Kamuoyunda “FETÖ Çatı Davası” olarak bilinen dosyanın hazırlık süreci 2014 yılına uzanıyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Fethullah Gülen’in de aralarında bulunduğu sanıklar hakkındaki iddianamesi 14 Temmuz 2016’da, 15 Temmuz darbe girişiminden bir gün önce tamamlandı. İddianame darbe girişiminin ardından 22 Temmuz’da kabul edildi. İlk duruşma ise 22 Kasım 2016’da Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
İddianamede Ekrem Dumanlı, Mustafa Özcan, Cevdet Türkyolu, Talip Büyük, Abdullah Aymaz, Barbaros Kocakurt ve Mustafa Yeşil gibi Gülen yapılanmasının önde gelen isimleri yer aldı.
Ancak iddianamenin hazırlandığı yaklaşık iki yıllık süreçte yapılanmanın önde gelen isimlerinin önemli bir bölümü yurtdışına çıkmıştı. Dava başladığında Türkiye’de bulunan sınırlı sayıdaki sanık mahkeme önündeydi.
Alaeddin Kaya, Hidayet Karaca, eski AK Parti milletvekili İlhan İşbilen, Kazım Avcı, Dilaver Azim, Abdülkadir Aksoy ve avukat Ali Çelik duruşmalara katılan sanıklar arasındaydı. Alaeddin Kaya da 15 Temmuz’dan sonra Balıkesir’in Edremit ilçesindeki evinde gözaltına alınarak tutuklanmıştı.
Kritik isimler yurtdışında, yük benzer isimlere mi bırakıldı?
Savunmanın bugün yeniden gündeme getirdiği itirazlar, iddianamedeki basit yazım hatalarından çok, yurtdışına çıkan bazı kritik isimlerle Türkiye’de yargılanan sanıklar arasındaki isim, kimlik ve örgütsel görev karışıklıklarına dayanıyor.
Bunun en somut örneği iki Ali Çelik.
İddianamede aynı adı taşıyan iki farklı Ali Çelik bulunuyordu. Bunlardan biri 1957 doğumlu ve Bank Asya yöneticisi olan Ali Çelik, diğeri ise 1972 doğumlu, şike soruşturması sırasında Trabzonspor’un avukatlığını yapan Ali Çelik’ti.
Serbestiyet’e konuşan kaynaklara göre Bank Asya yöneticisi Ali Çelik, Gülen yapılanması içinde sıradan bir isim değildi.
İstanbul’da Arçelik bayiliği yapan Çelik’in, kardeşinin Bank Asya yönetim kurulu başkanlığının ardından Mustafa Özcan’ın talimatıyla bankanın yönetimine girdiği belirtiliyor. Oğlu Ömer Çelik de Fethullah Gülen’in özel sekreteri olduğu belirtilen Cevdet Türkyolu’nun kızı Hafsa Türkyolu ile evliydi.
Kaynaklara göre Ali Çelik, Aker Eşarpları’nın sahibi İzzet Akyar ile birlikte Mustafa Özcan’ın ekibinde bulunuyor, Bank Asya’nın eski genel müdürü Ahmet Beyaz ve Talip Büyük ile birlikte Özcan’ın kontrolündeki sermayenin yönetiminde rol alıyordu. Çelik’in yapılanmanın “gizli kasa” isimlerinden biri olduğu da ileri sürülüyor.
Bu Ali Çelik yurtdışındaydı.
Türkiye’de yargılanan ise aynı adı taşıyan avukat Ali Çelik oldu.
Savunmaya göre karışıklık isim benzerliğiyle sınırlı kalmadı. Avukat Ali Çelik, Bank Asya yöneticisi olan diğer Ali Çelik’in T.C. kimlik numarası kullanılarak tutuklamaya sevk edildi. Ev arama tutanağında ise avukat Ali Çelik’in adresi bulunuyordu.
Bank Asya yöneticisi Ali Çelik’e ait olduğu ileri sürülen mal varlığı, ilişkiler ve örgütsel bağlantılar da savunmaya göre avukat Ali Çelik’in üzerine bırakıldı.
Üstelik dosyanın farklı bölümlerinde avukat Ali Çelik’e “Alevi imam yardımcısı”, “iş adamı-kasa”, “adliye imamı” ve “emniyet imam yardımcısı” gibi birbirinden farklı örgütsel görevler atfedildi.
Böylece yapılanmanın mali yapılanmasında kritik bir konumda bulunduğu ileri sürülen Bank Asya yöneticisi Ali Çelik yurtdışında kalırken, onunla aynı adı taşıyan avukat Ali Çelik Türkiye’de sanık sandalyesine oturdu.
“Mülkiye imamı” olarak başka bir Mahmut dosyaya girdi
Savunmanın dikkat çektiği ikinci örnek ise Gülen yapılanmasının bürokrasideki yapılanmasıyla ilgili.
