Anasayfa / GÜNÜN YAZILARI / Ermenistan sandık başında: Paşinyan’ın kavgası aşkından büyük

Ermenistan sandık başında: Paşinyan’ın kavgası aşkından büyük

Ermenistan, yarın sandık başında. Eşinden ayrıldığı dönemde müzik açıp uzaklara daldığı yayınlarla Instagram fenomenine dönüşen Paşinyan’ın kavgası ise aşkından büyük. Ermenistan’a kalıcı barışı getirmek, anayasayı değiştirmek ve Rusya’nın etkisini kırmak. En büyük rakibi ise milliyetçilik.
14

Türkiye-Ermenistan kara sınırı 33 senedir kapalı. Fakat son dört senedir başlayan İstanbul-Erivan direkt uçuşlarıyla Erivan’a 15 kilometre uzaklıktaki Zvartnots Havalimanı’na inenler, kapıda kolayca aldıkları vizenin yanında pasaportlarına bir de geçiş damgası bastırmak zorunda. Büyük ihtimalle Türkiye’den Erivan’a giden birçok kişi için pek önemi olmasa da yarın düzenlenecek seçimlerin sembolü, işte pasaportlara vurulan bu damga.

Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın talimatıyla, Kasım 2025 itibarıyla damga değiştirildi. Damgadan Ağrı Dağı, Ermenice tabiriyle Ararat’ın simgesi çıkarıldı. Sadece damgalardan değil, pasaportlardan da Ağrı Dağı silindi.

Ağrı Dağı, Paşinyan için hayati bir mesele. Geçtiğimiz sene odasına astığı Aragats (bu sefer de Türklerin tabiriyle Alagöz Dağı) resmi bunun en iyi örneği. Sıklıkla Ermenistan’ın en yüksek dağı Aragats’tan bahsediyor, Instagram’da dağın resimlerini paylaşıyor, çocukların “en yüksek dağımız hangisi?” sorusuna verdikleri “Aratat” yanıtlarını kızarak düzeltiyor.

Paşinyan’ın bu çabası karşısında milliyetçilerden aldığı yanıt ise “Türk”. Evet, Ermenistan ve Türkiye’nin birçok ortak özelliğinden en tatsız olanı “Türk” ve “Ermeni” kelimelerinin bir hakaret gibi kullanılması.

Paşiyan’ın Ağrı Dağı’na karşı başlattığı bu savaş elbette kişisel bir takıntı değil. Paşinyan, daha önceki Ermeni liderlerin aksine milliyetçilik ve ulaşılamaz nostaljik hayaller ile koltuğunu korumaya çalışmıyor. Ermenistan’ın, Ağrı Dağı üzerinde bir hak talep etmemesi, bu tür nostalji tartışmalarıyla ekonomik işbirliği fırsatlarını kaçırmaması, uluslararası dünyanın tanıdığı 29,473 kilometre karelik Ermenistan Cumhuriyeti’ne odaklanmak gerektiğini söylüyor.

Paşinyan’a göre ulaşılması imkansız “tarihi Ermenistan” geride bırakılmalı ve eldeki “gerçek Ermenistan’a” bir şans tanınmalı. Tam da bu nedenle, 2026 seçimleri için hazırladığı her görselde Ermenistan’ın haritasını rozet olarak kullanıyor, rakipleri de bu haritayı kullanmasına özellikle öfkeleniyor.

Bu haritada sadece Ağrı Dağı değil, birçok milliyetçinin Ermenistan’ın bir parçası olarak gördüğü Dağlık Karabağ da yok.

Ve ne ilginç ki bir ülkenin haritasını seçim sembolü olarak kullanan Paşinyan, en büyük tepkiyi milliyetçilerden görüyor.

Zira Paşinyan’ı engellemeye çalışan milliyetçilerin hayali “gerçek Ermenistan’ın” çok daha ötesinde; fakat Paşinyan’ın hayatın gerçekleri karşısındaki pragmatik bilgeliğinin fersah fersah gerisinde.

Kadife devrimin fatihi, Karabağ’ın mağlubu

Nikol Paşinyan, Ermenistan siyaseti için yeni bir isim değil. Daha öncesinde Ermenistan’ın ilk Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan’ın ekibinde yer aldı ve önemli gazetelerde yazarlık yaptı. Uzun yıllardır Batı yanlısı muhalefetin içinde. Koçaryan ve Sarkisyan döneminde ise ülkedeki oligarşiyi, Rus etkisini sıklıkla eleştiren ve bu nedenle 2004’te yazarlık yaptığı gazetenin önüne park ettiği aracı patlatılacak, sırf çeşitli protestolara öncülük ettiği için halkı tahrik ettiği ve kamu düzenini bozduğu gerekçesiyle yedi yıl hapis cezasıyla çarptırılacak kadar etkili biri.

