Messi final maçında iki gol birden attı ve kupayı öperek onu Maradona’ya armağan etti. Yani Tanrı’nın Eli’nin ruhu da şad oldu… Final maçı yüreğimizi ağzımıza getirdi. Ve bunun için de daha bir zevkli oldu. Messi vuslata erdiğinde, sosyal medyada Messi’nin Arjantin’e, futbolun da Messi’ye bir dünya kupası borcu olduğunu, artık borçların ödendiğini, hesabın kapandığını yazmıştım… Kapandı ve film, olması gerektiği gibi mutlu sonla bitti.
Erdoğan zihniyet, kültür ve ideolojik açıdan zaten devlet ve devletçiliğe uzak değildi. Ama Kemalist laik devlet tasavvuru muhafazakârları dışladığı ve (nihayette) aşağıladığı oranda devlete uzak ‘kalmıştı’. Onun dünyasında devlet, onu ‘şu an’ sahiplenenler ‘yanlış’ olduğu için olumsuz bir etkendi. Nitekim tam da bu nedenle Gülen cemaatinin devlete nüfuz etmesi (2003-2010 aralığında) AK Parti için bir ‘yanlışın düzeltilmesi’ anlamına geldi.
Eski Yargıtay Birinci Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk, Karar Gazetesi'nin "Görüşler" köşesinde İmamoğlu’na YSK üyelerine hakaret davasında verilen 2 yıl hapis ve ‘siyasi yasak’ kararıyla ilgili bir yazı yazdı: "Bilinçsizlikler yarışı ve tartışılan mahkeme kararının yarattığı fırsat."
HDP İstanbul İl Eş Başkanı Ferhat Encü'ye dün (18 Aralık) bir polis memuru tarafından tokat atılmasını protesto etmek için bugün Kadıköy'de düzenlenen eyleme katılan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ve HDP'li vekiller polis ablukasına alındı. Kılıçdaroğlu: "Hiçbir siyasi partinin genel başkanı, hiçbir şart altında, talimat üzerine polis ablukasıyla muhatap edilemez!”, Davutoğlu: "Bir siyasi parti genel başkanına karşı polis ablukası kabul edilemez. HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar'a yapılan engelleme hukuksuzdur."
Önce masadaki partileri bir kere daha hatırlayalım. Jobbik, MSZP, DK, LMP, Momentum ve Dialogue. Yani konumuz Macaristan. Altılı ittifak aday seçimi sürecinde kendi kendini yiyip bitirmiş, enerjisini tüketmiş, küskünlükler, dargınlıklarla heyecanını kaybetmiş seçim kampanyasında Orban’a söyleyecek bir şey pek kalmamıştı.