Çatı İddianamesi’nde “Mülkiye imamı” olarak İzmir’deki kapatılan Özel Şifa Hastaneleri’nin kurucusu Mahmut Akdoğan gösterildi.
Serbestiyet’e konuşan kaynaklara ve savunmaya göre ise yapılanmanın bürokrasiden sorumlu kritik ismi Mahmut Akdoğan değil, kapatılan Turgut Özal Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapmış siyaset bilimci Mahmut Akpınardı. Akpınar’ın yapılanmanın strateji merkezlerinden de sorumlu olduğu belirtiliyor.
Mahmut Akpınar ilk Çatı İddianamesi’nin sanıkları arasında değildi. Hakkında daha sonra açılan dava Çatı Davası’yla birleştirildi. Akpınar ise yurtdışındaydı.
Örgütün bürokrasiden sorumlu kritik yöneticisi olduğu ileri sürülen Mahmut Akpınar ilk iddianamede yer almazken, benzer isimli Mahmut Akdoğan “Mülkiye imamı” sıfatıyla dosyaya girmişti.
Kritik isimler kaçtı, Türkiye’de kalanlar mı “harcandı”?
İddianamenin hazırlandığı dönemde Gülen yapılanmasının Mustafa Özcan, Cevdet Türkyolu, Ekrem Dumanlı ve Abdullah Aymaz gibi önde gelen isimleri yurtdışındaydı.
Bank Asya yöneticisi Ali Çelik de yurtdışındaydı. Savunmaya göre onun kimlik bilgileri, ilişkileri ve suçlamaları Türkiye’de bulunan aynı isimli avukata yöneltildi.
Yapılanmanın bürokrasiden sorumlu ismi olduğu ileri sürülen Mahmut Akpınar ise ilk Çatı İddianamesi’nde sanık bile değildi. Buna karşılık Mahmut Akdoğan “Mülkiye imamı” olarak dosyadaydı.
Bora Erdem: “Bu dosyanın baştan sona bir kurguyla hazırlandığı belli”
Alaeddin Kaya’nın damadı Bora Erdem, dosyadaki sorunların 2016 yılında gazeteci Müyesser Yıldız tarafından da yazıldığını söylüyor:
“2016’da Müyesser Yıldız yazdı bunları; bu dosyanın baştan sona bir kurguyla hazırlandığı belli. 15 Temmuz öncesi birçok dava cemaat müdahalesi olduğu gerekçesiyle kapatıldığı halde 2014 yılında teşekkülüne başlanmış Çatı İddianamesi’nin aynen kabul edilip ona göre davanın yürümüş olması da ayrı bir garabettir.”
Savunma avukatları, Adil Öksüz konusunda da iddianameye dikkat çekiyor. 15 Temmuz’dan sonra kamuoyunda “Hava Kuvvetleri imamı” olarak bilinen Öksüz, ilk Çatı İddianamesi’nde sanık değildi; dosyaya daha sonra eklendi.
Alaeddin Kaya’nın dosyası üçüncü kez Yargıtay’da
İddianamenin hazırlanma biçimine ilişkin bu tartışmalar, Zaman Gazetesi’nin eski imtiyaz sahibi Alaeddin Kaya’nın dosyasının üçüncü kez Yargıtay’a gitmesiyle yeniden gündeme geldi.
Kaya hakkında “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “suç gelirlerini aklamak” ve “dini duyguları istismar ederek nitelikli dolandırıcılık” suçlarından toplam 17 yıl 4 ay hapis cezası verildi.
Yargıtay’ın bozma kararının ardından yerel mahkeme önceki kararında direndi. Böylece Kaya’nın dosyası üçüncü kez Yargıtay incelemesine gönderildi.
76 yaşında, üçüncü evre böbrek yetmezliği var
Kaya’nın avukatı Yargıtay sürecinde müvekkilinin sağlık durumunu da gündeme getirerek tahliye talebinde bulunuyor.
76 yaşındaki Alaeddin Kaya’da üçüncü evre böbrek yetmezliği, kalp rahatsızlığı, vertigo, diyabet, prostat ve başka kronik hastalıklar bulunuyor.
Aynı davada İlhan İşbilen 80, Kazım Avcı ise 71 yaşında. Avukatın verdiği bilgiye göre yüzde 78 engelli olan Avcı’nın sol bacağı kalçadan itibaren ampute ve Avcı cezaevinde kalp krizi geçirdi.
Bora Erdem de Kaya’nın Gülen yapılanmasıyla derin bir bağlantısı bulunduğu iddiasını reddediyor. Kaya’nın geçmişte Necmettin Erbakan’ın basın danışmanlığını yaptığını belirten Erdem, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın geçen yıl Kaya’yı iki kez ziyaret ettiğini söyledi.
Kaya’nın avukatı, sağlık sorunları ve uzun tutukluluk süresini gerekçe göstererek Yargıtay incelemesi devam ederken tahliye edilmesini talep ediyor.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.