Her ne kadar daha öncesinde Sarkisyan döneminin en ünlü “siyasi mahkumlarından” ve sokak protesto liderlerinden biri olarak anılsa da Paşinyan için dönüm noktası Sarkisyan’ın siyasi kariyerini bitiren 2018 Kadife Devrimi oldu. 2015 yılında “demokratik reform” kapsamında anayasa değişikliğine giden Ermenistan, başbakanlık makamını Cumhurbaşkanlığı karşısında güçlendirmiş ve yarı başkanlık sisteminden parlamenter sisteme geçmişti. Fakat bu anayasal değişikliğin nihai amacı sonradan anlaşılacağı üzere demokratik bir reform değil, görev süresi dolan Cumhurbaşkanı Sarkisyan’ın önünü açmak, güçlendirilmiş bir başbakanlık koltuğunu kendisine sunmaktı.

Nitekim halkın yoğun tepkilerine rağmen görev süresi biten Sarkisyan 17 Nisan 2018’de başbakan seçildi. Putin Rusyası’nı aratmayan bir formülle kısa bir süreliğine ayrıldığı iktidar gücüne yeniden kavuştu.

Sarkisyan’ın koltuğuna yapışma kavgasında Paşinyan ve arkadaşları halkın tepkisini mobilize etti. Halihazırda bir önceki seçimde kurduklarıyla liberal merkez Batı yanlısı koalisyonuyla zaten meclise girmişlerdi. Paşinyan, Ermenistan’ın ikinci büyük şehri Gyumri’den yürüyerek Erivan’a doğru yola çıkmış, güzergahtaki şehirlerde miting yapa yapa halkı örgütlemişti. Sarkisyan’ın Ermenistan’ı tamamen Rusya’nın yörüngesine sokmak isteyen oligark ve Rus yanlılarının projesi sonucunda başbakanlığa getirilmek istendiğini söylemiş, demokrasinin askıya alındığını ileri sürmüştü.

Paşinyan halkı sokağa sürüklemiş, Sarkisyan ise polisin şiddetine sığınmıştı.

Polisin şiddetli müdahalesi göstericilerin şevkini pekiştiriyor, meclis önünde ve meydanlarda toplanan kalabalığın sayısı Sarkisyan’ın başbakan seçilmesiyle daha da artıyordu.

Göstericilerle uzlaşmayı denemek isteyen Sarkisyan, Paşinyan ile sadece üç dakika sürebilen bir görüşme yapmış, iki lider kameralar önünde kavga etmiş, Sarkisyan öfkelenerek görüşmeyi terk etmişti. Paşinyan görüşme sonrasında bir geceliğine gözaltına alınmış, fakat halkın öfkesi dinmemiş, polis baskısı gösterileri sönümlendirmeye yetmemişti.

Paşinyan elinde megafon, üzerinde basit bir T-shirt ile sokak protestolarını koordine ediyor, genel grev fikrini ortaya atıyor, gösterilerin yavaş yavaş büyümesini sağlıyordu. Bu görüşmeden bir gün sonra gösterilerin dinmeyeceğini anlayan Sarkisyan başbakanlık görevinden istifa etmek zorunda kaldı. Meclisteki muhalefetin yeni başbakan adayı Paşinyan’dı. Fakat Sarkisyan’ın partisi Paşinyan’ın seçilmesini engelliyordu.

Paşinyan çareyi bir kez daha sokakta buldu, genel grev çağrısı yaptı, 150 bin kişi Paşinyan’ın konuştuğu büyük mitinge katıldı, yollar kapatıldı, hayat durdu. Sarkisyan’ın partisi de liderleri gibi baskıya dayanamadı ve vazgeçti. Paşinyan’ın Sarkisyan’ın vekillerinin oyuyla başbakan seçildi.

Kısa bir süre sonraysa ülkeyi erken seçimlere götürdü ve %70 gibi rekor bir oy alarak çok daha güçlü bir şekilde yeniden başbakan seçildi.

