Bir gün Birleşik Krallık’ta bir Hintli, bir Kürt, bir Nijeryalı, bir Pakistanlı…

Boris Johnson’ın istifasının ardından Muhafazakar Parti milletvekilleri ve üyeleri yeni parti liderlerini ve başbakanlarını seçiyor. Yarışı kimin kazandığı 5 Eylül’de belli olacak. Genel başkanlık yarışı kadınların ve azınlıkların ön plana çıktığı oldukça renkli bir seçim olarak şimdiden tarihe geçti bile.

Başlıkta okuduğunuz, ucuz bir fıkranın başlangıç cümlesi değil. Aynı zamanda Birleşik Krallık başbakanı da olacak Muhafazakar Parti genel başkanlık yarışı için aday olan siyasetçilerin kısa bir profili. 7 Temmuz’da istifa eden Boris Johnson’ın başbakanlık ve genel başkanlık koltuğuna aday olan isimlere bakıldığı zaman “Batı’daki sağ partilere sadece beyazlar oy verir” algısının ne kadar yanıltıcı olduğu anlaşılıyor. Zira belki de birçok kişiyi şaşırtacak kadar renkli, farklı profilde adayın olduğu, adayların göçmen hikayeleriyle ön plana çıkmaya çalıştığı, “ilklerin başbakanı”nın seçilme olasılığının epeyce yüksek olduğu bir seçim söz konusu. Adayların hikayelerinin detaylarına girmeden önce yaşananları ve yaşanacakları hatırlamakta fayda var.

Son karar parti üyelerinin

Kendi koyduğu pandemi kısıtlamalarına uymamak, hakkında cinsel taciz iddiaları olan bir milletvekiline kabinede ve parti yönetiminde üst düzey görevler vermek gibi skandallar sonucunda parti içi muhalefetin artması ve sonunda kabinesinin yarısının istifa etmesi nedeniyle Boris Johnson, 7 Temmuz’da Muhafazakar Parti genel başkanlığından istifa ettiğini açıkladı. Johnson, yeni başbakan seçilene kadar başbakanlık görevinde kalacak.

Muhafazakar Parti’nin meclis grup yönetimi olan 1922 Komitesi, yeni parti liderinin 5 Eylül’de açıklanacağını duyurdu. Parti liderinin seçim süreci birçok aşamadan oluşuyor. Partinin liderliğine aday olmak için milletvekili olmak şart. Bir milletvekilinin aday olması içinse 20 milletvekilinin imzası gerekiyor.

Johnson hükümetinde hazine şansölyeliği  (maliye bakanlığı), sağlık bakanlığı görevlerinde bulunmuş, partinin üst yönetiminde görev alan nadir Müslümanlardan biri olan Pakistan asıllı Sajid Javid 20 millletvekilinin imzasını alarak aday olma sürecinde genel başkanlık kampanyasını sonlandırdı ve adaylıktan çekildi. Sajid Javid, eğer seçilseydi ülke tarihindeki ilk Pakistan kökenli ve ilk Müslüman başbakan olacaktı.

Sajid Javid.

20 Muhafazakar Partili milletvekilinin desteğini alan 8 kişi adaylık hakkı kazandı ve 13 Temmuz’da düzenlenen ilk turda yarıştı. Bu ilk turda 30 milletvekilinin desteğini alamayan adaylar Jeremy Hunt ve Nadhim Zahawi elendi. Jeremy Hunt daha önce Boris Johnson’a karşı genel başkanlık yarışına katılmış eski bir dışişleri bakanıydı. Hunt, partinin merkez kanadına yakın, Brexit’te Avrupa Birliği üyeliğinin devamı için oy kullanmış bir isimdi. 2019’da Johnson ile son tura kalan Hunt, 2022’de ilk turda elendi ve büyük bir hayal kırıklığı yaşadı.

Nadhim Zahawi ise Irak göçmeni bir Kürt. 1967 yılında Bağdat’ta dünyaya geldi. Dedesi Irak Merkez Bankası Başkanı olan Zahawi’nin iş insanı babası, dönemin başkan yardımcısı olan Saddam Hüseyin’in gücünü arttırması üzerine ailesinin güvenliğinden endişe duymaya başladı. Saddam Hüseyin’in kara listesinde olduklarına dair bir istihbarat gelince Zahawi ailesi 1976’da Birleşik Krallık’a göç etmeye karar verdi. Uçakları Bağdat’tan kalkarken Saddam Hüseyin’in askerleri uçağı bastı ve Irak’tan kaçmaya çalışan başka bir yolcuyu gözaltına alarak uçaktan çıkardı. Babasının da uçaktan indirileceğini düşünüp endişelenen 9 yaşındaki Nadhim Zahawi, her ne kadar ailesiyle birlikte güvenli bir şekilde Birleşik Krallık’a göç etse de yaşadığı bu travmayı hiç unutmadı.

Nadhim Zahawi.

