Anasayfa / GÜNÜN YAZILARI / Orbán’ın kurdu nasıl özünden çıktı?

Orbán’ın kurdu nasıl özünden çıktı?

Macaristan başbakanı Orbán, Rusya ve ABD’nin desteğine rağmen 16 yıl sonra koltuğu kaybetti. Muhafazakâr sağ siyasetin karizmatik elit prensi Péter Magyar, önce hükümetten istifa edip muhalefete geçti, sonra %52 oyla seçimleri kazandı. Her ağacın kurdu özünden çıkıyor. Péter Magyar, şimdi dünyanın en meşhur kurtlarından biri.
14

“Pek fazla seçeneğim yok. Mahvolduk. Her şeyi berbat ettik. Hiçbir Avrupa ülkesi bizim kadar saçmalamadı. Halka son birkaç yıldır yalan söylüyoruz. Söylediklerimizin hiçbiri doğru değil. Seçimleri kazanmak dışında gurur duyacağımız hiçbir şey yok. Halka hesap vermek zorunda kalırsak ne diyebiliriz? Hiçbir şey.”

Index - Belföld - Gyurcsány Ferenc: Orbán Viktor az első magyar  pedofilbarát miniszterelnökként vonul be a történelembe Macaristan’ın sosyal demokrat başbakanı Ferenc Gyurcsány bu sözleri elbette içini döküp rahatladığı bir terapi seansında veya zamanının ötesinde bir özeleştiri konuşmasında sarf etmemişti. 2006 seçimlerini %1 farkla merkez sağcı liberal Orbán’ı yenerek kıl payı kazanan Gyurcsány, buruk zaferinin ardından sosyal demokrat arkadaşlarıyla bir değerlendirme toplantısı yapmıştı.

Geçmişte bir dönem başbakanlık yapan Orbán’ın ardından göreve gelen ve post-komünist dönemin kronik sorunlarını çözmeye çalışan sosyal demokrat başbakan çaresizliğini bu sözlerle yoldaşlarına aktarmıştı.

Tabii sözlerinin kayda alınıp basına sızdırılacağından haberi yoktu.

Nitekim bu sözlerin basına sızmasının ardından Orbán’ın kıl payı seçim hezimeti yaşayan destekçileri sokağa çıkmış, binlerce kişinin katıldığı gösteriler düzenlemişti. Özellikle gençler ön saflardaydı. Polis şiddeti çok yoğundu. Göstericiler dövülüyor, meydanlar barikatlarla çevriliyor, Macarlar komünist dönemi andıracak bir şiddetle karşı karşıya geliyordu.

Komünist dönemde Sovyetlerin da desteğiyle protestoların bastırıldığı, muhaliflerin susturulduğu günlerin hatırasının taze olduğu Macaristan’ın sol partilere olan güveni iyice sarsılmış; protestolardan sonraki 2010 seçimlerinde Orbán’ın partisi Fidesz seçimleri 2/3 ile kazanmış, anayasayı tek başına değiştirecek çoğunluğa ulaşmış, bir daha da seçimleri kaybetmemişti.

Orbán’ın ilk işi anayasayı ve seçim sistemini değiştirmek, hain olarak gördüğü, destekçilerini döven solcuları ve “eski komünistleri” iktidardan uzaklaştırmak için tüm kuralları lehine çevirmek olmuştu.

2006’da sokakta polis tarafından dövülen birçok genç üniversite öğrencisi, solculara duydukları öfke, Orbán’a duydukları hayranlık ile iktidarın sağladığı imkânlardan yararlanmaya başladı. Daha öncesinde koltuğunu kaybetme tecrübesi yaşayan Orbán bu sefer seçimleri bir daha kaybetmemek adına çok daha stratejik hareket etti: devlet medyasını, kamu sektörünü tamamen ele geçirdi, her türlü kritik konuma kendi adamlarını atadı, Anayasa Mahkemesi yargıçlarını değiştirdi, sistemde ne kadar denge ve denetleyici güç varsa hepsini eritti. Sadece kamuyu değil, özel sektörü de teşvikler ve cezalarla dizayn etti, kendi partisine yakın isimlerin önünü açtı, özel sektör de dolaylı yoldan Orbán rejiminin kontrolüne geçti.

