Devlet demokratik özerklik talebini kabul edilemez, KCK de demokratik özerklik talebinin gerçekleşmesini olmazsa olmaz olarak masaya getirdi. Tarafların bu bakış açısında değişen bir şey yok. Ne devlet demokratik özerklik vermeye yanaşıyor, ne de KCK bu talepten vazgeçiyor. Bu tablo karşısında, çıkıp yeniden müzakere masasına dönün demek neyi değiştirecek?
DTP’nin kapatılmasında, sadece PKK terörüyle bağlantısının değil, ayrıca demokratik özerklik önerisinin de rol oynamış olması. Özerkliği savunan bir siyasi partinin, özerkliğin Anayasa’nın 68. maddesinin 4. fıkrasındaki “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü” ilkesine aykırı değerlendirilerek kapatılmasına hep karşı çıktım, çıkıyorum.
Yeni dönemde CHP’nin yapıcı bir siyasi tutum izleyeceğine ilişkin işaretler heyecan verici. İki lider arasındaki iletişim de taktire şayan. Bundan Türkiye’de siyasetin olumlu anlamda dönüşümü adına umutlanmak mümkün, ama yeni anayasa adına değil. Çünkü ilk dört madde değişmesin demek, aslında yeni anayasa istemiyorum demektir.
Artık, 1961 ve 1982 Anayasaları’nı ortaya çıkartan düzlemden farklı bir düzlemdeyiz. Toplumdaki eğilimlerin buluşabileceği bir zemin arıyoruz. “Toplumun bir kesimini yok sayan” yaklaşımların, ülkeye herhangi bir şey katması mümkün değil.
Kampüsünde yanından bile geçmeyeceği mescidin kapanmasını isteyen ODTÜ'lü öğrenci, sadece kendinden başka bir partiye oy verdiği için başkalarına hakaret hakkını kendinde bulan kanaat önderi, toplumdaki farklı hayat biçimlerini "ıslah" etmeyi kendine misyon edinen siyasetçi. Yani "iyilik" adına bir çeşit zorbalığı meşru gören bir "ilericilik."