Trajik bir fars hikayesi…

 

Televizyonda bir emekli hava korgeneral konuşuyor, kendinden çok emin:

“İran’daki iktidarı sıkıştırmak terör örgütleri tarafından uçağın düşürdüğüne inancım çok büyük. Boeing firması  ne derece doğruyu söyleyecek. Efendim bir anda ağız birliği etmiş Kanada Başbakanı’nın, İngiltere Başbakanı’nın ‘İran füzesi düşürdü’ diye açıklama yapması daha da şüpheleri artırıyor.

 

Başka bir kanalda konuşan başka bir emekli hava tümgenerali ise daha net:

“ABD Başkanı, Ukrayna Devlet Başbakanı, Kanada Başbakanı ve İngiltere tarafından yapılan, uçağın füzeyle düşürülmüş olma ihtimali hakkında açıklamalar var. Uçakla ilgili daha araştırmalar bitmemişken böyle bir açıklama yapmak gerçekten psikolojik harekatın bir parçası.. İran'ın, ABD'ye karşı yaptığı üs saldırısını ikinci plana atmak için yapılmaya çalışılan bir psikolojik harekattır. Bunu çok net olarak söyleyebilirim.”

 

Televizyon tartışmalarında bazı ‘uzman’lar, sosyal medyada pek çok kişi de aynı fikirdeydi.

 

Neden uçağı İran’ın düşürdüğünü ilk Kanada Başbakanı açıklamıştı? Niye onu söz birliği etmişçesine İngiltere, İsveç Başbakanları izlemişti? Psikolojik operasyon değildi de neydi bu?

 

Günlerce uçağın neden düşürüldüğü hakkında İran hiç bir açıklama yapmazken, Kanada Başbakanı’nın kameralar önüne geçip gerçeği açıklamasının gayet meşru bir sebebi vardı; Kendi vatandaşlarına karşı duyduğu sorumluluk…

 

Ukrayna Havayollarına ait uçağın 176 yolcudan 63’ü Kanada vatandaşıydı. Geri kalan yolculardan 82’si İran, 10’u İsveç, 4’ü Afganistan, 3’ü Almanya, 3 ‘u İngiltere vatandaşıydılar. Uçakta 9’u uçak personeli olmak üzere 11 de Ukraynalı vardı.

 

Ama aslında 11 Ukraynalılar dışında hayatını kaybedenlerin çoğunluğu İran asıllıydı. 

 

Başka ülkelerde yaşayan, çalışan, okuyan İranlılar Noel tatilini fırsat bilerek geldikleri memleketlerinden geri dönüş yolundaydılar.

 

Uçaktaki 138 yolcu Kiev’den, Toronto’ya devam edecek, oradan da Kanada’da yaşadıkları çeşitli şehirlere gideceklerdi.

 

Tahran’dan Toronto’ya direkt uçuş olmadığı için en ekonomik olan Tahran-Kiev-Toronto aktarmalı Ukrayna Havayolları’nı tercih etmişlerdi.

 

ABD aktarmalı uçuşları tercih etmiyorlardı çünkü ABD havalimanlarına inen İranlılar sorguya çekilebiliyordu.

 

Zaten yeşil kart, oturma izninde de ABD’de zorluk yaşadıkları için İranlılar Kanada’yı tercih etmeye başlamıştı. Bu yüzden Kanada’da 200 bini aşkın İranlı yaşıyor. Çok sayıda İranlı öğrenci de master ve doktora için Kanada üniversitelerini tercih ediyor.

 

Uçakta hayatını kaybedenlerin isimlerini aratınca karşınıza otoriter bir rejimin bir ülkenin parlak insanlarına ne yaptığı üzerine trajik hikayeler çıkıyor.

 

Arash Pourzarabi ve Pouneh Gourji’nin hikayesi en trajik olanlarından. Tahran Şerif Teknoloji Üniversitesi’nde Bilgisayar Mühendisliği okuduktan sonra 2017’de Kanada’daki Alberta Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden yüksek lisans için kabul almışlar. Noel izninden İran’a sadece tatil için değil, hayırlı bir iş için dönmüşler. İki üniversite arkadaşı Tahran’da evlenmişler, güzel bir düğünleri olmuş. Dün o düğün salonunda onlar için yas matemi düzenlendi. 

 

Siavash Ghafouri-Azar ve Sara Mamani çifti de düğünleri için İran’a gelmişlerdi. Siavash Ghafouri-Azar Montreal’de bir Amerikan uzay sanayi şirketinde çalışıyordu. Eşi Sara Mamani de Kanadalı büyük bir ulaşım şirketinde. Montreal’de tanışmışlar ve evlenmeye karar vermişlerdi. Montreal’de yaşayacakları evi bile satın almışlardı. O evde oturamadılar..

 

Saeed Tahmasebi’nin adı İngiliz kurbanlar arasında geçiyor. 35 yaşında İranlı çok başarılı bir mühendisti. İngiltere’de çalışıyordu. Aynı zamanda Londra’da mühendislik doktorası yapıyordu. Daha yeni evlendiği İranlı eşi Nilüfer’le birlikte ailelerini görmeye gitmişlerdi.

