Sabah, İsrail web sitelerini tararken, bir yazı dikkatimi çekti. Dov Maimon imzalı yazı, Avrupa’yı, İran’daki olaylara seyirci kalmakla suçluyor. İsrail perspektifinden ve militan bir dille yazılmış olan yazı, Times of Israel’de yayınlanmış. Yazıya göre; Avrupa, son bir yılda Gazze konusunda gösterdiği yüksek sesli tepkiyi, İran için aynı ölçekte tekrarlamıyor. Çünkü şu anki İran Rejimi’nin zayıflaması, İsrail’in yararına. Avrupa Solu da İsrail’in kazançlı çıkmasını istemiyor. Dolayısıyla, Avrupa Solu, İran’daki protestoculara dönük bir dayanışma ortaya koyma noktasında tereddüt gösteriyor. Gazze, Avrupa Solu’nun zihin dünyasında merkezi bir konuma yerleşmiş durumda. Ancak İran konusunda Avrupa’nın sesi kısık. İran’da kadınlar başörtüsü çıkartarak meydan okuyor, öğrenciler güvenlik güçlerinin karşısına dikiliyor, işçiler işi bırakıyor. Gözaltı, işkence ve idamlar gündelik rutine dönüşmüş durumda.
Avrupa’nın bütün bunlara gösterdiği tepki ise birkaç açıklama ve birkaç raporla sınırlı. Yazıya göre; Gazze’ye verilen destek; “sömürgecilik karşıtlığı” ve “Batı’nın suçluluğu” gibi yaygın anlatılarla uyumlu, “ezilen-ezen” ikiliğine kolay oturan bir hikâye sunuyor. İran’daki isyan ise tam tersine kendini “antiemperyalist” diye pazarlayan bir rejimi mahkûm etmeyi, jeopolitik anlatılardaki basitleştirmeleri aşmayı ve hatta dolaylı biçimde İsrail’le aynı “hasma” karşı konumlanmayı gerektiriyor. Avrupa Solu, kendi dünya görüşünü, kendi ezberini, kendi ideolojik konforunu pekiştirebildiği konularda olağanüstü bir enerji üretebiliyor. Gazze, bu konulardan birini oluşturuyor. İran’daki özgürlük talebi ise Avrupa Solu tarafından geri plana itiliyor. Çünkü, İran’daki bu talep, Avrupa Solu’nun ideolojik konforunu bozuyor. Maimon’un söyledikleri bunlar. Biz işin gerçeğine bakalım. İsrail’in İran’daki direnişçilere destek vermesini, hayatın bir ironisi olarak mı görmeliyiz? Bilmiyorum.
Bildiklerimiz şunlar: Gazze’de 2 yıldır sürmekte olan İsrail saldırılarında öldürülen kişi sayısı 71 binden fazla. Bunların büyük çoğunluğu kadın ve çocuk. Gazze’deki tüm altyapı, yaşam, sağlık imkanları, su ve elektrik sistemi, çökmüş durumda. 2 milyon insan, en temel ihtiyaçlarına bile erişemez halde. İran’da insan haklarının çiğnendiğini, protestocuların şiddete maruz kaldığını söyleyen İsrail, Gazze’deki tabloyu, insanlığa unutturamaz. Tabii şu da açık: İran’da yaşananlar bizi doğrudan doğruya ilgilendiriyor. İran halkının isyanı, bizim açımızdan büyük önem taşıyor. İran’ın verdiği özgürlük mücadelesinden olumlu bir sonuç doğması ve İran halkının özlemini çektiği demokrasiye ulaşması, Türkiye’ye de olumlu şekilde yansıyabilir. Gönlümüz onlarla.