Bir daha koltuğu bırakmamak ve destekçilerini polise dövdürmemek isteyen Orbán’ın kurduğu bu rejime sırtını dayayanlardan biri de 2006 gösterilerinin baş aktörlerinden genç hukukçu Péter Magyar’dı.

Muhafazakâr elit bir aileden gelen Péter Magyar, önce Orbán rejimi içerisinde yükseldi, itibar ve servet elde etti; ardından köprüleri yakıp basamaklarında teker teker yükseldiği rejimi yıkmak için kolları sıvadı.

Her dramatik hikâyede olduğu gibi Macaristan’da da ağacın kurdu özünden çıktı.

Sağın şımarık çocuğu

Péter Magyar, muhafazakar sağ için önemli bir ailenin çocuğu. Annesi de babası da üst düzey görevlerde rol almış hukukçu. Büyük amcası Macaristan sağı için önemli biri olan eski Cumhurbaşkanı Ferenc Madi. Dedesi ise eski bir Yüksek Mahkeme yargıcı. Annesi de Yüksek Mahkeme’de görev yapmış bir hukukçu. Magyar, sağcı hukukçular arasında büyüyen ve en başından beri devlette görev alacağının bilinciyle yetişmiş elit bir ailenin karizmatik “prensi”. Soyadı ve aile birikiminin, Orbán rejiminde hızlıca yükselmesinde kolaylık sağladığı aşikar.

Nitekim Orbán iktidara gelir gelmez Dışişleri Bakanlığı’nda diplomat olarak işe girdi, özellikle başbakanlık ile Avrupa Birliği arasında mekik dokuyan önemli bir isme dönüştü. Sokak gösterilerinde ön plana çıkan biri olduğu ve soyadının verdiği ağırlıkla sadece diplomatik konumlarda değil, rejim için kilit noktalarda da görev aldı. Macaristan Kalkınma Bankası’nda AB Hukuku direktörlüğü ve özellikle genç seçmenin rızasını kazanmak için siyasi bir şekilde kullanılan Öğrenci Kredi Merkezi’nin CEO’luğu bu tür görevlere en büyük örnekler. Yine Orbán’a yakın kişiler tarafından kurulan ve kamu fonu desteği alan birçok şirketin yönetim kurulu üyeliklerine de atanan Magyar, rejime olan sadakatinin karşılığında cebini doldurmaya, itibarını pekiştirmeye devam etti.

Kendisi gibi sıkı Orbán destekçisi olan Judit Varga da 2019’da Adalet Bakanı olarak göreve başlamıştı. House of Cards dizisini aratmayacak bir siyasi ve ekonomik nüfuz elde eden bu hırslı çift, Budapeşte’nin en havalı ve güçlü “couple”ı olmuştu.

Budapeşte’nin altın musluklarını tutan bu çiftin sonu da en az House of Cards dizisi kadar olaylı bitti.

Ve Magyar’ın evliliğinin sonu, ne trajik ki Orbán rejiminin de sonunu getirdi.

Boşanma nafakası olarak başbakanlık

Magyar 2023’te çok radikal kararlar aldı. Önce eşinden boşandı, ardından ise eski eşi ve rejimi topa tuttu. 2024 yılında başbakanın yanında sembolik yetkilere sahip olan Cumhurbaşkanı’nın bir çocuk yurdunda pedofili vakalarını örtbas eden bir müdür yardımcısını affetmesinin ortaya çıkması büyük bir şok dalgası yarattı. Orbán’ın muhalefeti aile değerlerini zedelemekle suçlama söylemi altüst olmuş, bu skandala karışan Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı istifa etmek zorunda kalmıştı. Magyar bu noktada eski eşinin siyasi talimatlarla nasıl yargıyı şekillendirdiğine ilişkin bir ses kaydını paylaştı, gösterilere katıldı ve muhalif bir Youtube kanalına konuk olarak Orbán rejiminin içeride nasıl işlediğini, propaganda çarkının nasıl döndüğünü uzun bir söyleşide ifşa etti.