 

Hüseyin Reza ve Rahime Somaya’nın hikayeleri de çok trajik. Afgan asıllı bu iki genç, çocuk denecek yaşlarda ailelerinden kaçıp birbirinden habersiz göçmen olarak İsveç’e gelmişler, burada göçmen olarak tutunmayı başarmışlar, okula gitmişler, işler bulmuşlar, sonra tanışmış ve evlenmeye karar vermişler. Çantalarına kendileri ve yakınları için güzel kıyafetler doldurup, sürpriz bir nikah için ailelerinin yaşadığı Tahran’a uçmuşlardı. Nihayet mutluluğu yakaladıkları anda başlarına gelecek felaketinin farkında olmadan…

 

38 yaşındaki Mahdieh Ghassemi, çocukları 11 yaşındaki Arsam ve 8 yaşındaki Arnica ile birlikte tatil için Kanada’dan memleketine gelmişti. 10 yıl önce evlenip Kanada’ya yerleşen Mahdieh hanım burada hem çocuklarını yetiştirip hem de dışarıdan mimarlık okumuştu. Kısa bir süre önce de Kanada’da hatırı sayılır bir Mimarlık ödülünü kazanmıştı.

 

18 yaşındaki Arad Zarei aslında İngiltere vatandaşıydı. Anne ve babası boşanmıştı. Tatilde İran’daki annesini ziyaret etmiş, Kanada’daki babasının yanına gitmek üzere yola çıkmıştı. 

 

Mohammad Asadi Lari, Kanada’da UNESCO ve Kızılhaç gibi örgütlerde çalışan profesyonel bir yardım gönüllüsüydü. En son TED Talk’ta bir konuşma yapmıştı. Onunla birlikte Toronto Üniversitesi’nde okuyan kız kardeşi de uçaktaydı.

 

Uçakta Kanada’nın 20 üniversitesinde akademisyen olarak çalışan, master ve doktora yapan onlarca İranlı vardı.

 

Alberta Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünde profesör olan Mojgan Daneshmand ve Pedram Mousavi çifti, kızları Daria ve Dorina ile birlikte uçaktaydı.

 

Ganimet Azdari, Milad Ariani, Faisal Mola, Iman Aghabali, Mehdi Eshaghian doktoralarını tamamlamak üzere olan başarılı öğrencilerdi ve tatil için geldikleri İran’dan geri dönüyorlardı.

 

Uçağın İran füzesiyle düşürüldüğü ortaya çıktıktan sonra Tahran’da üniversite öğrencilerinin öfkeyle sokaklara dökülmesinin sebebi de bu zaten.

 

Kendi ülkelerinin ordusunun, füze sanıp vurduğu uçakta arkadaşlarını kaybettiler. Ve üstelik bu gerçeği de kendi devletlerinden değil Kanada Başbakanı’ndan duydular.

 

Hatta Kanada Başbakanı’nın açıklaması, Batılı medya organlarının haberleri sonrasında bile İran hükümet sözcüsü, İran Sivil Havacılık Kurumu Başkanı, Devrim Muhafızları sözcüsü, İran gazeteleri, televizyonları İranlılara yalan söylemeye, “Bu Batı’nın bir komplosu, hedef İran” demeye devam etmişlerdi.

 

Çok trajik bir hikaye bu.

 

İran’da yaşayamamış, şansını başka yerlerde deneyen ülkenin yetişmiş insanları, kaçtıkları rejimin karakuşi füzesinden kurtulamadılar.

 

Güvenliği insan hayatına tercih eden, bir uçakla bir füzeyi birbirine karıştıran beceriksiz, intikamdan gözü dönmüş Devrim Muhafızları’nın kurbanı oldular.

 

Kanada Başbakanı konuşmasaydı da rejimin ali çıkarları için, içlerinde çocukların, yeni evli çiftlerin olduğu bu 176 insanın hayatlarının neden son bulduğu bir sır olarak kalacaktı.

 

153 yıllık Kanada’nın liberal Başbakanı’nın İran asıllı vatandaşlarına duyduğu sorumluluğu, 10 bin yıllık İran’ın ‘İslam İnkılabı’ nın büyük sloganlarıyla iktidara gelmiş yöneticileri, kendi vatandaşlarına karşı duymadı.

 

Devletin itibarı insanların gerçeği bilme hakkına , rejimin kutsiyeti hayat hakkının kutsallığına galip geldi.

 

“Özür dilediler ya daha ne yapsınlar” denerek geçiştirilen 176 hayat, tam da kurtulup kendilerine yeni bir hayat kurdukları kötü bir rejimin elinde harcandı…

 

Gerçekten de çok yazık oldu….

 

Önceki İçerikFilenin Sultanları Tokyo’da…
Sonraki İçerikTCDD: Suçlu ölen iki makinist ve teşkil memuru!