New York şehri, Brooklyn semti, Williamsburg mahallesi, Grand Street 244 numarada bulunan Caribbean Social Club; kentte yaşayan 600 bin Porto Riko göçmeni için önemli bir kültür hazinesi. Ortasında büyük bir bilardo masası, kenarda eski küçük tahta sandalye ve masaların, duvarda rengarenk süslemelerin olduğu bu tipik nostaljik Latin barın sahibi ise en az mekan kadar ikonik biri olan 86 yaşındaki Toñita lakaplı Maria Antonia Cay.

Toñita sadece renkli takıları ve hayat enerjisiyle değil, hikayesiyle de New York şehrinin simgelerinden biri. 15 yaşındayken ABD’ye bağlı özerk bir ada olan Porto Riko’dan New York’a göç eden Toñita, tekstil atölyelerinde çocuk yaşta işçilik yaptıktan sonra Hispanik göçmenlerin İspanyolca konuşabileceği, domino oynayabileceği ve “evlerinde” hissedebileceği bir sosyal kulüp/bar açma açmış ve belki de farkında olmadan büyük bir iş başarmıştı. 1970 yılında açtığı Caribbean Social Club, öncesinde sadece yerel bir beyzbol kulübünün üyelerine özel bir lokalken zamanla kentteki tüm Hispanik göçmenlere hitap eden bir bara dönüştü. Barın bulunduğu Williamsburg semti bugünlerde eğitimli beyazların, gençlerin ve sanatçıların yerleştiği, kiraların arttığı ve eski binaların yıkılarak yerine lüks konut ve dükkanların açıldığı bir sürecin içinden geçerken, tabiri İngilizceyse tipik bir “gentrification” mağduru olurken; Toñita barın bulunduğu binasını satmamak için direndi.

Artan fiyatlara inat 3 dolara bira satan, yöresel Latin yemeklerini kendi pişirip tek başına servis yapan Toñita mahallesi değişirken zamanla mahallesinde tek başına kaldı, doğal olarak gelir kaybetmeye başladı. Özellikle Hispanik sanatçıların ve fenomenlerin desteği ile 2020’lerde yeniden popüler olması, sosyal medyada bir kültür ikonu olarak gündeme gelmesi Toñita’nın kaderini çok ileri bir yaşta değiştirdi.

Madonna ve Maluma’nın Rolling Stone için Toñita’nın barında kapak fotoğrafı vermesi ve sonrasında Bad Bunny’nin barı ziyaret ederek popülerleştirmesi önemli bir eşikti.

Toñita, 80 yaşından sonra ABD başta olmak üzere tüm Amerika kıtasında popüler bir figüre dönüşmüşken Bad Bunny sayesinde kültürel bir miras olarak da tarihe adını yazdırma şansı yakaladı. Bad Bunny, New York’taki Porto Riko göçmeni işçilerin eğlence hayatını anlattığı NUEVAYoL şarkısında Frida Kahlo başta olmak üzere birçok Latin Amerika ikonuna atıf yaparken Toñita’ya da sözlerde yer verdi:
“Toñita’nın evinde bir yudum rom; Porto Riko hiç olmadığı kadar yakın”

Son iki senedir küçük barının önünde bir yaz akşamı kendisinin ve işletmesinin yaş almasının kutlandığı coşkulu sokak partilerine ev sahipliği yapan birine dönüşen Toñita’ya atıf yapmak Bad Bunny için pek olağandışı bir durum değil.
Zira Bad Bunny tipik bir şarkıcı değil. Porto Riko doğumlu Bad Bunny, kariyerinin başından beri İngilizce şarkı söylemeyi reddediyor, sadece ana dili İspanyolca şarkılar yapıyor ve Porto Riko başta olmak üzere Latin Amerika kültürünü merkeze alan bir söylemi benimsiyor. Özellikle şarkılarında Porto Riko’nun sosyal, siyasi ve kültürel meselelerini irdeleyerek ABD’ye bağlı olan ama halkın Kongre, başkanlık seçimlerinden oy kullanma hakkı olmayan, sık sık elektrik kesintileri yaşayan, yoksul Porto Riko adasının sorunlarını milyonlarca insana aktarıyor.

