Romen sağının ‘maskesiz’ yıldızı Diana

‘Ortaya karışık’ muhafazakâr-dindar-seküler tarzıyla, giyim-kuşamıyla, saç rengiyle, aksesuarlarıyla, iniş-çıkışlarıyla, sürprizleriyle hem 2020’lerin Avrupa sağının ruhunu yansıtan hem de Balkanlardan bir soğuk-sıcak hava dalgası gibi, sazlı-sözlü bir ‘Roman havası’ gibi esen bir yeni sağ siyaset ünlüsü.

Birleşik Krallık’tan bir Lady Diana geldi geçti… Şimdi de Romen siyasetinde bir Diana yükselişte… Diana Șoșoacă… Maske ve aşı karşıtlığıyla ünlenen Diana, Romanya’daki Covid önlemlerine direnen kesimin liderliğine, “aşı karşıtı” bir partinin mimarlığına soyunmuş durumda.

Șoșoacă’nın yükselişi

1975 doğumlu Diana Șoșoacă beklenmedik çıkışları, skandal açıklamaları, türlü türlü çelişkileri olan bir politikacı. Șoșoacă geçen yıl kurulan ve kısa sürede ülkenin dördüncü büyük partisi haline gelen AUR’un parlamento grubundan geçen hafta ihraç edildi. Diana, siyaset oyununun alışıldık kural ve normallerini dikkate almayan, sayısız espriye malzeme veren ve bu yolla  sosyal medyaya da ivme kazandıran ilginç bir insan.

Hanım ağa

Dış görünümü uzaktan belki Marine Le Pen’i andırsa da Diana’da Avrupalı soğukluğu ve ölçülülüğü değil Balkan çılgınlığı ve ateşi göze çarpıyor. Bazı provokatif, komik tavırları, atarlı-giderli halleri Madrid bölgesel yönetim başkanı Isabel Diaz Ayuso’yu andırsa da ondaki sosyetik hava Diana’da yok.

Doğu Avrupalı hanım ağa edasıyla aynı anda 5 erkeğe birden laf yetiştirdiği tartışma programlarıyla Romen kanallarına damga vuran Diana, Romen milliyetçisi olarak tanınsa da Makedon kökenli. Kökleri Yahya Kemal gibi Üsküp’e dayanıyor. 1,5 ay Kanada’da kalmış ama Rusya’yı hiç görmemiş. Bu yönüyle de ortalama Romen siyasetçi imajından uzak bir kişi olarak görülebilir.

Taraftarları onu derin devleti sarsan bir depremi anlatır gibi anlatıyorlar. Tabii Diana Șoșoacă’nın taraftarlarının ne kadarının ciddi ne kadarının işin dalgasında olduğu da ayrıca tartışılabilir.

Altın Parti AUR

Diana, Aralık 2019’da kurulmuş, “sistem karşıtı” bir iddiası olan “Alianța pentru Unirea Românilor” (AUR) partisinde tanınmıştı. AUR, bu iddiasının yanında, Ortodoks kilisesiyle sıkı-fıkı ilişkileriyle de bilinen, yeni olmakla birlikte hızla yükselmiş  bir parti. Sistem karşıtlığı-din sentezi, 2000’li yılların “popülist” akımlarında sıkça karşılaştığımız bir sentez. Bu sentezin Romanya’nın sosyolojisiyle de örtüştüğünü söylersek herhalde yanlış olmaz. Ancak belli ki Diana’ya bu partinin “sistem karşıtlığı” dozu yeterli gelmedi ve kendisi yeni arayışlara girişti.

Hemen bir parantez açalım: AUR, Romencede altın anlamına da geliyor. Yani bu partinin isminde kelime oyunu var. Peki, parti isimlerinin, müzik grubu isimlerinin, kitap isimlerinin, kafe isimlerinin bu kadar çok kelime oyunu içermediği yılları benim gibi siz de özlüyor musunuz? Neyse, biz asıl konumuza dönelim…

Romanya halkının ulusal ‘öz’ü

Covid konusundaki şüpheciliği ve aşı karşıtı tutumuyla bilinen Diana Iovanovici-Șoșoacă, geçtiğimiz günlerde, parlamentoda Pfizer/BioNTech aşısının “Romanya halkının ulusal matrisini yok ettiğini ve kadınları kısırlaştırabileceğini” öne sürdü. Türkçede öz diye bir sözcük de var gerçi… Yani “matris” yerine “öz” de diyebiliriz.

Meclis’te, partidaşı Sorin Lavric, iddiaya göre, o konuşurken mikrofonun kesilmesini talep etti, Diana Șoșoacă ise onu kadın düşmanlığıyla suçladı. Diana Șoșoacă’nın partinin strateji ve kararlarına uygun hareket etmediği ve parti imajını zedelediği öne sürülüyor.