Büyük umutlarla ve beklentilerle göreve gelen Paşinyan ülke içinde iktidarını pekiştirse de Azerbaycan ile yükselen sınır geriliminde yüksek perdeden konuşarak tansiyonu yükseltti, belki de iç meselelerde elde ettiği galibiyetin ve akabinde Batı’dan aldığı desteğin baki olacağını düşündü. Fakat en büyük yenilgisini de dış politika alanında aldı. İkinci Dağlık Karabağ Savaşı neticesinde, Azerbaycan Şuşa dahil daha önce işgal edilen topraklarının neredeyse tamamını aldı, Ermenistan’ın yeni lideri Paşinyan da milliyetçilerin, ordunun ve kilisenin muhalefetine rağmen Azerbaycan ile ateşkes anlaşması imzaladı. Özellikle Genelkurmay Başkanı Onik Gasparyan’ın görevdeki üst düzey askerlerin de imzasıyla Paşinyan’a istifa çağrısı yapması Paşinyan’ı Cumhurbaşkanı’nın itirazına rağmen Gasparyan’ı görevden almaya ve bu darbe çağrısını bastırmak için destekçilerini yine sokağa çağırmaya itti. Azerbaycan karşısında alınan askeri yenilgi neticesinde yaşanan bu siyasi kriz üzerine Paşinyan ülkeyi yine erken seçime götürdü ve 2021 seçimlerini de %54 oyla kazandı. Karabağ hezimeti oylarını düşürmüştü.

Fakat sular yine durulmadı; Paşinyan ülke içinde yeniden ipleri eline aldığı anda Azerbaycan iki sene sonra 2023’te yeni bir taaruza geçerek bu sefer Dağlık Karabağ’da kalan son Ermeni bölgesini ele geçirdi, bölgede yaşayan 100 bin Ermeni evlerini terk edip Ermenistan’a gitmek zorunda kaldı. Bu saldırı sırasında Karabağ Ermenilerine askeri destek vermeyen ve Azerbaycan’a saldırmayan Paşinyan yine büyük bir tepkiyle karşılaştı, anketlere göre beğenilirlik oranı ciddi anlamda düştü.
Paşinyan ise, bu askeri yenilgi ve yoğun muhalefet karşısında ilginç bir tutum sergiledi ve kendisinin uzlaşmacı tutumuna tepki gösterenlere inat yeni bir “Ermenistan vizyonu”nu ortaya koydu.

Paşinyan’a göre bu tarihi yenilgi, Ermenistan’a yeni bir tarihi fırsatı da beraberinde getirmişti. Askeri hezimet, ekonomik bir zaferle geride bırakılabilirdi.

Bunun için en büyük engel ise tarih.

Gerçek Ermenistan’ın pragmatik lideri

Tipik bir lider belki içi boş milliyetçi ve yayılmacı vaatlerle ülkedeki iktidarını pekiştirmeyi, Azerbaycan’ın saldırısı karşısında hamaset yapmayı tercih edebilirdi. Fakat Paşinyan sahadaki güçsüzlüğünü örtmek için bu yöntemlere başvurmadı. Tam aksine yepyeni bir Ermenistan vizyonunu açıkladı.

“Gerçek Ermenistan’ın İdeolojisi”ni başbakanlık ofisindeki masasından canlı yayın açıp doğrudan halkın gözünün içine bakarak tane tane anlattı. Paşinyan’a göre anavatan dünya tarafından kabul edilen ve tanınan 29,743 kilometre karelik Ermenistan Cumhuriyeti. Ermenistan’ın Karabağ ve Türkiye’deki tarihi iddialarını, Ağrı Dağı sembolüyle özdeştirdiği “tarihi Ermenistan”ı geride bırakmak istiyor. Komşularıyla tarihi meseleler nedeniyle ilişki kuramayan, hatta savaşan değil; ticaret yapıp zenginleşen, sınır kapılarında serbest geçişi sağlayan bir ülke hayali var.

