Tabii, daha önemli olan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararı. “Her alanda demokratikleşme” adımlarına hazır mı?Böyle bir süreci başlatırsa, kimden, hangi partilerden destek alabilir? Bu noktada, Erdoğan’ın son günlerde “Cumhur İttifakı’na kararlılıkla devam” yönünde mesajlar verdiğini de gözardı etmemek gerek. Bu da reform hedefiyle çelişen bir yaklaşım anlamına geliyor.
Sekiz aydır filyasyon ekibinde çalışan ve hâlâ çalışmaya devam eden diş hekimi arkadaşımın hikâyesi, bize Türkiye’nin salgınla mücadelesinin nasıl sistemsiz yürütüldüğünü gösteriyor.
İktidarın reform yapıp yapamayacağı sorusuna gerçekçi bir cevap vereceksek, önce şu sorunun cevabını bulmalıyız: Erdoğan, kullandığı güç modelinde bir değişikliğe razı olabilir mi? Erdoğan’ın zihniyet dünyasının içinden baktığımızda da, olgusal gerçekleri gözlemlediğimizde de bu soruya “razı olabilir” diye cevap vermek mümkün görünmüyor.
Bireyci özgürlükçülük günümüz dünyasında sorun çözme kapasitesini kaybetti mi? ‘Hayati’ addedilen bazı durumlara çare üretemiyor, hattâ sorun yaratıyor olabilir mi? Oturup düşünme zamanı… Küresel dünyanın farklı bir epistemolojik çıkış noktasına ihtiyacı var.
Siyasette alternatiflerin arttığı bir dönemde, sadece yarayı örtmeye yarayan makyaj çözümler halkı ikna etmeye yetmeyebilir. Cumhur İttifakının üstünde yükseldiği denklem bozuldu, yeni bir denklem kurmak ise artık o kadar kolay değil.