Maçtan önce sorduğum soru basitti:
Amedspor, Başakşehir’in dinamizmini nasıl durduracaktı?
Cevap, beklediğimiz yerde değildi.
Başakşehir’i yüksek şiddetli preslerle karşılamadık. Onun yerine sağ tarafta başka bir şey yaptık: Bir yılan gibi kıvrıldık. Burkula burkula yön değiştirdik, alan açtık, alan kapattık; aynı anda hem çoğaldık hem tehdit ettik.
Başakşehir’i dinamizmle zehirledik.
Sonra felç ettik.
Dellova sol tarafta değil, sağda başladı. Önünde Krasniqi vardı. İkisinin önünde ve çevresinde Ballet dolaştı. Üç oyuncu, bir kanadı basit bir koridor olmaktan çıkarıp Başakşehir savunmasının sinir sistemine çevirdi.
Mesele kanatta üç oyuncunun bulunması değildi.
Mesele, o üç oyuncunun aynı anda aynı şeyi yapmamasıydı.
Biri topu taşıdı, biri alan açtı, biri tehdit oldu. Sonra roller değişti. Başakşehir her hamlede yeniden karar vermek zorunda kaldı. Futbolda bazen rakibi geçmezsiniz; rakibe karar veremez hale gelinceye kadar seçenek yüklersiniz.
Amedspor bugün bunu yaptı.
İlk dört maçta Besnik Hasi’nin ödünsüz bir sistem adamı olduğunu görmüştük. Bu maçta ise sistemin içine zekâyı yerleştiren bir taktik ustası gördük.
Hasi’ye ilişkin temel itirazım belliydi: Amedspor’un savunma planı vardı ama hücum planı yeterince görünür değildi.
Bugün Hasi, Başakşehir karşısında hücum planını tahtaya yazmadı.
Sahada gösterdi.
Plan basitti ama basit değildi:
Sağda yoğunlaş.
Tehdidi büyüt.
Rakibi o bölgeye çek.
Savunmanın geometrisini boz.
Sonra geriden ters diyagonalle oyunun yönünü değiştir.
Bates, Dellova ve Furkan’ın uzun ters diyagonalleri bu yüzden sıradan paslar değildi. Bunlar, Başakşehir’in üzerine atılan ilk taşlardı. Sağdaki hareketliliğin yarattığı titreşim, sahanın öteki tarafına bu toplarla taşındı.
Başakşehir önce sağa baktı.
Sonra geriye.
Sonra birbirine.
O andan sonra maç zaten Amedspor’undu.
Goller bunun sonucuydu.
Amedspor’u bugün goller kurtarmadı; Amedspor’un yarattığı oyun golleri doğurdu.
Bu ayrımı özellikle yapmak gerekiyor.
Çünkü Başakşehir’i felç eden şey skor değildi.
Dinamizmdi.
Savunmanın yaptığı iş de bu dinamizmin görünmeyen altyapısıydı.
Amedspor savunması maç boyunca konumunu bozmadı. Bağlantıları koparmadı. Topu üçüncü bölgeye gelişi güzel vurarak göndermedi. Başakşehir’in kayda değer gol pozisyonu üretememesi, savunmanın ne kadar doğru ve dengeli oynadığının en somut göstergesiydi.
Rakibi 4-4-2 karşıladık.
Ama savunma yaparken geriye doğru kaçmadık.
İleri çıktık.
Alanı rakibin önünden aldık.
Başakşehirli oyuncunun önündeki mesafeyi küçülttük, arkasındaki alanı da ofsayt çizgisiyle kapattık.
Böylece Amedspor savunması, futbolun en iyi savunmacısını yeniden sahaya çağırdı:
Ofsaytı.
Başakşehir’in hücum oyuncuları koşacak alan bulamadı. Çünkü Amedspor onlara koşacak zaman da bırakmadı.
Bu nedenle savunma ile hücum arasında bugün görünmez bir bağ vardı.
Sağ kanattaki üç tehdit Başakşehir’i üç kez geriye itti.
Başakşehir geriye çekilince Amedspor üzerindeki baskı azaldı.
Baskı azalınca Amedspor topu daha rahat kullandı.
Top daha rahat kullanıldıkça sağ kanat daha fazla tehdit üretti.
Tehdit büyüdükçe Başakşehir daha fazla geriledi.
İşte futbolun nedensellik zinciri budur.
Bir takımın oyunu, tek tek hareketlerin toplamı değildir. Hareketler birbirini doğuruyorsa orada oyun vardır.
Bugün Amedspor’da oyun vardı.
Elbette her şey kusursuz değildi.
Ballet’in teknik kapasitesi sınırlı, çevre kontrolü neredeyse yok. Orban aynı sorunun başka bir biçimi. Ofsayta düşmekten yorulmadı. Ballet de umutsuz vuruşlar yapmaktan.
Muhammed Khalil ise bütün görüntüsüyle yetersiz kaldı.
Fakat bazen bir takımın birkaç oyuncusundaki eksiklik, diğer oyuncuların kolektif doğrusu tarafından taşınabilir.
Bugün taşındı.
Dia Saba ile Ballet’e futbol doktoru birer reçeteli gol yazsaydı, ikisinin de morali daha iyi olacaktı. Ama kaçan goller, oyunun hakikatini değiştirmiyor.
Çünkü bugün Amedspor’un asıl golü, rakibin oyun planına attığı goldü.
Başakşehir’in dinamizmini durdurmak için onunla yarışmadık.
Daha akıllı bir dinamizm ürettik.
Sağ tarafta Dellova, Krasniqi ve Ballet bir hücum üçgeni kurdu.
Geride Bates, Furkan ve Dellova ters diyagonallerle bu üçgeni bütün sahaya bağladı.
Savunma öne çıktı.
Alan küçüldü.
Başakşehir geriledi.
Amedspor büyüdü.
Sonra goller geldi.
3-0.
5-0.
Skor tabelası bazen oyunun özeti değildir.
Bazen oyunun dipnotudur.
Bugün Başakşehir’i tabeladan önce oyun yendi.
Ve o oyunun mimarı Besnik Hasi’ydi.
Ben Hasi’nin hücum planı yok diyordum.
Bugün Hasi, Başakşehir karşısında hücum planının ne olduğunu bana uygulamalı olarak gösterdi.
Sağ tarafta yoğunlaş.
Tehdidi büyüt.
Rakibi felç et.
Gerisini futbol tamamlar.
Muhteşemsin Besnik Hasi.
Dicle’de bugün balık avlamadık.
Başakşehir’i ağdan çıkarmadık.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.