Yıllar öncesinde de atıf yaptığı “ekmek neredeyse, orada kal” sözüne atıf yaparak Ermenistan’ın ekmek kazanılan bir yere dönüşmesinin zorunlu olduğunu söyledi: “Halklar, devleti refah için bir araç olarak yaratır. Devlet, Ermeni gerçekliğinde periyodik olarak fırtınalar koparan “ekmeğin olduğu yerde kal” atasözünün hedefidir, yani ekmeğin olduğu yerdir, çünkü ekmeğin, yani refahın yaratıldığı araçtır ve bu nedenle orada kalınmalıdır. Devlet, halkın refah arayışının ürünüdür ve refah, mutluluğa ulaşmak için gerekli bir koşuldur. Bu algı bizim gerçekliğimize yabancıdır, çünkü yüzyıllar boyunca vatan, devlet ve ekmek kavramları birbirinden ayrılmıştır. Ekmek, başkaları tarafından yaratılan ve/veya başka yerlerde bulunan devletlerde kazanılmış, anavatana yalıtılmış ama aziz geleneklerin ve değerlerin korunduğu bir yer işlevi saklı tutulmuş, bu da anavatan, devlet ve ekmek arasındaki gezintiyi Ermenilerin sosyo-psikolojisinin temel bir bileşeni haline getirmiştir.”

Bu sözleri en çok ABD’deki Ermeni diasporasını öfkelendirdi. Diaspora Ermenistan’ın tarihi kavgalarını sırtlanarak ABD’deki anma mesajlarına mesai harcamaya, Paşinyan ise 1915 tartışmaları yerine Türkiye ile normalleşme ve ticarete odaklı. Paşinyan, büyük ihtimalle geçmişteki acılar karşısında herhangi bir Ermeni’den farklı düşünmüyor. Fakat milliyetçilerin aksine, geçmişi konuşarak Türkiye ile ortak bir paydada buluşamayacağının farkında.

Trump dönemini en iyi anlayan liderlerden. Trump’ın demokrasi, insan hakları, kırmızı çizgiler gibi meseleleri umursamadığını, pragmatik bir tüccar olduğunu görüyor. Bu nedenle Azerbaycan ile nihai barış anlaşmasının imzalanması durumunda, Trump ve ABD’ye ticari imtiyazlar sunarak bölge ticaretini pekiştirmek amaçlarından biri.

Böylece Ermenistan’ı Rusya’ya bağımlılıktan kurtarıp Batı ile ekonomik ilişkileri güçlendirebilir, özellikle Türkiye ile “kazan-kazan”a dayalı bir ilişki kurabilir.

Tarihten sonraki en büyük engeli ise Ermenistan’ın müesses nizamı. Ermeni Apostolik Kilisesi’nin ruhani lideri Katolikos II. Karekin, Karabağ hezimetinden beri Paşinyan’ın en büyük muhalifi. Kiliseye bağlı birçok din adamı, Paşinyan’ın “sünnetli” olduğunu söyleyecek kadar sert söylemlerde bulunuyor.

Paşinyan da kilisenin eski Ermenistan’da kaldığını söyleyerek kiliseye karşı reform yürüyüşleri düzenliyor, kilisenin lideriyle sık sık atışıyor. Hatta sırf bu gerilim nedeniyle Paşinyan’ın geçen seneki tarihi Türkiye ziyaretinde, kendisini hiçbir din adamı karşılamadı. Paşinyan Kumkapı’daki Patriklik Kilisesi’ndeyken kapılar kilitlendi, Paşinyan Ermeni cemaati tarafından kilisede ağırlandı.

Müesses nizamın en güçlü aktörlerinden biri de Ermenistan’ın en zengin iş adamlarından Rusya yanlısı Samvel Karapetyan. Karapetyan, servetini Putin Rusyası’nda elde etmiş bir oligark. Putin rejimine sıkı sıkı bağlı. Karabağ yenilgisinin ardından milliyetçi bir parti kurarak siyasete atıldı. Paşinyan hükümeti ise dünyadaki trendleri takip ediyor olsa gerek ki Karapetyan’ın siyasette yükselmesini engellemek için elinden geleni yaptı. Halihazırda çifte vatandaş olduğu için başbakan olmasının önünde anayasal engeller olan Karapetyan, hükümeti silah yoluyla devirme iddialarıyla tutuklandı, cezaevinden sonra ev hapsine alındı.

Karapetyan’ın partisinin yönetimini ise yeğeni devraldı. Karapetyan lüks villasından videolar çekerek, kapısının merdivenlerinden ayrılmayarak evinin bahçesinde mitingler düzenleyerek ev hapsinden siyasete yön vermeye çalışıyor.

Karapetyan’ın partisinin tek meselesi Karabağ ve Türkiye. Paşinyan’ı “Azeri ve Türk” olmakla suçluyor, Ermenistan’daki milliyetçi tepkiyi sırtlanıyorlar.

Karabağlı bir Ermeni olan eski başbakan Koçeryan da bu söylemleri kullanan bir diğer rakip.