Üniversite eğitimini Birleşik Krallık’ta alan Zahawi, YouGov araştırma şirketini kurdu ve 2010 yılına kadar bu araştırma şirketinin yöneticiliğinde bulundu. 2010’da Muhafazakar Parti’den siyasete atıldı ve milletvekili seçildi. Zahawi, Brexit referandumunda Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği üyeliğinden çıkması gerektiğini savunan kanatta yer aldı. Boris Johnson başbakan olunca onu Eylül 2021’de eğitim bakanı olarak atadı. Chris Pincher taciz skandalının ortaya çıkmasıyla başlayan istifa rüzgarında hazine şansölyeliği görevinden istifa eden Rishi Sunak’ın yerine Nadhim Zahawi atandı. Zahawi, İngiltere dışında doğmuş ilk hazine şansölyesi oldu. Göreve getirildikten 1 gün sonra Boris Johnson’a hitaben bir mektup yazdı ve istifa etmesi talebinde bulundu. Johnson’ın gidişinden sonra genel başkanlık adaylığını açıkladı ama 30 milletvekilinin oyunu bulamadığı için kampanyasını sonlandırmak zorunda kaldı. Nadhim Zahawi seçimi kazanabilseydi ülke tarihindeki ilk Kürt başbakan olarak tarihe geçecekti.

Rishi Sunak, Penny Mordaunt, Liz Truss, Kemi Badenoch, Tom Tugendhat ve Suella Braverman ise 30’dan fazla oy alarak ilk turu tamamladı, bugün (14 Temmuz)  düzenlenecek ikinci tura katılmaya hak kazandı. 14 Temmuz’dan itibaren en az oy alan adayın eleneceği ikinci, üçüncü tur oylamaları yapılacak ve son iki aday kalana dek milletvekilleri oy kullanmaya devam edecek. 358 milletvekilinin oylaması sonucunda en çok oyu alan son iki aday ise parti üyelerinin oy kullanacağı ikinci bir seçimde yarışacak. 160 bin parti üyesi posta yoluyla oy kullanacak ve iki adaydan en yüksek oyu alan 5 Eylül’de Muhafazakar Parti genel başkanı ve Birleşik Krallık başbakanı seçilecek.

Birleşik Krallık’ın yeni başbakanı seçilme olasılığı olan 6 kişiden 4’ü kadın, 3’ü azınlık. Muhafazakar Parti, belki de tarihinin en kozmopolit genel başkanlık yarışına tanıklık ediyor ve sağ partilerin beyaz erkeklerle sınırlı olduğuna dair mit Birleşik Krallık’taki bu genel başkanlık yarışında yıkılıyor.

Peki 5 Eylül’de Birleşik Krallık’ın yeni başbakanı olma şansına sahip bu isimler kim, hikayeleri ne?

Rishi Sunak

Rishi Sunak, 42 yaşında milyoner bir Hint iş insanı, yatırımcı. Oxford’da aldığı üniversite eğitiminin ardından Fulbright bursuyla Stanford’da MBA eğitimi aldı. Standford’daki yüksek lisans eğitimi sırasında Hindistanlı milyarder Narayana Murthy’nin kızı Akshata Murty ile tanıştı ve evlendi. Goldman Sachs’ta ve ardından kayınpederinin yatırım şirketlerinde çalışan Rishi Sunak ve eşi, İngiltere’nin en zengin ailelerinden biri, toplam servetleri 730 milyon pound değerinde. Rishi Sunak ve eşi, bu yüksek servete rağmen sıradan İngilizler kadar yüksek oranda vergi ödemedi. Rishi Sunak’ın eşi Narayan Murthy, 30 bin pound ödeyerek ülke dışında ikamet eden İngiliz vatandaşı olarak gözüktü ve böylece yurtdışı kaynaklı gelirlerinin vergilendirilmesini önledi. Çift böylece toplam 20 milyon dolarlık bir vergiyi ödemekten kurtuldu. Bu durumun ortaya çıkması üzerine muhalefetteki İşçi Partililer, Rishi Sunak’ı “iki yüzlü” olarak tanımladı. Rishi Sunak’ın vergi skandalı adaylık sürecinde kendisine yöneltilen en büyük eleştirilerden biri. İkinci bir eleştiri ise Rishi Sunak’ın diğer rakiplerinin aksine halktan ve şirketlerden alınan vergileri düşürme konusunda pek istekli olmaması; Rishi Sunak vergilerin düşürülmesinin değil, stabil bir ekonomik atmosferin yaratılmasının öncelikli olduğunu belirtiyor.

Rishi Sunak ilk tur oylamasında 88 milletvekilinin ve Dominic Raab gibi etkili isimlerin desteğini alarak %24’lük bir oy oranına erişti. İlerleyen turlarda da yoğun desteğini koruması ve son iki adaya kalması yüksek bir olasılık olarak gözüküyor. Rishi Sunak seçilirse ülke tarihindeki ilk Hint kökenli başbakan olacak. Rishi Sunak’a parti üyesi desteği ise YouGov anketine göre %13’lerde ve üçüncü sırada. Rishi Sunak, yoğun kampanya gücü ve partideki ileri gelen isimlerin desteğiyle seçimleri kazanma potansiyeline sahip. O da eski müttefiki Boris Johnson gibi Brexit’i destekleyen siyasetçilerden biri.