Bu sene ABD’nin en büyük televizyon ve spor etkinliği Super Bowl’un devre arasında sahne alan ve Amerikan futbol liginde bir rekor kırarak 135 milyonluk bir seyirciye İspanyolca seslenen Bad Bunny; bu 12 dakikalık tarihi şovunda da kültürünü, siyasi mesajını ve Toñita’sını da unutmadı.
Ve Trump’ın yeterince “Amerikalı” bulmadığı ve hedef gösterdiği sahne şovuyla göçmen polisinin 5 yaşındaki Hispanik çocukları bile kovaladığı, esmer tenli insan avına çıktığı, insanların sokakta rahatça İspanyolca konuşamadığı bir dönemde çok daha renkli, coşkulu, hayat dolu ve cesur bir Amerika’yı sahneye taşıdı.
Tabii ki 86 yaşındaki Toñita da sahnede torunu yaşındaki Bad Bunny ile birlikteydi. 50 yıldır her zaman yaptığı gibi bar tezgahının arkasından yerel içkilerden birini uzattı, milyonlarca insana kültürünü gururla tanıtma şansı yakaladı, Bad Bunny’nin Hispanik kültürünü tanıtmak için kurguladığı sahnenin en tatlı ögelerinden biri oldu.
Diğer tüm küçük ama kıymetli detaylar gibi.
Müzik değil, kültür şöleni
Göçmen polisinin hayranlarını hedef almaması için ABD’de konser vermeyi reddeden, büyük paralar kazanabilecek olmasına rağmen İngilizce şarkı yapmayan, didaktik olma riskini alarak her şarkısına siyasi ve sosyal bir mesaj ekleyen ve hedef gösterilmek pahasına Trump’ı, göçmen polisini, kadın ve eşcinsel düşmanlığını çok sert bir şekilde eleştiren Bad Bunny; Super Bowl’da tek bir kelime İngilizce konuşmayan ilk sanatçı oldu.
Super Bowl’dan hemen önceki Grammy Ödülleri’nde de ilk kez sadece İspanyolca şarkıların bulunduğu bir albümle ödül kazanarak tarihe geçen Bad Bunny, milyonlarca Amerikalı’ya sesleneceği bu fırsatı kendi yerel kültürü ve hikayesini yansıtmak için kullandı.

Gösteri çoğu yoksul Latin Amerika köylüsünün kölelik şartlarında büyük Amerikan şirketleri için çalıştığı/çalışmak zorunda kaldığı büyük şeker plantasyonlarında başladı ve her bir sahnesinde Hispanik kültürünü içeren bir ögeyle devam etti.

Anakaradan uzakta, diğer tüm Amerikan vatandaşlarının sahip olduğu imkanlardan mahrum Porto Riko’da sık yaşanan ve hayatı etkileyen elektrik kesintileri elektrik direklerine tırmanılarak protesto edildi; Hawai’nin ABD tarafından sömürülmesini sahneye konuk olan Ricky Martin Porto Riko’nun işçi sınıfı ile özdeşen plastik bir sandalye üzerinde oturarak söylediği şarkısıyla anlattı.

Plastik sandalyeler Bad Bunny için önemli. Grammy ödülü kazanan son albümü Debí Tirar Más Fotos (Daha çok fotoğraf çekinmeliydik) için antropolog ve sosyologlarla çalışan şarkıcı; Porto Rikoluları anlatan şarkılarının yanı sıra albüm kapağını ve görsellerini de bu sandalyelerden seçmişti.

Sadece sandalyeler değil; düğünlerde sandalyede uyuyan küçük çocuklar da devre arası şovunun birer parçasıydı. Bad Bunny yakın zamanda kendisini düğünlerine davet eden gerçek bir çifti şovuna çağırmış ve canlı yayında evlenmelerini istemişti.

Lady Gaga’nın “Die with a Smile” şarkısını salsa modunda söylediği bir düğün sahnesinde bembeyaz giyinen göçmenler tipik bir Hispanik düğününü canlandırdı, evlenen çift milyonların önünde sahnede tuhaf ama tatlı bir şekilde gerçek düğünlerini kutladı.

Yine kendisinin küçüklüğünü ve muhtemelen geçen ay göçmen polisi tarafından alıkonulan Minnesotalı 5 yaşındaki Liam’ı temsil eden küçük bir çocuğa Grammy ödülünü vererek televizyon başındaki tüm göçmen çocuklarına da selam yolladı.

İtalyan göçmeni Lady Gaga ile birlikte dans etmesinin ardından Bad Bunny, tamamı gerçek küçük Hispanik işletmeler, sokak satıcılarıyla dolu sahnesini “God Bless America” (Tanrı Amerika’yı kutlasın) sözüyle kapadı.

Fakat Bad Bunny’nin Amerikası, bu sözü genellikle kullananlardan oldukça farklıydı. Bad Bunny kendisini Amerikalı olmamakla suçlayan Trump’a inat, “Amerika” dedikten sonra stadyuma Güney ve Kuzey Amerika’da bulunan bütün ülkelerinin bayraklarını taşıyan dansçılar koşarak girdi ve Bad Bunny teker teker ülke isimlerini okudu.

“ABD” ise sadece bu ülkelerden biriydi. Her ne kadar Amerikan bayrağı en önde olsa da Bad Bunny Amerika’yı Amerika yapan Hispanik göçmenleri onore etti, geldikleri ve bugün gönderilmek istendikleri ülkeleri teker teker saydı. Bağımsızlığını savunduğu Porto Riko bayrağını da zamanında bu bayrağı kullanmayı yasaklayan ABD hükümetine inat göğsüne bastırarak taşıdı.

Kapanış sahnesi ise en güçlü andı. Bad Bunny “Nefretten daha güçlü olan tek şey sevgidir” pankartını arkasına alarak elinde “Biz birlikte Amerikayız” yazan bir Amerikan futbolu topuyla sahneyi bitirdi.
Sahneden çıkarken ise en güzel şarkısını doğaçlama bir şekilde farklı bayraklar taşıyan rengarenk dansçılarla birlikte söyledi, bir şölen edasıyla geçen şovunu yine bir şölenle kapadı.
Trump’ın ilk yanıtı ise Bad Bunny’nin şovunun Amerika’ya atılan bir “tokat” olduğunu söylemek oldu.