Magyar’ın Orbán ve yakın çevresini istifa eden kadın Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı’nın eteklerini altına saklanmakla suçlaması, muhafazakar ve sağ dili kullanarak iktidarı eleştirmesi, kültürel çatışmalara girmek yerine yolsuzluk ve ekonomik sorunları dile getirmesi etkisini artırmıştı. Devlet medyasının cevabı ise eski eşine şiddet uyguladığı iddiaları, özel hayata ilişkin ithamlar oldu. Magyar’ın argümanları yerine, özel hayatının konu olması ismini daha da büyütmüş, hükümetin cevap verememesi dikkat çekmişti.

Magyar rejimin iç işleyişini ifşa ederken karizması ve tarzıyla beğeni toplamış, akıcı ve seri konuşması beğeniyi yükseltmişti. Sağın genç, dinamik ve karizmatik prensi saf değiştirmiş, içinde büyüdüğü sisteme başkaldırmıştı.

16 senedir Orbán’ı sandıkta yenmekte zorlanan, 2022’de aşırı sağcısından liberaline, sosyalistinden merkez sağcısına birleşmesine rağmen seçimleri kazanamayan Macaristan’ın muhalif elitleri ise Magyar’a karşı mesafeliydi. Halkın desteği artmasına rağmen Anna Donath gibi liberal muhalifler Magyar’ı “sadece bir fenomen, arkasında bir hareket yok” diyerek küçümsüyor, medyada popüler bir figürden ibaret görmeye çalışıyordu.

Fakat Magyar, eski muhalefetle yan yana gelmek yerine küçük bir tabela partisi olan Tisza’ya katıldı ve yeni bir parti kurmak yerine bu küçük partinin başına geçerek 2024 AB Parlamentosu seçimlerinde aday olmaya karar verdi.

Oldukça taktiksel bir karardı. AB parlamenteri olduğu zaman dokunulmazlık kazanacak ve hapse girme riskini bertaraf edecekti.

Nitekim Magyar, AB seçimlerinde oyların %30’unu alarak hem iktidarı hem de muhalefeti 10 puanlık kayba uğrattı, siyasi denklemi altüst etti.

Dokunulmazlığı da alarak 2026 seçimleri için sahaya çıkmaya, büyük gösteriler, protestolar ve yürüyüşler düzenlemeye başladı.

Amatör siyasetçi, gerçek bir popstar

Magyar sadece hükümetin yolsuzluklarını içeriden ifşa etmesi, eski muhalefetin aksine LGBT hakları gibi toplumu ikiye bölen konularda sessiz kalması, milliyetçi ve sağ söylemi benimsemesi, hükümetin sosyal destek ve ailenin korunması için uyguladığı teşvikleri desteklemesi gibi ideolojik tercihleriyle değil kişisel markasıyla da halkın desteğini kısa sürede topladı. Yurtdışında yaşayan ve Orban sayesinde oy hakkı, vatandaşlık kazanan seçmenleri ziyaret etti, hükümetin güçlü olduğu küçük kasaba ve köylere gitti, daha önce muhalefetin açıkta bıraktığı sokakları, meydanları doldurdu, girilmedik evlerin kapısını çaldı.

Macar kültürünü yansıtan kıyafetlerle, dini sembollü rozetlerle kürsüye çıktı, her mitingi öncesi destekçilerine ritmik sloganlar söyleterek konuşmalarını popüler bir etkinliğe çevirdi. Özellikle Zohran Mamdani tarzı kısa videolar ve sosyal medya kullanımıyla televizyonun kendisine kapandığı bir düzlemde gençlere ve alternatif medya izleyenlere ulaşmayı başardı.

