Talha Hakan Alp’in tweetlerinden sonra, her şeyi bilenler ve o güne kadar bildiklerinden başka hiçbir şeyi bilmek istemeyenler ağır kınayıcı sözlerle harekete geçtiler. Ne gerek var ki ortalığı karıştırmaya? Ortalığı karıştıranlar ağzının payını öyle bir almalı ki, bundan sonra kimse cesaret edemesin. Yalan yanlış da olsa, herkes kendi “derin” kökleriyle yaşamaya devam etsin. Yoksa korkularımız ile baş etmek zorunda kalırız, rahatımız bozulur.
Bazen uyurken dışarıya bağırdığını duyardı, oydu, emindi. Beyler beter olunuz! Suratsız, sarı benizli Anton böyle bağırdığında mahalleli gülmeye, alay etmeye başlardı. Bir makaradır gider, çocuklar bazen penceresine nereden buldularsa yumurta atarlardı.
Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) geçen hafta açıkladığı cinsiyet raporuna göre; dünya çapında aynı işi yapan kadın ve erkeklere farklı ücret ödemeyen ülke yok. Avustralya 53’üncü ve Türkiye 133’üncü sırada. Avustralya’da kadın ve erkeklerin eşit ücret alması için 26 yıl daha geçmesi gerekiyor. Pandemi öncesinde küresel çapta eşit ücrete ulaşmak için 99 yıl geçmesi gerekecekti. Şimdi bu süre 135 yıla uzadı. Bu hızda giderse Ortadoğu’da eşit ücret için ortalama 142.4 yıl beklemek gerekiyor.
Mübarek Ramazan ayının yaklaştığı şu günlerde, herkes ufaktan ufaktan hazırlıklara başlamışken, muhafazakâr camianın gündemi tanınmış bir hocanın attığı twitle, 8 şiddetinde bir depremle sallandı. Modernistlerin, tarihselcilerin, başörtüsü takmaktan vazgeçen kadınların yarattığı sarsıntıların hiçbiri bu kadar güçlü değildi kanımca.
“Yelekli Tevfik ve arkadaşları, bir ada ararlar. Sıkılmışlardır Rumelihisarı’nın uzun gecelerinden /(…) Yatak odaları sabah güneşi görecek, salon limanı alacak, çalışma masaları da dağ görünümlü. /Ve bir melankolya çiçeği, saksıda; suyu düzenli verilecek, yeri değiştirilmeyecek.”