Trump pek de haksız sayılmaz; Bad Bunny’nin gösterdiği Amerika gerçekten de Trump’ın anlattığı ve üzerinde nefret sörfü yapmaya çalıştığı Amerika’ya atılan sert bir tokat.
Trump’a “kendine gel” tokadı

Bad Bunny, Hispanik Amerikalıların sadece ten renkleri, konuştukları dil nedeniyle sokakta durduruldukları, Amerikan vatandaşı olma olasılığından bile tacize uğradıkları bir dönemde Hispanik kültürünü tüm coşkusu ve neşesiyle milyonlara taşıdı.
Trump’ın öfkelenmesinin sebebi de bu. Cumhuriyetçilerin tepki göstererek düzenledikleri alternatif devre arası şovunda Kid Rock’ı sadece 6 milyon kişi izlerken 130 milyon Amerikalı Bad Bunny’nin Amerikasına kitlendi.
Trump kimsenin Bad Bunny’nin ne dediğini anlamadığını söylese ve gösteriyi yeterince Amerikalı bulmasa da Hispanik kültür en az Avrupalı beyaz göçmenlerin kültürü kadar Amerika’nın kurucu unsuru. Bad Bunny’nin sahne aldığı California eyalet, San Francisco kentinin isimleri bile İspanyolca’dan geliyor. Hispanik göçmenler ABD’nin eşit birer kurucu unsuru ve ileride çok daha önemli siyasi, sosyal güce sahip olacaklar. Nüfusun %20’sini oluşturan Hispaniklerin 2050 yılında %30’a ulaşması bekleniyor. Her geçen yıl İspanyolca konuşanların sayısı artıyor, özellikle Porto Rikolu sanatçılar, siyasetçiler ön plana çıkıyor.
Trump ve Cumhuriyetçiler, geçmişteki muhafazakarlar gibi her ne kadar Hispanik kültürünü ve müziğini hor görse de seçimleri kazanmak için Hispaniklerin oyuna muhtaç olduklarının farkında. Bu nedenle göçmen polisini muhafazakar Hispaniklerin yaşadığı Florida, Texas gibi eyaletlere yollamıyor, İspanyolca konuşan Amerikalıları tamamen kaybetmekten korkuyor. Bad Bunny’nin şovu nedeniyle köpürmelerinin sebebi de bu. Bad Bunny, Trump’ın 2024’te yüksek oy aldığı Hispanik erkekler için farklı bir hikaye sunuyor. Eşcinsellerin, kadınların dışlanmadığı, kapsayıcı bir Hispanik kültürünü anlatıyor, trans kadınların öldürülmesini protesto ediyor, dışlanan her kimliğe sahip çıkıyor; Trump’ın aksine hoşgörülü bir dil kullanıyor.
Fakat en önemlisi en az Trump kadar sahici bir kültür anlatısı var. Plastik sandalyeden düğünde uyuyan çocuklara gündelik hayata dair her türlü detayı sahnesine taşıyor.
Kamala Harris benzeri renksiz Demokratlar gibi bir iki kelime İspanyolca ile değil; kasiyer olarak çalışarak en dipten başladığı hayatı, içine doğduğu kültürü hikayesi yaparak derdini anlatıyor.
Bu nedenle Trump, 12 dakikalık bir sahne şovuna öfkeleniyor, hep gittiği Super Bowl’u boykot ediyor ve göçmen polisiyle seyircileri tehdit etmeye bile kalkıyor. Trump, Bad Bunny gibi sahici figürlerin siyasi meselelere eğilmesi durumunda Hispanik seçmenin kendisinden uzaklaşabileceğinin farkında. Bad Bunny belki sandığa gitmeye tenezzül etmeyen birçok genci etkileyebilecek, onlara sahici ve içinde hissebilecekleri bir hikaye sunabilecek gerçek bir insan. Beyazların Trump ile bir hikaye yakalaması gibi Bad Bunny de farklı bir Amerika’ya gerçek bir hikaye sunabilir.
Bad Bunny, Trump’ın Amerikası için büyük bir tehlike.
Zira tüm dünyaya, özellikle İspanyolca konuşan milyonlarca insana gerçek Amerika’nın Trump’ın Amerikasından ibaret olmadığını ve çok daha renkli, kapsayıcı bir alternatifin mümkün olduğunu gösterdi bile.
Ve ne mutlu ki vereceği mesajın ağırlığına kaptırmadan, müziğin sesini kısmadan, dansın ritminden şaşmadan ve en önemlisi herkesi eğlendirerek, şölenine dahil ederek bunu başardı.
Gracias Benito Antonio.
Trump’ın Amerikası bizi üzmüştü, ama senin Amerika’nı bir hayli sevdik. Trump’ın değil, Bad Bunny’nin Amerikası
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.