Anketlere göre bu isimlerin pek bir şansı yok. Paşinyan’ın partisi ise %30’larda seyrediyor. Halk Paşinyan’ın dış politikasına tepkili olsa da Rusya yanlısı olduğu bariz olan milliyetçilere de en azından anketlere göre pek güvenmiyor.

Ekonomik sorunların giderek arttığı, nüfusun her geçen yıl yurtdışına göç nedeniyle azaldığı Ermenistan’ın şimdilik önündeki en gerçekçi ve pragmatik seçenek Paşinyan.

Fakat Paşinyan’ın barış vizyonunun önündeki sorun, seçim kaygısından çok daha büyük.

Anayasa.

Bu nedenle Paşinyan’ın sadece seçimleri değil, anayasayı değiştirecek büyük bir çoğunluğu da kazanması gerekiyor.

Anayasa Mahkemesi barışa engel olur mu?

Ermenistan ve Azerbaycan’ın kalıcı bir barış anlaşmasının önündeki en büyük engel şimdilik Ermenistan anayasasının başlangıç kısmı. Azerbaycan’ın en büyük talebi Ermenistan anayasasının başlangıcındaki bağımsızlık bildirgesine yönelik atfın kaldırılması. 1990 tarihli bağımsızlık bildirgesi Sovyetlerin dağılmasıyla kurulan Ermenistan’ın Karabağ ile birlikteliğine vurgu yapan bir metin. Her ne kadar iki sene önce Ermenistan Anayasa Mahkemesi başlangıçtaki bu vurgunun bir toprak talebi veya yayılmacılık meşruiyeti olmadığına hükmetse de Azerbaycan bu madde anayasada durdukça Ermenistan’ın toprak taleplerinin devam edeceğini ileri sürüyor. Anayasa değişmedikçe barış anlaşmasını imzalamak istemiyor.

Anayasanın değişmesi içinse meclisin yeni bir teklifi 2/3 ile kabul etmesi, fakat en önemlisi halkın referandumla bu teklifi onaylaması ve anayasaya göre toplam seçmen sayısının en az ¼’ünün olumlu oyu gerekiyor. Yani halkın referandumu boykot etmesi de yeterli değil, en az ¼ seçmenin katılıp olumlu oy kullanması gerekiyor. Bu nedenle Paşinyan, üç senedir yeni bir anayasa, yeni bir Ermenistan üzerinden kampanya yapıyor ve “Azerbaycan’ın zorlamasıyla anayasa değiştiren” lider algısının doğmaması için çabalıyor.

Anayasa Mahkemesi’nin güncel içtihadına göre, m.203 ile değişmezlik yasağı kapsamına alınan hükümler arasında açıkça zikredilmese de başlangıç kısmı da dahil. Mahkeme, siyasi bir manevra ile bir yandan hükümetin barış görüşmelerinde elini açarken bir yandan da başlangıçtaki atıfın değiştirilmemesinin önüne engel koydu.

Mahkemenin önemli yetkilerinden biri de onaylanan uluslararası andlaşmaların denetimi. Bu denetimi Ermenistan’ın değerleri ve ulusal amaçları gibi muğlak ifadelerle yapıyor. Bu nedenle yargıçların başlangıçtaki milliyetçilik ve Karabağ vurgusu gibi kavramlarla gelecekteki bir nihai andlaşmayı anayasaya uygun bulmaması olası.

Paşinyan bu durumda anayasa değişikliğini zorlamak yerine başbakan olarak bağımsızlık bildirgesinin metnini değiştirme veya tek taraflı yeni bir ilan yapma yolunu tercih edebilir.

Fakat Azerbaycan hükümetinin anayasa ısrarı oldukça net.

Ermeni halkının böyle bir değişikliği referandum yoluyla onaylaması, Paşinyan’ın ezber bozucu çıkışlarının ardından 2026 seçimlerinden büyük bir zaferle çıkmasından bin kat daha zor.

Bu nedenle bazı uzmanlar Azerybaycan’ın nihai bir andlaşmayı bu istek ile birlikte taktiksel bir şekilde belirsizliğe ertelediğini düşünüyor.

Nihai bir barış andlaşması imzalanmadıkça ise yapılan açıklamalara bakılırsa Türkiye-Ermenistan normalleşmesi de belirsiz bir bahara erteleniyor.

