Hemen her kuşak, sonraki kuşak için kötü şeyler söyler. Beğenmez. “Ah bizim gençliğimiz yok muydu? O zor yoksulluk koşullarında neler yaptık. Günümüzdeki gençliğe bak....
Hazin olan nokta, IMF’nin istikrar programlarına karşı olduğunu söyleyen iktidarın kıdem tazminatı konusunda onunla aynı noktaya düşmesi... Tabii sadece bu da değil, 12 Eylül 1980 Darbesi sonrasındaki iktidarların ve işverenlerin saplantısı hep buydu.
1991 yılının Kasım ayında Boğaziçi Üniversitesi’nde bir öğrenci iken, o zaman hangi motivasyonla aldığımı dahi hatırlamadığım, ama asla pişman da olmadığım bir kararla Malezya’ya...
Nahide Opuz, kendisine ve ailesine şiddet uygulayan, tehdit eden kocasını devlet makamlarına tam 36 kez şikâyet etmesine rağmen onu koruyamayan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı...
Türkiye’nin daha fazla ‘bizim’ olması, yıllarca eksikliğinden şikayet edilmiş demokrasinin, ifade hürriyetinin büyük boşluğunu doldurabilecek mi?
Başkasının baskılanmasından, kısıtlanmasından elde edecek kazanımların kimseye hayrı dokunur mu? Demokrasinin, adaletin, ekonominin gerilediği bir ülkede, İslami, yerli, milli kazanımların ömrü ne kadar olur, karşı tarafta bir rövanş duygusu yaratmaz mı?