Anasayfa / GÜNÜN YAZILARI / Evde bir bayram havası

Evde bir bayram havası

Elbette, Amedspor bir spor kulübü; ama salt bir spor kulübü de değil; bundan çok daha ötesi. Amedspor, hâlihazırda Kürt kimliğinin en mühim taşıyıcı sütunlarından biri.

İki yıl önce bu vakitler, Amedspor 2. Lig’den 1. Lig’e çıkmış, ben de Serbestiyet’te “Makbul misafirlik” başlıklı bir yazı yazmıştım. Dilim döndüğünce, Amedspro’un 1. Lig’deki misafirliğini çok fazla uzatmaması ve tez elden Süper Lig’e çıkması gerektiğini ifade etmiştim. Evet, 1 Lig güzel ve kıymetliydi, lakin Amedspor’a daimi bir mekân olacak bir yer değildi. Amedspor, hasretliği daha fazla büyümeden, asıl evine geçmeli, Süper Lig’in yolunu tutmalıydı.

Başarıdan başı dönmüş bir hayalperestlik, temelden yoksun bir umut tacirliği, kendi dünyasından başkasına bigâne bir kendinden geçmişlik veya sudaki aksine vurgun bir narsistlik değildi bu. Bir kulüp olarak Amedspor’un potansiyeli, bir şehir olarak Diyarbekir’in dinamizmi ve kendini adamış bir kitle olarak taraftarın talepkarlığı, zorunlu bir istikamet olarak Süper Lig’i işaret ediyordu. İlk yıl, hadi diyelim acemilik oldu; ama ikinci yıl Amedspor, en üstteki yerini almalıydı.

Sezona bu hedefle girdi Amedspor. İlk başlarda emin adımlarla da ilerledi. Fakat güzergahın üzerinde bazı kazalar oldu; hoca seçiminde doğru tercihlerde bulunulmadı; bazen takım ile hocanın, bazen taraftar ile hocanın kimyası tutmadı, üç kez hoca değişikliğine gidildi. Ligi daha erken koparması lazımdı Amedspor’un ama son düzlüğe Erokspor ile nefes nefese girildi.

Öyle ki son beş maç Amedspor taraftarının ömründen ömür yedi; beş maçtan bir galibiyet çıkaramadı, dört beraberlik, bir mağlubiyet aldı. Normalde şampiyonluğa oynayan bir takımın böyle bir istatistiği olmaz, olmaz; olursa şampiyonluk tuzla buz olur. Ama Allah’tan Erokspor da kayıplara karıştı; önüne çıkan fırsatları bol kepçeden harcadı.

Alın son iki haftayı: Geçen hafta Erokspor Sarıyer’e yenildi. Amedspor Bodrumspor karşısında maçın son saniyesine 1-0 önde girdi. Galibiyetini korusa, neredeyse ligin fişini çekmiş olurdu. Ancak son saniyede kalesini muhafaza edemeyip gol yiyince, düğümün çözümü bu haftaya kaldı. Bu hafta iki takım aynı puandaydı; Amedspor Iğdır’daydı, Erokspor evinde Pendikspor ile oynuyordu. Amedspor sahadan beraberlikle ayrıldı, Erokspor kazansaydı Süper Lig’in biletini o cebine koyacaktır. Ne var ki o da Pendikspor’a diş geçirmedi.

Burada, bir hususun altını özellikle çizmek lazım: Son iki haftada Amedspor Bodrumspor ve Iğdırspor ile Erokspor da Sarıyer ve Pendikspor ile oynadılar. Her dört takım da rahattı; ipe un serebilir, dostlar alışverişinde görsün kabilinden bir oyunla yetinebilirlerdi. Fakat rakiplerinin kıran kırana bir şampiyonluk yarışı içinde olduğuna bakmaksızın, tam da olması gerektiği gibi sahada aslanlar gibi mücadele ettiler. Onların sahadaki cansiperane duruşları, lige dair yapılan tevatürleri boşa çıkardı; yarışın son saniyeye kadar devam etmesini sağladı, oyuna heyecan ve güzellik kattı. Futbolun haysiyetini kurtaran bu dört takım, büyük bir tebrik ve teşekkürü hak etti.

