GÜNÜN YAZILARI

Vasiyeti divana kalanlar: Mezarlarına kuşlar mı konar…

Şenay 12 yıl önce bugün, 4 Ocak 2013’de hayata veda etti. “Nasıl bilirdiniz?” deseler, birçok insan o iki şarkısından söz eder: “Sev Kardeşim” ve “Hayat Bayram Olsa”. Eşini dillere destan bir aşkla sevdi, hep sevgiden, kardeşlikten söz etti ama öldüğünde bu ülke onun tek vasiyetini, eşinin yanına gömülme isteğini geri çevirdi: “Tapusu var mı mezarın?” On kilometre uzağa gömdüler. O yüzden onu önce öyle hatırlıyorum. O yüzden “Hayat Bayram Olsa” şarkısı o hazin türküyü aklıma getiriyor: “Bayram Benim Neyime”. O yüzden yazımda daldan dala konuyorum ve vasiyeti insanlık divanına kalanlara “zarfsız kuşlar” yolluyorum.

Mahmur ve performatif aktivizm

Gün boyu siyasetçiler, bürokratlar, bazı gazeteciler, hatta akademisyenler bu fedakarlığı yapıp 1 Ocak sabahı Galata’da olduklarını bize bizzat kendi fotoğraflarını paylaşarak gösterdiler. Klişe ifadeyle “Filistin mitingine katılım sağladık” mesajını açık açık verdiler. Ama ortama en yabancı kulüp yöneticileriydi. Onlar Gazze eylemine değil, Bilal Erdoğan’ın organize ettiği Gazze eylemine gelmişlerdi. Onların ki daha çok performatif bir aktivizmdi.

Çatışma siyasetinin sarsıntıları…

Dünya, alev almış bir tankı andırıyor. Türkiye, bu alevin yanı başında… İçerideki temel meselelerin, mevcut ilerleyişiyle Kürt barışı ve 19 Mart sürecinin, Türkiye’yi ve gelecek dönemi değerlendirmek için tek başına yeterli olmadığı bir dünyada yaşıyoruz.

İnfazın “Depo Yönetimi”: Suçluyla mütareke, muhalifle mücadele

Bu "depo mühendisliği" sürdürülebilir değil. Adaletin terazisi, "stok sayımına" kurban edilemez. Hukuk güvenliğinin olmadığı, gerçek suçlunun sokakta, düşünce suçlusunun hapiste olduğu bir ülkede ne ekonomi düzelir ne de toplumsal barış sağlanır. Bu düzene, bu düzenlemeye itirazım var!
- Advertisement -

İslam dünyası ve İran’ın özeleştirisi

Özeleştiri, İslam dünyasındaki iktidarların genelde çok başvurmadığı bir yoldur. Hatta özeleştiriyi Hıristiyanlığa özgü görenler ve günah çıkartma geleneğine bağlayanlar bile vardır. O bakımdan da İran Cumhurbaşkanı’nın ifadelerini önemli bir başlangıç olarak değerlendirebiliriz. İran, 2025 yılında İsrail’in ağır saldırıları altında önde gelen liderlerini kaybetti. Bölgenin kuvvetli ve dokunulmaz sayılan ülkesi ve özellikle de başkent Tahran, uzunca bir süre kendine gelemeyecek düzeyde darbe yedi.

En Son Çıkanlar