Başpiskopos meselesi

Romen siyasetinin en “sözünü sakınmayan” isimleri arasında gösterilen Șoșoacă, Covid-19 salgını sırasında alınan önlemlere karşı çıkarak belli bir destekçi kitlesi elde etti. Önce, Tomis (Köstence) Başpiskoposu Teodosie’nin avukatı olarak dikkat çekti. Șoșoacă, mahkemede, St. Andrew’da bir Ortodoks haç ziyareti düzenlenmesine yönelik kısıtlamalara şiddetle karşı çıktı. Romanya’da geçen yıldan beri “Pandemide hacca gitmek çılgınlık mı?” tartışması sürüyor.

Șoșoacă, diğer dört aşı karşıtı AUR milletvekilini de yanına alarak yine bir aşı karşıtı olan (ve Sosyal Demokrat Parti’den bu nedenle ihraç edilen) Ninel Peia tarafından kurulan Partidul Neamul Românesc’e (Romanya Halk Partisi) katıldı. Böylece Romanya Parlamentosu’nda aşı karşıtlarının da bir partisi oldu. Ninel Peia da kendine özgü bir muhafazakâr-sosyal demokrat sentez siyasetçi örneği olarak değerlendirilebilir.

Sistem karşıtlığı söylemi ve maske

Şoşoaca’nın dışlanma nedenleri arasında, geçen hafta gittiği partide “sosyal mesafenin gereklerini göz önünde bulundurmaması” da gösteriliyor. Fakat o zaten başkanlık sarayına bile maskesiz giren bir maske karşıtı.

Aslında Şoşoaca seçildiğinde partisini fazlasıyla benimsemiş ve sahiplenmişti. 10 Aralık 2020’de, milletvekili seçildikten hemen sonra, “Biz sistem karşıtı bir partiyiz, o yüzden de ittifaklar içinde olmayı düşünmüyoruz” diyerek, sosyal demokrat partiyle uzlaşmaz bir tavır sergilemiş, sosyal demokrat partinin Covid politikasını hedef almıştı.

Geçmişin yükü

Yolsuzlukların ve komünist rejim kalıntısı istihbarat ağlarının gölgesinde demokrasi mücadelesi veren Romanya’da, Covid alanında büyük bir hassasiyet, disiplin ve çabanın olduğunu, iktidardaki koalisyonun konuyu fazlasıyla önemsediğini belirtmek gerekiyor.

Romanya aşılanırken

Aşılanma faaliyetleri çok hızlı ilerliyor. Köpeklerin koku yoluyla Covid hastalarını tespit etmesi yönünde girişimler de var. Ancak madalyonun diğer yüzünde, Covide ve aşıya şüpheci yaklaşan bir eğilim görebiliyoruz. Romanya’da 2020 Aralık ayında yapılan milletvekili seçimlerinden, AB yanlısı sosyal demokrat parti birinci çıktı ama ülkede merkez sağ bir koalisyon kuruldu.

Çavuşesku

Biraz geriye gidelim: Romanya 1980 ve 1990’larda dünyanın yakından takip ettiği bir ülkeydi. Uzun yıllar ülkeyi istibdatla yöneten Çavuşeskular kurşuna dizilmişti. Gheorghe Hagi’nin Galatasaray’a kupalar kazandırdığı, “bavul ticareti”nin “bavul ticareti” olduğu yıllar… Son dönemde ise Romanya unutulmuş gibi.

Cem Uzan aurası

Aslında ta o yıllardan beri, Romen siyasetinin kendine özgü bir tuhaflığı, derinliği ve giriftliği var. Şunu söylemek mümkün: Romanya eski rejimden arta kalan bürokrat ve siyasetçileriyle, yarı başkanlıkla yönetilen bir yolsuzluklar ülkesi. Her çeşitten, her renkten “tuhaf siyasetçi”ye rastlayabildiğimiz bir ülke. Televizyonculuğu da oldukça zengin ve renkli. Yer yer 1990’ların Cem Uzan kanallarını andıran bir hava da var televizyonlarında. Bu aslında Balkan ülkelerinin önemli bir kısmı için yapılabilecek bir tespit.

Magazin dünyası

Çavuşesku’nun en yakın adamlarından birinin oğlunun günümüz Romen magazin dünyasında öne çıkan (ve en olmadık polemiklere salça olabilen) bir yorumcu olduğunu birkaç ay önce şaşkınlıkla fark edince Romen siyasetine ilgim yeniden canlandı. Yavaş yavaş derinlere indim. Eski cumhurbaşkanı Traian Băsescu’nun bencilliğini konu alan fıkralara kadar okumaya başladım. Neyse konuyu fazla dağıtmayalım.

Ortaya karışık sentez

Diana’ya dönersek… Diana Şoşoaca, “ortaya karışık” muhafazakâr-dindar-seküler tarzıyla, giyim-kuşamıyla, saç rengiyle, aksesuarlarıyla, iniş-çıkışlarıyla, sürprizleriyle hem 2020’lerin Avrupa sağının ruhunu yansıtan hem de Balkanlardan bir soğuk-sıcak hava dalgası gibi, sazlı-sözlü bir “Roman havası” gibi esen bir yeni sağ siyaset ünlüsü.

Önceki İçerikBahçeli: ‘AYM milletin mahkemesi olmayacaksa kendisini feshetsin’
Sonraki İçerikBBC’yi yasaklamak: ‘Gerçeği yalnızca gerçeği…’