Tespit ve teyit

Neticede iki takım ligi aynı puanla bitirdi, Süper Lig’e çıkan takımı ikili averaj tayin etti, bu da Amedspor oldu. Sezon boyunca teptiği fırsatlar taraftarının yüreğini ağzına getirse de, neyse ki filmin sonu mutlu bitti. Maçın son düdüğünün çalınmasıyla birlikte bütün bir Diyarbekir sokaklara, caddelere, meydanlara döküldü. Evde bir bayram havası esti. Bu yıl Londra’yı aratmayan yağmura rağmen, halaylar, kornalar, zılgıtlar, tilililer, şarkılar ve türkülerle müthiş bir kutlama yapıldı. Bütün şehir ayakta bütün şehir yekvücuttu.

Aslında sadece Diyarbekir değil, Amedspor’un Lig heyecanı bütün bölgeyi sarmıştı. Şampiyonluğu belli edecek maç için Silopi’den Cizre’ye, Kurtalan’dan Varto’ya, Yüksekova’dan Doğubayazıt’a, Viranşehir’den Başkale’ye, Konak’tan Salihli’ye kadar memleketin doğusundan batısına birçok yerde dev ekranlar kuruldu.

Milyonların yüreği Amedspor için attı. Her yerde Amedspor’un şampiyonluğu, muazzam bir zafer kazanmanın verdiği mutlulukla kutlandı ve sahiplenildi. Amedspor’un sadece Diyarbekir’e değil çok daha geniş bir alana hitap ettiği, sadece Diyarbekirlilerin değil içeride ve dışarıda Kürtlerin çok büyük bir kısmın duygularına tercüman olduğu bir kez daha tespit ve teyit edildi.

Kimlik beyanı

Amedspor’un gördüğü bu teveccüh, salt bir spor kulübü ile açıklanamaz. Elbette, Amedspor bir spor kulübü; ama salt bir spor kulübü de değil; bundan çok daha ötesi. Amedspor, hâlihazırda Kürt kimliğinin en mühim taşıyıcı sütunlarından biri. İki yönlü işleyen bir süreç bu:

Bir taraftan Amedspor, bilerek ve isteyerek, son derece bilinçli bir şekilde Kürt kimliğini üstleniyor, o kimliği daha bir görünür ve daha bir bilinir kılıyor, farklı sahalarda sergiliyor. Diğer taraftan ise, rakipleri Amedspor’u, ondan bağımsız olarak, Kürt kimliğinin temsilcisi postuna oturtuyorlar ve ona göre muamele ediyorlar. Velhasıl Amedspor, Kürt kimliği açısından hem pozitif hem de negatif bir kimliklendirme işlevi görüyor.

Binaenaleyh Amedspor maçları sadece bir futbol maçı gibi değerlendirilemez, değerlendirilmemeli. Amedspor’un sahaya çıkması, yerine göre; bir kimlik beyanına dönüşüyor, bir muhalefet mecrasına denk düşüyor, politik aidiyetlerin ötesinde bir birlik duygusunu yansıtıyor ve siyasi taleplerin dillendirildiği bir arenaya tekabül ediyor. Hayatı boyunca belki de futbol topunun kenarından köşesinden geçmemiş, hatta ondan kaçınmış beyaz tülbentli barış annelerinin, Amedspor için ciğerden dua etmeleri de bundandır. Çok şükür o dualar kabul oldu!

Böylesine çok boyutlu bir takımın varlığı, Süper Lig için büyük bir kazanım olacaktır. Amedspor da burada sağlam bir yer edinmenin planını, programını yapmalıdır. Misal, Amedspor gibi Türkiye’nin her yerinde ve dünyanın dört bir köşesine dağılmış taraftarı bulunan bir kulübün “ligde kalmak/ligden düşmek” gibi bir gündemi asla olmamalıdır. Ligi “süper” kılan bir takım olarak, bu ligin demirbaşı olmalı ve hep bulunduğu yerin bir üst basamağını hedeflemelidir.

Bu meyanda, mesela, iki-üç yıl içinde Avrupa kupalarına katılmanın hesabını kitabını yapmalıdır. Bu şehir hem bunu hak ediyor hem de bunun altından rahatlıkla kalkar. Kimse merak etmesin!

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın