İktidar doğruları yaptığına göre acaba meseleyi niye çözemiyor? Buna PKK’nın zihniyetinden Suriye’ye, oradan ‘üst akıl’ kolaycılığına uzanan birçok cevap verebiliriz. Ama ortada farklı bir gerçek de var…
PKK’yla yeniden masaya dönülmesini tavsiye edenlerin, PKK’yla barış olabileceği hayalini pazarlayan niyetlerinden kuşku duymamak mümkün değil. Havadan sudan gerekçelerle binlerce genci ölüme gönderen; haklarını savunduğunu iddia ettiği Kürtleri evsiz, barksız, evlatsız bırakan; 40 yıldır estirdiği terörle Kürtleri açlığa, yoksulluğa ve mülteciliğe mahkûm eden bir örgütle ‘barış’ olmaz.
Kabul etmek gerekir ki bu olasılık, BK’nın toprak bütünlüğünden yana olanlar için 23 Haziran referandumunda “Brexit’e hayır” demek için önemli bir gerekçe oluşturuyor. Hem de Brexit yanlılarının dile getirdiği gibi ekonomik değil daha çok siyasi nitelikli bir gerekçe.
Tüm bu dengeler sonucu, asla ilan edilen federasyon sınırlarında değil, ama büyüklüğü ile yeri, Suriye’de yerinden oynamış taşların tekrar oturmasına kadar belli olamayacak bir bölge, belli ki şu veya bu biçimde PYD kontrolünde kalacak. İşte burası da PKK’nın sürgün yeri olacak.
Küçük kızının ‘anne, gurbet ne demek?’ sorusunu yanıtlamaya çalışırken nasıl zorlandığını anlatmıştı bir mülteci. Çaresiz küçük göçmen çocukların yanıtı zor, ama, bir çocuk saflığı taşıyan sorusuna annesi, ‘işte, olur bazen, başka yerler gerekir, ferahlamak için, ondan çıktık gurbete’ demiş.