GÜNÜN YAZILARI

Bir başörtüsü meselesi: Örtüye veda

Başörtüsü inancın konusuyken, diğer yönüyle bireysel bir tercihken bu kez toplumun, siyasetin nesnesi ve ülkede neredeyse nefes alan her canlının üzerinde yorum yapabileceği bir konu haline geliyor. Başörtüsü uzun yıllar boyunca yasaklanarak kadınlar için çok ağır, taşıması zor bir “yük” haline getirildi. Sonra dindar kesim tarafından siyaset arenalarında bir savaş aracı olarak kullanılarak başörtülü kadınların yükü artırıldı. Buradan bakınca, “bu kadınlar başını niye açıyor?” gibi bir soru sormak, abesle iştigal olabiliyor. Çünkü o artık Allah’ın emri başörtüsü değil, garip biçimde, başını örtmeyen yığınlar tarafından ağır bir yük haline getirilmiş bir nesne!

Meclis’te gizlenen cinayet: Deli Halit Paşa

Çerkes Ethem, Yozgat’ta yaptığı bir konuşmada Ankara'ya geldiğinde Mustafa Kemal için "Büyük Millet Meclisi Reisi'ni Meclis'in kapısında asacağım" sözlerini sarf etti ve bu sözler hemen Ankara’ya ulaştı. Komitacıların blöf yapmayacağını tahmin eden Mustafa Kemal, Çerkes Ethem’in tehditlerinden oldukça rahatsız oldu ve onun gibi komitacılığı iyi bilen, çete ve gerilla taktiklerini uygulayan bir teşkilâtçıdan faydalanmak istedi. Sivas Kongresi sırasında yararlandığı Deli Halit buna en uygun kişilerdendi. Sonra Meclis’e giren Halit Bey, gergin, kabına sığmayan, elinde silâh, tenkide tahammülü olmayan ve patlamaya hazır bir tabanca gibiydi. Askerlikte üst eleştirilemezdi ama Meclis’te herkes birbirini eleştirebiliyordu. 1925 yılında bir gün Meclis’teki görüşmelerden birinde yine sinirlerine hakim olamadı.

Şiddetle duygusal mücadele

Şiddet “iliklerine işle(n)miş”se… Şiddete “ama”sız, koşulsuz karşı olmak duygusal bir mücadele. Duygusal yüzleşmeyi de gerektiriyor. Kaba “şiddet romantizmi” kol geziyorsa, içinle-dışınla ona karşı durmak için duygusal incelik, derinlik, duygusal zekâ, “romantik” direniş de şart. Efsanelerle, destanlarla, “kültürümüzde var”la mücadele. Bu, gözümüzü yaşartan, göğsümüzü kabartan Eşkıya Şener Şen’le bile mesafe gerektiren bir duygu terbiyesi.

Volkswagen ve yapay zekanın mezarında rahat bırakmadığı Brezilyalı diva: Elis Regina

Volkswagen, Brezilya’daki 70. yılını kutlamak için 1982’de henüz 36 yaşındayken hayatını kaybeden ülkenin en sevilen şarkıcısı Elis Regina’yı yapay zeka ile hayata geri döndürdü, reklamında oynattı. Reklamı izleyen Brezilyalılar önce erken yaşta kaybettikleri Brezilya’nın pop divası Elis Regina’yı gördükleri için ağladı, sonra öfkelendi, Volkswagen’in bu yeni reklamına etik soruşturması açıldı . Elis Regina, 21 yıl ülkeyi demir yumrukla yöneten askeri cunta muhalifi bir solcuydu, Volkswagen ise cunta ile iş birliği yapan, sendikalı muhalif işçileri işkenceci askerlere teslim eden bir Alman firmasıydı. Elis Regina, geçmişte “goril” dediği cuntacı askerlerin hapis tehdidi karşısında zorla bağımsızlık kutlamalarına katılıp milli marşı okumuş, bu nedenle muhalifler tarafından dışlanmış, itibarını kaybetmişti. Ölümünden tam 51 yıl sonra Elis Regina yine istemeyerek şarkı söyledi, fakat bu sefer namlu zoruyla değil, yapay zeka teknolojisi nedeniyle.
- Advertisement -

İhbarcı binbaşının sözleri ‘tutanak’ta kaldı, resmiyet kazanamadı ve Akar bu sayede yedi yıl sonra yine “darbe ihbarı yoktu” diyebildi

MİT, 15 Temmuz darbe girişimini ihbar eden binbaşı O.K.’nın ifadesinin alınmasına savcılık talebine rağmen izin vermedi ve o gece MİT müsteşarını ‘almakla’ görevli Kara Havacılık Okulu’na açılan davanın iddianamesi ‘domatessiz menemen’ misali O.K.’sız yazıldı. Fakat daha sonra iki savcı ihbarcı binbaşıyla görüştü ve bir tutanak tuttu. O.K. orada darbe ihbarında bulunduğunu açıkça söyledi… Hulusi Akar yedi yıl sonra ilk kez konuştu ve bu kritik açıklamayı görmezden gelerek “15 Temmuz’da darbe ihbarı yoktu” dedi. Gerek alınamayan ifade gerek Akar’ın vurgusu ve ısrarı gösteriyor ki, 15 Temmuz’un hakikatinin anlaşılmasında binbaşı O. K.’nın ihbarının içeriği ‘anahtarların anahtarı’ niteliğindedir.

En Son Çıkanlar