Sağduyunun sesi olabilecek, tarafları yeniden görüşme ortamına davet edebilecek sahici bir baskı unsuru olmadığında, masayı devirmek de çok daha kolay olabiliyor. AK Parti bu noktada da teşvik edici olmadı. Hükümete yakın odakların birlikteliğini önemsedi ama asıl mesele toplumsal tüm farklılıkların bir araya gelebilmesiydi.
Geçmişte “laikçi yasakçılık”tan çok çektik. “Dindar” olduğu iddia edilen bir anayasanın da; herkesin hayatını kısıtlayacağını, en iyi dindarların bilmesinin gerektiğini düşünüyorum.
Şimdi şu nokta çok açık ve nettir: Türk milli kimliğinin tarihsel olarak harcında İslam her zaman vardır ve olmaya devam edecektir. Ancak bu harcın ne derece yoğun olduğu sorusu her daim bakidir. Bunun yanında Gökalp’in kullanmış olduğu muasırlaşmak kavramı Türk siyasi hayatını etkilemeye devam etmektedir.
Tren, demiryolları bir sevdalık hali. Kaşı gözü, huyu suyu, boyu boşu yanında gölgesi bile sevilir ya hani, boşluğu, yokluğu bile, sevilenin, tıpkı öyle…
IŞİD Rojava’da elinde tuttuğu Kürt topraklarını eninde sonunda terk edeceğini biliyor. ABD’nin Suriye’ye 250 askeri personel gönderme kararı alması, PYD’nin sahadaki etkinliğini daha da artıracak. Bütün bunlar IŞİD’i endişelendiriyor ve örgüt için Rakka ve Musul’u korumak, “olmak veya olmamak” meselesi haline geliyor. İşte IŞİD bu yüzden Kilis’e saldırarak Türkiye’nin Suriye bataklığına dâhil olmasını amaçlamakta.