Zaman akıp gider, kadrolar yenilenir, şartlar başkalaşır; fakat bu kulübün duruşu hep baki kalır. Trabzonspor’a sınır çizmeye yeltenmek yahut onu kalıplara hapsetmeye çalışmak boş bir gayrettir. Bu büyük camia hiçbir kalıba sığmaz. Trabzonspor’a istikamet tayin etmek hiç kimsenin haddi olamaz.”

Kendi değerlerine yabancılaşmak

Güzel bir yazı! “Neden Trabzonspor’u tutuyorsun? sorusuna muhatap olan/olacak olan bir taraftarın, eğer muhakkak akli bir gerekçe üretmek gibi mecburiyeti varsa, cevap verirken kullanabileceği hoş bir çerçeve… Hakikaten mer’i düzenin çarklarına çomak sokmak, bir şehirle özdeşlemek ama özdeşleştiği şehre de hapsolmadan daha büyük bir kimliğe sahip olmak, Trabzonspor’un asli unsurları.
(Küçük bir not: Kendi adıma, Trabzonsporluluğumu rasyonel gerekçelere dayandırmak ihtiyacı duymuyorum, fakat çok zorda kalırsam bu ve benzeri argümanlara başvurmaktan da imtina etmiyorum!)

Hal böyleyken TS, Amedspor’u ilk kutlayan takım olmalıydı. Çünkü burada da çok benzer bir hikâye var. TS gibi Amedspor da müesses nizama bayrak çekti. TS gibi Amedspor da şehriyle tek bir nefes oldu. Trabzon nasıl TS’nin üzerine titriyorsa Diyarbekir de Amedspor’un üzerine titriyor. Ve TS gibi Amedspor da şehrinin dışına çıtı, daha büyük bir coğrafyanın özlemlerinin müdafisi oldu. TS nasıl sadece Trabzon değilse, Amedspor da sadece Diyarbekir değil!

Eğer Mevcut TS yönetimi bu benzerlikleri idrak edemiyorsa, hiç kusura bakmasın, kendi değerlerine yabancılaşmış demektir. Doğan ve ekibi, TS’nin efsanevi tarihine sahip çıkmanın salt iyi satırlar döşemekle olmayacağını, yeri geldiğinde ancak o tarihe uygun davranmakla olacağını bilmeli. Asgari bir basiret, TS ve Amedspor’un birbirine benzer öykülerden geldiğini, aynı ve yakın hislere tercüman olabileceğini görmeyi sağlardı. Ne yazık ki mevcut yönetim bu basiretten bile çok uzakta duruyor.

Keza, TS’nin Amedspor’un elini sıkmaması, büyük takım iddiasına da ters. TS’nin her yerden ve her kimlikten taraftarı bulunuyor. Bordo-Mavili renklere sevdalı birçok Kürt de var ve onlar Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesinden çok memnunlar. Ama takımlarının Amedspor’a bir kutlamayı bile çok görmesinden de aşırı rahatsızlar ve bunu kabullenmiyorlar.

Yeni bir yol açmak

Doğrusu meselenin kabullenilecek bir yanı, tevil götürür bir tarafı da yok. Taraftarlarının bir kısmının gönlünü kırmak, ne akla sığar ne mantığa. Ciddi bir sorumsuzluk hali, bu da büyük bir takıma yakışmaz. TS ile sevenleri arasındaki bağı zedelemek, sevenlerinin bir bölümünün sevincine ortak olmak varken önyargılar yüzünden onları üzmek olacak iş değil.

TS; yapma böyle gözün sevim, üzme bizi!

Bahse konu yazısında Doğan, Trabzonspor’un öncülüğüne de değiniyor. “Bu kulüp” diyor ki “gerektiğinde yön belirleyen, gerektiğinde yeni yollar açan bir iradenin temsilcisidir. Geçmişte böyleydi, gelecekte de böyle kalacaktır.”
Eyvallah. Öyleyse TS’nin önünde muazzam bir fırsat duruyor. Hatırlanacaktır; Selahattin Demirtaş daha sürecinin ilk etaplarında, çözüme salt siyasi adımlarla varılmayacağını ve barış fikrinin toplumda nüfuz etmesi için siyaset dışı alanlarda da halkın ruhuna dokunan bazı faaliyetler yapılması gereğinin önemine işaret etmişti. Ve bu bağlamda TS ile Amedspor ile arasında oynanacak bir maçın süreci tahkim edeceğini vurgulamıştı. Çok yerinde bir öneriydi bu.

TS, yeni bir yol açmak istiyorsa, alsın buradan yürüsün. Sürecin zeminini kuvvetlendirmek için futbolun sihrine müracaat etsin. Meşin yuvarlığı; sorunu büyütmek değil küçültmek, toplumu germek değil sakinleştirmek, farklı kesimleri ayrıştırmak değil birleştirmek için yuvarlasın. Atılan golleri normalleşmeye vesile kılsın; bordo-mavili formayı bir arada yaşamanın timsali kılsın.

Önyargılar böyle kırılır.
Ezberler böyle bozulur.
Ve yeni bir yol da böyle açılır.
Futbol bu güce sahip; yeter ki eller ehil olsun!

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın