2010 yılından bu yana, 1915 ve sonrasında hayatını kaybeden Ermenileri anmak için her 24 Nisan'da yapılan anma toplantısına bu yıl İstanbul Valiliği tarafından izin verilmedi. 24 Nisan Anma Platformu, 24 Nisan Pazar günü saat 19.00'da Beşiktaş Barbaros Meydanı'nda bir anma toplantısı yapmak için başvuruda bulunmuştu.
Aforizmalar’ı okurken gülmeyle ürkme (korkma) arasında garip bir duyguya kapıldım. Özlü sözlerin hemen hepsi öylesine çocukça ve basitti ki, böyle bir şeyi dünya kamuoyuna övünçle sunmanın tuhaflığına, bu ölçüde bir naifliğe gülümsememek elimden gelmedi. Fakat öte yandan milyonlarca insanın bu aforizmalarda sınırları çizilen bir zihnî iklimi ‘normal’ kabul edip uyum gösteriyor oluşu da, bir ülkenin bu kıvama gelebilmiş olması da ürküttü beni.
Almanya’da siyasetçi, sanatçı ve STK temsilcilerinden oluşan 18 kişilik bir grup, başbakan Olaf Scholz’a Ukrayna’ya daha fazla silah yardımı yapılmaması çağrısını içeren bir açık mektup yayımladı. Mektupta, “NATO'dan silah ve askeri destek sağlanması, savaşı uzatacak ve diplomatik bir çözümü çok uzaklara götürecektir. Başarıdan bağımsız olarak, uzun süreli askeri direnişin bedeli, daha fazla tahrip olan kasaba ve köyler ve Ukrayna nüfusu arasında daha fazla kayıp olacaktır” denildi.
Aysel Tuğluk’un haksız şekilde cezaevinden çıkarılmaması üzerine dün, yani 22 Nisan’da “Aysel Tuğluk ve Tüm Hasta Mahkumlara Özgürlük” için bir basın açıklaması yapıldı. Bu basın açıklamasından öğreniyoruz ki bu çağrı 54 farklı ülke kadınlarından destek gördü, pek çok baro, avukat örgütleri tarafından desteklendi. Basın açıklamasından sonra yapılan panelde tıp doktorlarının konu ile ilgili söyledikleri de Türkiye’nin utanç vakalarını arttıracak nitelikte.
İsmail Kılıçarslan’ı Yusuf Kaplan’a benzeyen bir adam hâline getiren, iki laf etmeden önce otuz defa özür dileyecek kadar omurgasızlaştıran, Reisçilik etmeyenin linç edilmekten korkar olduğu bir mahalle ne sosyal iktidar, ne kültürel iktidar, ne fikrî iktidar kurabilir. Ne kurar? Bakın işte çevrenize. Kültürel ve fikrî bir çöl.