Siyaseti bir popstar edasıyla yapmasının bir diğer yansıması ise kendisine yönelik iddialarda yaşandı. Rusya kaynaklı sitelerce seks kasedinin çıkacağı söylenince ve boş bir yatak odasının fotoğrafı geri sayımlı bir şekilde paylaşılınca hiç geri adım atmadan kamera karşısına geçti ve eski kız arkadaşı tarafından oyuna getirildiğini, kasedinin kayda alındığını söyledi. Uyuşturucu iddialarını reddettikten sonra konuyu siyasete bağlayarak hükümetin Rus istihbaratı ile çalıştığını, her Macarın özel hayatının tehlikeye girebileceğini belirtti.

Sovyetler dönemindeki kötü hatırları akla sık sık getiren Magyar, bu kaset santajını bile geri adım atmayarak ve konuyu Rusya karşıtlığına bağlayarak çözmüştü.

Magyar tüm seçim dönemi boyunca muhalefet ile iktidarı kutuplaştıran kimlik meseleleri, aile değerleri ve sosyal meseleler hakkında konuşmadı. Özellikle Budapeşte’de hükümetin yasakladığı fakat ülkenin en popüler siyasetçilerinden belediye başkanı Gergely Karácsony’nin izin vererek hükümetin tepkisini çektiği eşcinsel onur yürüyüşü konusunda sessiz kaldı. Bu nedenle liberal ve sol muhaliflerin tepkisini çeken Magyar, gündeminin ekonomi ve yolsuzluk olduğunu vurguladı, konu hakkında olumlu veya olumsuz tek bir söz söylemedi.

Fakat seçimleri kazanır kazanmaz “kimsenin sevdiği insan yüzünden yargılanmaması” gerektiğini ve  gösteri ve yürüyüş hakkının hiçbir zaman engellenemeyeceğini söyleyerek yasaklara rağmen 200 bin kişinin toplandığı onur yürüyüşüne ve liberal-sol muhalefete göz kırptı. Kültürel kutuplaşma konularında taraf olmasa da anayasal ve demokratik haklardan taviz vermeyeceğini ve herkesin haklarını koruyacağını söyledi.

Magyar’ın bir diğer stratejisi ise Ukrayna oldu. Hükümetin ana argümanı muhalefetin kazanması durumunda Macaristan’ın Ukrayna ile birlikte Rusya’ya karşı savaşa gireceği ve Macarların yurtdışındaki bir savaşta öldürüleceği üzerineydi. 16 yıllık Orban hükümetinin topluma söyleyecek başka bir sözü kalmadığı için tüm sokaklar Zelensky posterleriyle dolmuştu.

Zelensky de Orban’ın ayağına topu paslayacak şekilde seçim döneminde Macar lideri eleştirirken “ordumuza ev adresini vereceğim” gibi bir tehdit savurmuş, Orban kendisinin ve ailesinin güvende olmadığını söyleyerek haftalarca bu tehdidi konuşmuştu.

Macaristan muhalefeti bir yandan seçimlerin seyrini değiştirmek için sahte bir suikast beklerken, bir yandan da Magyar Ukrayna’nın bu savaşta haklı olduğunu söylemekle birlikte hızlı bir şekilde AB üyesi olmasına karşı olduğunu belirtmiş, ana akım muhalefetin çok sıkı Ukrayna destekçiliğinin aksine dengeli bir pozisyon almıştı.

Magyar’ın bir diğer şansı da dış müdahaleler oldu. Hem Rusya’nın hem de Budapeşte’de miting yapacak kadar seçimlere müdahil olan Trump’ın Orban’ı desteklemesi, Orban’ın yolsuz bir rejimi ayakta tutmak için sırtını yurt dışına yaslayan biri olduğu söylemini pekiştirmişti. Magyar’ın vatanseverlik argümanlarını bizzat seçimlere Amerikan bayrakları eşliğinde karışan ve Orban için açıkça oy isteyen ABD başkan yardımcısı JD Vance doğrulamıştı.

Nitekim seçim sisteminin Orban lehine özel olarak dizayn edilmesine rağmen Magyar %52 oy ile meclisin 2/3’ünü kazandı ve 199 vekilin 137’sini alarak anayasayı tek başına değiştirecek, her türlü reformu yapabilecek gücü elde etti.

Macaristan 16 yıllık Orban yönetimini sandıkla uğurladı.

