Mülteciye öfke, Altındağ’dan tehlike sinyalleri

Önümüzdeki iki mesele: Suriyeli sığınmacılar kendi ülkelerine nasıl dönebilir? Gelen Afganlar nasıl durdurulabilir? Bunlar orta ve uzun vadeli meseleler. Asıl acil sorunsa, Suriyelilerin ve Afganların toplumda oluşan gerilimin hedefi haline gelmeleri. Hepimiz aklımızı başımıza almalıyız. Sığınmacılar konusu nazik ve oynamaya gelmeyecek kadar hassas bir mesele.

Afganistan’dan gelen yeni göçmen akınıyla birlikte, Türkiye’nin en temel gündem maddelerinden birisi “Afganlar da geliyor! Felaket geliyor!” haline dönüştü. Ankara Altındağ’da olanlar işin artık çatışma boyutlarına yöneldiğini gösteriyor. Toplumun bir kesiminde oluşan Suriyeli ve Afgan mülteci tepkisi giderek genişleme tehlikesi içeriyor. Bu öfke çapulcuları, hırsızları, yağmacıları, harekete geçirebilir. Sıradan insanları hedef haline getiren, kaotik bir ortam oluşabilir.

Yaklaşık 4 milyon Suriyeli geleceği belirsiz bir şekilde yaşamlarını devam ettirmeye çalışıyor. Yaşadıkları ortamdan farklı kültürleri, alışkanlıkları, dilleri, gelenekleri olan bir kitleden söz ediyoruz. Onlara bir yatak, bir ekmek, bir su vermek bile yüksek maliyetler yaratıyor. Kendi gettolarını yaratan, kendi gelenekleri içinde içe kapalı topluluklar olarak yaşamaya çalışan, daha doğrusu kaçınılmaz olarak bu halde var olabilen Suriyeliler, yanı başlarında yaşayan yerli, yoksul insanlarla temas ettiklerinde gerilim harekete geçebiliyor.

Gettolaşan Suriyeliler, büyük şehirlerin dış ve yoksul mahallelerinde tutunabiliyor. Ekonomik sıkıntı nedeniyle öfkesi giderek artan sıradan yurttaş, patlayacak bir bomba gibi sığınmacıları gözlüyor. Ankara Altındağ örneği uzun zamandır endişe ettiğimiz tehlikenin sinyallerini güçlü şekilde gösterdi.

Suriyeliler nasıl dönecek? Afganlar nasıl durdurulacak?

Önümüzdeki iki mesele: Suriyeli sığınmacılar kendi ülkelerine nasıl dönebilir? Gelen Afganlar nasıl durdurulabilir? Bunlar orta ve uzun vadeli meseleler. Asıl acil sorunsa, Suriyelilerin ve Afganların toplumda oluşan gerilimin hedefi haline gelmeleri. Hepimiz aklımızı başımıza almalıyız. Sığınmacılar konusu nazik ve oynamaya gelmeyecek kadar hassas bir mesele.

İktidarın da muhalefetin de sorumlu, özenli, çatışmadan uzak bir yaklaşımla meseleyi ele alması önem taşıyor. Olayları yakından izleyen DEVA Partisi milletvekili Mustafa Yeneroğlu’nun saptaması oldukça uyarıcı: “Bir failin eylemi ailesine, aşiretine ya da milletine atfedilemez. Bugün Suriyeli ya da Afgan bir suçlunun eylemi de yalnızca kendisini bağlar. Suç bireyseldir.”

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN

Önceki İçerikAltındağ’da 72 gözaltı daha, 28’i adi suçlardan sabıkalı
Sonraki İçerikPlanlı kamu çalışmasının başlangıcı “trafiğin en az olduğu saat dilimi” diye ilan edilebilir mi?