Anasayfa / GÜNÜN YAZILARI / Alman tankının paletlerini kırdılar

Alman tankının paletlerini kırdılar

Ekvador, Alman tankının paletlerini tek tek kırdı. Bunu da klasik bir Güney Amerika refleksiyle değil; Orta Çağ'dan çıkıp gelmiş bir Latin şövalyesinin cesaretiyle yaptılar. Korku nedir bilmeden, dünyanın en organize pas oyunlarından birine saldırdılar.

Futbolda bazı galibiyetler skordan çok daha büyük anlam taşır.

Ekvador’un Almanya karşısında yaptığı tam olarak buydu.

Alman tankının paletlerini tek tek kırdılar.

Bunu da klasik bir Güney Amerika refleksiyle değil; Orta Çağ’dan çıkıp gelmiş bir Latin şövalyesinin cesaretiyle yaptılar. Korku nedir bilmeden, dünyanın en organize pas oyunlarından birine saldırdılar.

Bu kupada ilk kez alçak savunma bloğunu, böylesine yüksek şiddetli ön alan baskısıyla birleştiren bir takım izledim.

Maç boyunca aklımdan sürekli aynı düşünce geçti.

“İkinci yarıda fiziksel olarak çökecekler.”

Çünkü bu kadar yoğun pres temposu normal şartlarda doksan dakika sürdürülebilecek bir tempo değildir.

Ama yorulmadılar.

Tam tersine, Almanların enerjisi düştükçe Ekvador’un cesareti büyüdü.

Geleneksel futbolda alçak savunma blokları rakibe topu bırakır.

Alanı savunur.

Zamanı kontrol eder.

Sabreder.

Ekvador ise bu ezberi tamamen bozdu.

Savunma bloğunu geride kurdu ama baskıyı önde yaptı.

Alanı daraltırken aynı anda topa da saldırdı.

İlk golü yedikten sonra psikolojik olarak dağılması beklenen taraf olmaları gerekirken, oyunu domine eden takım hâline geldiler. Maçın atmosferi kısa sürede Almanya’nın kontrolünden çıktı ve baskıyı yöneten taraf Ekvador oldu.

Hücumda da dikkat çekici bir olgunluk sergilediler.

Her iki kanadı etkili kullandılar.

Kanatlar ikili ve üçlü kademelerle kapatıldığında ise topu önce merkeze, ardından zayıf tarafa aktararak yeni hücum koridorları oluşturmayı başardılar.

Bu pas dolaşımı rastgele değildi.

Rakibin baskısını yönlendiren, sonra da onu ters tarafa çeken planlı bir organizasyondu.

Almanya’nın en büyük alışkanlığı ise bu maçta en büyük zaafına dönüştü.

Nagelsmann’ın takımı topu kontrol ederek oyunu güvenli biçimde kurmayı sever.

Fakat Ekvador, Almanların hemen her kontrol anını bir baskı tetikleyicisi olarak kullandı.

İkili mücadelelerin önemli bölümü tam topun ilk temasında kazanıldı.

Sonrası ise adeta yıldırım hücumlarıydı.

Kazanılan her top, mümkün olan en kısa sürede dikine oynandı.

Alman savunmasının asıl paniği de burada başladı.

Topu kaybetmeleri değil…

Topu kaybettikten sonra Ekvador’un kaleye ulaşmasının birkaç saniye sürmesiydi.

Julian Nagelsmann’ın planı Ekvador savunmasını merkezden delmekti.

Bunun için Kai Havertz ile Jamal Musiala sürekli merkez bağlantıları kurmaya çalıştı.

Ancak Ekvador savunması iki oyuncuya topu aldıktan sonra değil, top onlara ulaşmadan baskı yaptı.

Pas açılarını daralttılar.

Merkezi kapattılar.

Havertz ile Musiala’yı doğal oyun bölgelerinden uzaklaştırıp kenarlara yönelmeye zorladılar.

Kanat oyuncuları da taç çizgisine sıkıştırılınca Almanya’nın hücumları sürekli geriye dönmek zorunda kaldı.

Bu nedenle Almanya, alışık olduğu ritmi hiçbir zaman kuramadı.

Opta’nın canlı maç merkezinde de görüldüğü gibi Almanya’nın pas bağlantıları ve merkez üretimi beklenen seviyeye ulaşamadı; Ekvador ise savunma organizasyonunu bozmayarak oyunun yönünü değiştirmeyi başardı.

Aslında maçın en çarpıcı tarafı teknik değildi.

Psikolojikti.

Alman futbolu onlarca yıldır rakibin kendisine saygı duymasını ister.

Ekvador ise ilk düdükten sonra o saygıyı göstermedi.

Reuters’ın maç değerlendirmesinde de vurgulandığı gibi Almanya turnuvaya on bir maçlık galibiyet serisiyle ve büyük bir özgüvenle çıkmıştı. Buna rağmen Nagelsmann, maç boyunca kendi oyun düzenini rakibe kabul ettiremedi.

Bazen futbol taktik tahtasında kazanılır.

Bazen ise cesaretle.

Ekvador bu kez ikisini aynı anda yaptı.

Ve Alman tankının paletlerini kırdı.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın