GÜNÜN YAZILARI

Partilerin komisyon raporları: Umut da var, temkin de

CHP’ye yönelik yürütülen operasyonların Kürt meselesinin çözümünü zorlaştırdığını da vurguluyor. Böyle bir siyasi iklimde kalıcı barışa ulaşmanın güç olacağını belirtiyor. Buna rağmen çözüm sürecine desteğini sürdüren CHP, erken seçimin hâlâ ülkenin en önemli gündem maddelerinden biri olduğunu da not düşüyor. Raporların ortak paydası şu: Kimse çözüme karşı çıkmıyor. Bu da ilk eşiğin aşıldığını gösteriyor. Şimdi ikinci eşik var: İcraat. Yani devlet adına somut adımların atılması. Süreci bekleyen risk ise raporlardaki şart dilinin bir noktada sigorta olmaktan çıkıp el frenine dönüşmesi.

Halkı kin ve nefrete Murat Övüç mü tahrik ediyor?

Her hafta birine piyangosu vuran halkı kin ve nefrete tahrik suçundan geçen hafta hapse kim girdi? Murat Övüç. Murat Övüç’ün her hafta çoğunluğunu başörtülü kadınların doldurduğu kadınlar matinelerinde oturanları halaya kaldırmak dışında halkı tahrik edebildiğini kimse görmedi. Ama stadyumlarda gerçekten halkı kin ve tahrik edenlere, onlara destek veren alfa erkeklere dokunmak kolay değil. Ama Murat Övüç’e dokunmak serbest ve maliyetsiz.

Sekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek?

Gökhan Bacık, Müslümanların modernleşme sorunları bağlamında çarpıcı bir örnek veriyor. Bir odada insanların elinde bir balon var, kırmızı bir balon. Onu şişiriyorlar, oynamak için. Şişiriyorlar, sonra biraz daha şişiriyorlar. O kadar ki balon artık oda kadar şişiyor. Yani balon odaya veya odada başka bir şeye izin vermeyecek kadar herşeyleşiyor. Bu örnekte oda dünya veya hayat iken kırmızı balonu da din olarak düşünebilirsiniz. Yani odada hem balona yer var hem de odada balonun bir yeri var. Ama balon oda kadar büyürse (yani din hayatın her alanına yayılan, empoze edilen, herşeyi kapsayan bir konuma getirilirse) bir sorun var denmek isteniyor. Bana kalırsa odadaki balon örneğinde metafor doğru olmakla birlikte ilişkinin tarafları sanki ters tanımlanmış.

Yanlıştır ama: Tribün refleksi denen şey

Bu tür olaylardan sonra en hızlı dolaşıma giren cümle genellikle aynıdır, hiç değişmez. Yanlıştır denir ama ardından hemen bir uyarı gelir: “Körüklemeyelim.” Bu çağrı ilk bakışta sağduyulu görünür, gerilimi düşürmeyi, tansiyonu artırmamayı önerir. Oysa dikkatle bakıldığında bu cümlenin yönü şaşırtıcıdır. Yanlışı yapanı değil, yanlışa tepki göstereni hedef alır, terbiye edilmesi gereken bir özne yaratır karşısında. 
- Advertisement -

Polis kayıtlarındaki ilk Mehmet Akif…

Mehmet Akif, bütün hayat boyunca Asım’ın neslini hayal etti. Türkiye’de İslamcılar onun nesli olduklarını iddia ettiler. Hatta bazıları çocuklarına onun adını verdi. Ama bir yüzyıl sonra onun tam adını Google’yınca çıkanlarla, onun yaşadıkları arasında uçurumlar var. İnşallah ikincisi de aklanır ve Mehmet Akif adının üzerindeki gölge kalkar. Yeni nesiller de çocuklarına bu adı verirken düşünmezler. 100 yılda iki Mehmet Akif arasındaki büyük uçurumun nasıl oluştuğu sorusunun cevabı bir yüzyıllık modernleşme hikayemiz de aslında.

En Son Çıkanlar