Yeni İttihatçılık konusunda son beş yılda çok sayıda yazı yazdım. 2016 Temmuz sonrası oluşan ve halen adım adım inşa edilen yeni rejimin sadece cumhurbaşkanlık sistemiyle sınırlı olmadığını, İttihatçı perspektifi günümüz koşullarında yeniden gündeme taşıyan ve dolayısıyla Cumhuriyet’i yeniden kurmayı hedefleyen bir iradeyi yansıttığını ileri sürdüm. Çeşitli vesilelerle Kemalizm’in söz konusu yeni rejime gerçekçi bir alternatif oluşturmadığını vurgulamak istedim, ancak görüyorum ki (siyasi partileri ve toplumsal tabanıyla) muhalefetin böyle bir idraki olmadığı gibi (reel) Kemalizm’e tutunma çabası da devam ediyor. Dolayısıyla bir kez daha toparlama ve hatırlatma amacıyla 3 yazı kaleme alıyorum. İlki İttihatçılığın avantajlarına işaret ederek yaşananların kavranmasına yardımcı olmak, ikincisi (yarın) Kemalizm ile İttihatçılık arasında zihniyet karşılaştırması yapmak, üçüncüsü (öbür gün) şu an iktidarda olan rejimi ‘yenmek’ için nasıl bir zihniyet ve ideoloji zeminine ihtiyaç olduğuna ve ne tür bir strateji takip edilmesi gerektiğine değinmek üzere.
Bahçeli'den yeni açıklamalar: “Süreç, iki nokta arasında düz bir çizgi. Süreçte dilimiz sert olursa iki çizgi arasındaki çizgi eğri olur. 'Kurucu önder’ ifadesini o yüzden kullandım. Kimse kaybeden veya kazanan taraf olmayacak. Süreç güzel ilerliyor."
Fatih Altaylı’nın 1997’de Abdullah Öcalan ile yaptığı ancak yayınlanmayan röportajın ilk bölümü PKK'ya yakın bir sitede yayınladı. Öcalan, röportajda Altaylı’nın “Sanki Türkiye’nin iyiliğini istermiş gibi konuşuyorsunuz” sorusuna şu yanıtı veriyor: "Gayet tabii. Ben halis muhlis Türkiye Anadolusunun çocuğuyum. Köyüm güzelleşsin yeşillensin istedim. Ankara'da bira içmek istedim. Güzel bir Türkiye için yanıp tutuşuyorum. Açık söyleyeyim; bu işi artık ben çözeceğim. Birbirimizi küçük görmeyelim."
Suriye Genel Güvenlik Güçleri’nin İdlip’te selefi bir gruba operasyon düzenlemesi üzerine Özbek bazı milisler de Şam’a kazan kaldırdı. Peki ama bu müdahaleler ve çatışmalar ne anlama geliyor? Alevilere yönelik saldırılardan da sorumlu tutulan bu grupları nasıl bir gelecek bekliyor?