Şair ‘bugün’den geçiyor

 

o geçerken, şehrin sırtını dayadığı dağ,

dağla beraber, dağın bağrında,

burun kemiğini sızlatırcasına

keskin insan kokan mağara,

 

mağarada uyuyanlar,

onların yüzlerce yıl süren düşleri,

sonra Musa’yla, bilge arkadaşının

akılalmaz sergüzeştleri,

 

sonra daha tanıdık yüzler,

daha bildik öyküler,

hepsi, yolun tozuna toprağına karışıp

göğe savruluyorlar sanki,

 

sonra gökten, kül, ipek, tüy ve sözcük

karışımı bir yağmur

yağmaya başlıyor yüreklerimize,

cızırdatarak orada, ocaktaki közleri.

 

ve her şeyin bir bağış olduğunu

ilk defa hissettiren ezoterik bir örtü,

söz, ezgi, bilgi, ışık ve hikmet seriliyor

kaderin örtüsü gibi, hayatlarımızın üzerine.

 

19 Mart 2010

 

Önceki İçerikSiyasetin güçlü babaları ve etkisiz oğulları
Sonraki İçerikCHP: Bir ülke gerçeği