Yazarlar

Kiminle müzakere edecekler?

“Ver başkanlığı al özerkliği diyenler kusura bakmasın, biz demokrasi için mücadele ediyoruz. Sadece Kürde demokrasi olamaz” diyordu HDP eş başkanı. Bir saniye, şimdi o hendekler “demokratik özerklik” veya “öz yönetim” için değil demokrasi için miydi? O hendekler, silahlı çatışmalar, ölümler demokrasi adına mıydı?

Göç dalgası mı, ‘iç temizlik’ mi?

En ‘sağduyulu’ yazarlar bile bu meselede PKK’nın adını anmaya yanaşmıyor. Nötr ifadelerle, öznesiz cümlelerle adeta pandomim yapıyorlar. Anlatmadıkları anlattıklarından çok. Oysa 355 bin Kürt vatandaş, göç mevsimi olduğu için değil, PKK’nın terör dayatması yüzünden yaşadığı yerleri terk etti.

‘Aşırı haklı’ların aşırı tahammülsüzlükleri hakkında…

‘Aşırı haklılık’ kavramını ilk olarak 2012’de, sahibine şiddet kullanma meşruiyeti dahi sağlayan bir ‘haklılık’ hali anlamında kullanmıştım. Şimdi, yaşamakta olduğumuz dizginsiz hoşgörüsüzlüğün ve tahammülsüzlüğün kaynakları üzerine düşünürken ona yine başvurmak gereği duyuyorum.

‘Milli’ değil ‘yerli’ demek istemiştim

Bu ülkede “milli” kavramı, uzanımları ırkçılığa, İslamiyet dışındaki inanç sistemlerine düşmanlığa ve yabancı düşmanlığına varan bir simge olarak kullanıldı. Yazımda, tam da bu simgeselliğe ve içeriğe karşı çıkmak için, Türkler/Müslümanlar dışındaki yerli halkların bu ülkenin asli ve en eski halkları olduğunu, yani bu ülkenin “sahip”lerinin yalnızca Türkler/Müslümanlar olmadığını, kültürel birikimimizi bu çoğulluğun yarattığı zenginliğe borçlu olduğumuzu ifade etmek için “yerli” kavramını kullanmıştım.
- Advertisement -

Terör örgütlerinin legal yüzü (2)

Artık Türkiye içindeki varlığıyla PKK’nın “terör örgütü olup olmadığı” tartışmasını geride bıraktığımız bu günlerde, örgütün elinde veya etki alanında halen kazanılması gereken bir kitle var. PKK’nın bu kitle üzerinden legal alanda gösterdiği varlığı -- örgütün silâhlı unsurlarıyla sürdürülen son savaşın devletin ezici zaferiyle sonuçlanacağının belli olduğu bu günlerde -- giderek daha çok göze batıyor.

En Son Çıkanlar