Örgüt Yüksekova ve bölge halkının tutumundan memnun değil; “yaz olsun siz görürsünüz, cezalar başlayacak” diyor. Halktan destek görmüyorlar; bu da onları fazlasıyla rahatsız ediyor. Bir yandan, ilk kez halk örgütü sorgulamaya, yanlışlarını söylemeye, halk üzerindeki baskısını konuşmaya başladı. Fakat ilginç olan, devlet de halktan uzaklaşmış, sadece rutin işler dışında bağını koparmış gibi duruyor.
1921 Anayasasında yemin yoktu; ilk 1924 anayasasıyla bir yemin metniyle tanıştık ve bu metin, her askeri darbe ve her askeri anayasa ile birlikte biraz daha katlanılmaz oldu.
Her kendini eleştiri illâ aynı kapıya çıkacak diye bir şey yok. Belge kendisini eleştirdiğinde proletaryayı özne olmaktan çıkarıyor ve aynısını Mahçupyan’ın yapmasını, onun da dindarları bir kenara koymasını istiyor. Kimse farkında değil ama bu da başka çeşit bir determinizm.
Hala, Kürtçenin devlet okullarında öğretilmesi konusunda engeller sürüyor. Kürtçenin "resmi dil" olarak kabul edilmesiyse, neredeyse bir "kırmızı çizgi" düzeyinde tehlike unsuru olarak görülebiliyor.
Kanlı Esad rejimi hangi medeniyeti temsil ediyor, kurbanlarının çoğu Müslüman olan emperyal İran rejiminin vekalet savaşları hangi medeniyet adına gerçekleşiyor?