7 Haziran sonrası PKK’yı sahaya süren akıl, örgüte iç savaş çıkarabilmesi için gerekli olan toplum desteğini sağlamayı ihmal etmemişti. Diyarbakır, Ankara, Suruç bombaları çözüm sürecinde devletle arasındaki buzları eriten Kürtleri korkutup yeniden PKK’nın peşine takmayı amaçlıyordu.
Türkiye’de kabaca 1990-2015 arasındaki çeyrek asır, temel olarak laik-seküler kesimlerle dindar-muhafazakârlar arasındaki mücadeleyle geçti. Şimdi, temel saflaşmanın “laiklik” eksenine göre değil, “millîlik” eksenine göre belirlendiği yeni bir saflaşma doğuyor.
Sonunda kendilerini, Kürt halkını ve kazanımlarını ateşe atmaktan çekinmeyen, barışa, insan hak ve onuruna, aklına, kurşun sıkmaktan çekinmeyen bir grup katili savunan akıl dışı bildiriler imzalarken buldular.
Her büyük sanat ve edebiyat eseri, hareket noktası ne olursa olsun sonuçta genel bir insanlık momentini yakalayabildiği ölçüde büyük olur. Kipling’in “adam olma” vaadi de İngiltere ile ve emperyalizmle sınırlı kalmaz; daha geniş bir evrensele, bir insanlık potansiyeline açılır. Önümüze, nerede olursa olsun mütevazi, mütehammil, kendine yeterli, gösterişçilikten uzak, özetle sıkı ve sağlam bir modern kahraman tipini koyar.