Bu köşede daha önce iki ayrı yazıyla yorumlanan, Kızılay’dan bir önceki “Ankara servisler saldırısı”ndaki gibi oklar, bir kere daha Suriye istihbaratını işaret ediyor. Putin’in herkesi şaşırtan “Suriye’den çekiliyoruz” kararının Suriye’ye âni bir tepki olup olmadığını ise zaman gösterecek.
Resmî endoktrinasyon işte böyle; şimdi gelelim halk üzerindeki, sıradan Sovyet vatandaşları üzerindeki etkisine. Bence asıl facia, en derin dehşet burada yatıyor. Bunun adı korku; devrim uğruna “olacak o kadar” korkusu, “kurunun yanında yaş da yanar” korkusu, bir “yanlış anlama”ya veya “kaza kurşunu”na kurban gitme korkusu. Korku ve ikiyüzlülük, korku ve korkunun yalanı, böyle böyle Sovyet toplumunun kılcal damarlarına yürüyor, en küçük hücrelerine siniyor. Bireysel düzeyde ahlâk diye bir şey bırakmıyor.
Terörle mücadelede uluslararası dayanışma önemli ama öncelikli olan, yazımın başında altını çizdiğim gibi, ulusal dayanışmayı sağlayabilmek. Hedef, tüm farklılarımızla, hangi siyasi görüşten olursak olalım, rastgele bizler olduğumuza göre, önce bu insanlık suçuna karşı bir araya gelmek durumundayız.
Hiçbir ciddi Alman tarihçi Goldhagen gibi Holokost’u açıklamada antisemitizmin yeterli bir faktör olduğu iddiasında da değildir. Tam da bu nedenle, Goldhagen’in bahis konusu çalışması Holokost literatüründe mesai harcayan bilimsel çevreler tarafından fazla dikkate alınmamaktadır.