Semboller ve tarih nedeniyle ertelenen, haddinden fazla geciken bir normalleşme; maalesef yine semboller ve gerçek hayatta pek de karşılığı olmayan hukuken bağlayıcılığı muğlak ifadeler nedeniyle bir türlü gerçekleşemiyor.

Paşinyan koltukta kaldıkça ihtimali artan barış, Paşinyan’ın koltuğu sarsıldıkça sendeliyor.

Yarın Ermenistan tam da bu yüzden sadece başbakanını değil, bölgenin kaderini de tayin edecek.

Bu fırsat kaçar mı?

Belki Paşinyan 2026 seçimlerine Türkiye ile sınır kapılarının açıldığı, Azerbaycan ile nihai barış müzakerelerinin ilerlediği, serbest ticaretin Ermenistan’ı zenginleştirdiği bir dönemde karşılasaydı, zaferini garantiler, Kafkasya’nın kaderini değiştirip bölge halklarını zenginleştirecek bir dönemin kapılarını aralardı.

Fakat şimdi Paşinyan’ın elinde sadece son zamanlarda liderlere seçim kaybettiren açık bir Trump desteği var. Seçim meydanlarında somut başarılardan çok, muğlak senaryoları anlatmak zorunda. Karabağlı Ermenilerin dönüşü, gayrimenkulleri gibi birçok husus barış müzakereleri yürümediği için askıda. Milliyetçi muhalefetin elinde koz fazla.

Paşinyan’ın en büyük kozu ise sonradan barıştığı eşiyle ayrıldığı dönemde açtığı canlı yayınlarda müzik eşliğinde uzaklara daldığı, seçim kampanyası boyunca otobüste odaklanarak bir şeyler yediği, durmadan dünya liderleriyle tuhaf selfieler çektiği doğal ve samimi anlar. 600 bin kişilik aktif bir Instagram sayfası, çok etkin bir sosyal medya kullanımı. Seçim kampanyasının da sembolü olan kalp işareti.

Yine de İstanbul’dan doğrudan uçuşların başlaması tarihi bir olay. Fakat kara ticaretinin önündeki engellerin devam etmesi, üstüne üstlük Rusya’nın Paşinyan’a tepkisinden dolayı bazı Ermeni ürünlerini artık ithal etmemesi büyük eksi.

Kalıcı barışın önüne sembolik engellerin çıkması, ne trajik ki Paşinyan’ı “Türk” olmakla suçlayacak, Ermenistan’ı Türkiye’ye sattığını söyleyecek kadar aklı başında olmayan radikal milliyetçilerin elini güçlendirdi.

Paşinyan’ın değerini bilmesi gerekenler değerini pek bilemedi.

Aslında çok da zor değildi. Paşinyan’ı öven kişilerin Paşinyan’ın övdükleri açıklamaları neden yaptığını anlaması yeterliydi. Tarihin tozlu raflarında verilen büyük kavgaları, önyargıları, ezberleri, kesilen bin yıllık hesapları geride bırakmak. Sembollere, büyük cümlelere takılmak yerine; şimdiyi ve geleceği kurgulamak. Farklılıklara inat yeni bir ortaklık kurmak.

Paşinyan’ı övenler, onu örnek almayı pek tercih etmedi.

Halbuki Hrant Dink’in dediği gibi bu meseleyi çözecek olan ne “Fransız senatosu, ne Amerikan senatosu”ydu. Ermeniler Türklerin, Türkler de Ermenilerin doktoru. Aramızda aracı yok. Belki de yıllar sonra ilk kez bu denli yüz yüzeyiz.

Ne New York belediye başkanının tweetinin ne de Putin’in açıklamalarının bir önemi var. Armenia yerine Albania diyen Trump’ın ise hangi ülkelerin barış görüşmesi yaptığından bile haberi yok.

Fakat karşımızda eşi benzeri daha önce görülmemiş kadar pragmatik ve gerçekçi bir lider var. Uzattığı eli görmedikçe, bir daha bir benzerinin gelmesi de imkansız.

Tam da bu nedenle Paşinyan her şeye rağmen bu seçimleri kazanırsa ilk telefon Ankara’dan gitmeli.

“Şnorhavorankner Mer Harevanin”

“Tebrikler komşum benim”

Demek nasip olur umarım.

Kişisel bir not: Haftasonu yazılarıma doktora yeterlik sınavım nedeniyle ara vermiştim. Bu hafta oybirliği ile yeterlik sınavımı geçtim. Hemen geri döndüm. Cumartesileri yine birlikteyiz.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın