Yazarlar

Kimden ve neden bahsediyoruz?

Tahir Elçi’yi hakkında açılan ve hedef gösterilmesine yol açan dava aracılığıyla herkesle birlikte tanıdım. Tutarlı ve istikrarlı bir Kürt aydını ve hukukçu olduğu aşikar. “Nasıl öldürüldüğümüz değil, nasıl yaşadığımız önemlidir.” demiş; yeni duydum, dört meshebin birliğini sembolize eden dört ayaklı minareyi de yeni farkettim. Teselli niyetine paylaşılan Ahmet Kaya’nın Diyarbakır Türküsü’ne de vesile oldu…Etkilendim…

Haberin, hukukun ve ölümün araçsallaşması

Can Dündar, “özgür gazetecilik” adına konuşulmayı, yüceltilmeyi hak eden bir isim değil. Yaptığı “haber” de, toplumun bilgilenme hakkı uğruna göze alınmış bir riski, övülmeye değer bir entelektüel cesareti göstermiyordu.

‘Girdik’, ‘vurduk’ gazeteciliği el değiştirdi

Gazetecilerin devlet kararlarını, eylemlerini “biz” kalıbıyla haberleştirmesi onları devletle özdeşleştirir. Türkiye’de bu oluyor ve iktidarda kim varsa, ona yakın medya devletle “sizli bizli” oluyor, “giriyor, vuruyor.”

Gerçeği karartmak ya da “Katil devlet” söylemi

Tahir Elçi’yi ölüme götüren olayın başında iki polisimizi başından vurarak şehit eden iki PKK’lı var.
- Advertisement -

“Yurtdışı yasağın kalktı. Seni faili meçhuller karşılayacak…”

Türkiye, Türkler ve Kürtler; açık sözlü, eleştirel duruşunu her koşulda ifade eden, önemli bir aydını kaybetti.

En Son Çıkanlar