İki sene önce belki de elitler dışında çok az kişinin ismini duyduğu Peter Magyar, bir gecede dünyanın en çok konuşulan siyasetçilerinden biri oldu.

Zaferin sırrı, Magyar’ın dersi

Macaristan seçimleri her açıdan küresel bir fenomendi. Ülke sorunlarından ziyade Ukrayna, AB ve Rusya-ABD denkleminin konuşulduğu, başka bir ülkenin devlet başkanının posterlerinin sokaklara asıldığı bir seçim; belki de yeni dünya düzeninin en iyi özetiydi. Sadece küresel gelişmelerin şekillendirdiği değil, aynı zamanda Magyar’ın 16 yıllık bir hükümeti sandığa gömmesi de kendi başına büyük bir olay. Dünyadaki birçok ülkedeki muhalifin dikkatini çeken bir gelişme. Magyar’ın ideolojisi, Orbancı seçmeninin kulağını verebileceği bir profile sahip olması, muhafazakar sağ siyasetten gelmesinin ötesinde iki sene önceye kadar kimsenin tanımadığı, ismini bilmediği birinin büyük bir seçimi kazanması esas mesele gibi duruyor.

Magyar halkın yakından tanımadığı biri olmasına ve medya ambargosu yemesine rağmen sosyal medyayı kullanarak en popüler siyasetçiye dönüştü. Kişisel iletişimini çok yaratıcı ve özgün bir şekilde kurguladı, sokak sokak gezerek masa başında değil, halkla iç içe bir kampanya ördü.

Belki Zohran ile çok farklı bir karakterde olabilir. Fakat Magyar, halkın hiç tanımadığı genç birisinin sıfırdan siyasete girip zirveye ulaşması açısından New York ile benzer bir hikâye yazdı. Büyük ve eski isimlerden ziyade genç ve tanınmayan insanların halkın karşısına kısa sürede çıkıp güvenini kazanabileceğini gösterdi. Devlet yönetiminde büyük tecrübelerin değil halkta uyandırılan sahicilik hissinin daha önemli olduğunu herkese anlattı.

Peter Magyar’ın işi hiç şüphesiz bu aralar en büyük derdi belediye süpermarketi açmak olan Zohran’dan daha zor.

Cumhurbaşkanı’ndan Anayasa Mahkemesi üyelerine, üst düzey bürokratlardan emniyet müdürlerine birçok Orbancı ismin istifa etmesini istiyor. AB fonlarının dondurulma kararının kaldırılması için birçok ekonomik ve siyasi reform yapmak zorunda. Son yıllarda artan beyin göçünü tersine döndürmek istiyor. Anayasayı yeniden yazmak, hak ihlallerine ve yolsuzluğa bulaşan yargıçları, kamu görevlilerini arındırmak için önemli bir meclis çoğunluğuna, bunun için gerekli altyapıyı sağlayacak bir kaynağa sahip.

Kimse Magyar’dan dünyayı kurtarmasını beklemiyor, hele ki yıllardır Orban yönetiminden kurtulmanın, devlet televizyonunda yıllar sonra muhalif birini görmenin taze sevincini yaşayan Macarlar.

Fakat dünyanın Macaristan seçimlerinden umutlandığı, Budapeşte’deki sandıklara bakıp her çözüme deva bir sır aradığı kesin. Macaristan seçimleri tıpkı New York yerel seçimleri gibi dünya meselelerinin şekillendirdiği ve sandıktan çıkan sonuçlarla dünyayı şekillendiren küresel bir fenomen artık.

Kim derdi ki İstanbul’da Macaristan seçimleri sandık sandık takip edilecek, siyaset bilimciler “Magyar kime benziyor?” tartışmasına girecek, tüm dünya medyasının gözü Budapeşte’ye dikilecek.

Küreselleşme karşıtlarının tahmin bile edemeyeceği bir eşik bu.

Her ağacın kurdu özünden çıkarmış. Orban’ın kurdu sadece özünden çıkmakla yetinmedi, şimdilik dünyanın en meşhur kurtlarından biri de oldu.

Bakalım neler yapacak?

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın