Evet, biliyorum, çok aşırı bir karşılaştırma; kimsenin kolay kolay aklına gelmez, Nazi yayılmacılığı ile PKK’nın şiddete dayalı alan hâkimiyeti arayışı ve bölgesel hegemonya inadını (konumuz açısından, bilhassa her ikisini savunmak için geliştirilen söylemleri) yanyana koymak. Ama gerekli.
Motivasyonun en göz alıcısı ya da en yararlısı mevkilerinin bu en iyi adamlarına ‘herkes mevkisinin’ ve takımının lideri ve bunu takım oyununa çevirmeliyiz’ olsa gerek. Bu kimlik sıkıntısı ancak böyle ortadan kalkacak galiba…
ABD’nin PKK’ya silah bıraktırma niyeti olsa kuşkusuz bunu hemen anlarız; böyle uzun uzadıya niyet okumalarına girişmeye hiç gerek kalmaz. ABD gibi bir süper gücün ciddiyeti görülür, elle tutulur, hissedilir bir ciddiyettir; Pentagon’un PKK’ya silah bıraktırma gibi bir politikası olsa onu fark etmemiz zor olmaz. Fakat maalesef ABD’nin PKK’yla ilgili henüz böyle ciddi bir politikası söz konusu değil.
Demokrasi ölçütleri bileşik kaplarda olduğu gibi hareket eder, dünyanın belirli bölgeleriyle sınırlı tutulamaz. Mısır’da darbeye destek verir, İran’da infazlara gözleri yumarsanız, dünya bugünkü gibi içinden çıkılmaz sorun yumakları ile örülür. Bunu özellikle isteyenler var belki de ama onların gerçek demokrat olmadıklarına kuşku yok.