Penny Mordaunt

Penny Mordaunt, 49 yaşında, Birleşik Krallık’ın ilk kadın savunma bakanı. Öğretmen bir anne ve asker bir babanın kızı. Annesini küçük yaşta kanserden kaybeden Mordaunt, gençliğinde fabrika işçisi, sihirbaz yamağı olarak çalıştı ve üniversitede felsefe eğitimi aldı, ailesinde üniversite eğitimi almış ilk kişi oldu. Romanya’da bir sene boyunca hastanelerde ve yetimhanelerde çalıştı, birçok sivil toplum kuruluşunda görev aldı. 2000 ve 2004 yıllarında ABD Başkanı George Bush’un başkanlık kampanyasında yabancı basın ile iletişim dalında çalıştı, siyaset tecrübesini arttırdı. 2010’da Deniz Kuvvetleri’nde gönüllü olarak yer aldı ve bir gemide çalıştı. 2010’da ise meclise girdi, özellikle seçmenle iletişimindeki sahici tarzla övüldü, Financial Times tarafından sosyal politikaları destekleyen tutumu nedeniyle “sosyal liberal” olarak tanımlandı. Boris Johnson tarafından ülke tarihinin ilk savunma bakanı olarak atandı, bu görevi 85 gün sürdü. 2021’de Kraliyet Donanması tarafından fahri yüzbaşı unvanına layık görüldü. Bu nedenle kadın lider vurgusunu oldukça sık kullanıyor, fakat rakipleri tarafından da “woke” olmakla suçlanıyor. Mordaunt en çok 2018’deki “trans kadınlar kadın, trans erkekler erkektir” açıklaması nedeniyle eleştirildi. Bu eleştiriyi bertaraf etmek için genel başkan adaylığını açıkladıktan sonra “Bir kadın olarak kadın olmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyorum” dedi ve trans kadınların hukuken kadın olmasına rağmen, biyolojik olarak kadın olmadığını söyledi.  

Mordaunt aynı zamanda meclis kürsüsünden işaret diliyle konuşan ilk bakan olarak da tarihe geçti.

Mecliste yapılan ilk oylamada 67 milletvekilinin oyunu alarak %19’luk bir destek oranına ulaştı. YouGov’un anketine göre parti üyeleri arasındaki desteği ise %27 civarında ve birinci sırada. Mordaunt da Brexit savunucusu. Seçilirse ülkenin üçüncü kadın başbakanı olacak. Mordaunt, Splash isimli bir havuza atlama yarışmasına katılıp kazandığı parayı yardım kampanyalarına bağışlamış, halkla iletişimi oldukça kuvvetli, yaratıcı bir isim.

Liz Truss

Liz Truss 46 yaşında. Boris Johnson hükümetinde dışişleri bakanı olarak görev aldı. David Cameron, Theresa May ve Boris Johnson hükümetlerinde görev alarak 5 farklı bakanlık görevini üstlendi. Çok tecrübeli bir isim. Ekonomi ve devletin rolü konularında liberteryen görüşleriyle tanınıyor, ekonomide devletin rolünün azaltılmasını, vergilerin düşürülmesini savunuyor, Margaret Thatcher’ı rol model olarak görüyor. İptal kültürünü illiberal, kimlik politikalarını da faydasız olarak değerlendiriyor. 2016’da düzenlenen Brexit referandumunda AB üyeliği lehine oy kullanan nadir başkan adaylarından biri. Fakat referandum sonucuna saygı duyduğunu belirterek Brexit politikalarını ve süreçlerini aktif bir şekilde destekledi. Devletin sosyal harcamalarının kısılmasını savunuyor, Boris Johnson taraftarlarının desteğine hakim. Liz Truss, ilk oylamada 50 milletvekilinin desteğini aldı, parti üyelerindeki destek oranı ise anketlere göre %13 civarında ve bu anketlerde üç veya dördüncü sırada yer alıyor.

Kemi Badenoch

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı image-104.png

42 yaşındaki Kemi Badenoch, Nijerya göçmeni bir ailenin kızı. ABD, Nijerya ve İngiltere’de geçen çocukluğunun ardından İngiltere’de bilgisayar mühendisliği bölümünü bitirdi. Farklı banka ve yatırım fonlarında çalıştı. 2017’de ise meclise girdi. Yeni seçilmesine rağmen partinin üst düzey yönetim organlarında görev aldı. Siyah bir muhafazakar vekil olarak solcu muhalif isimlerle girdiği tartışmalarla gündeme geldi, parti tabanındaki karşılığını pekiştirdi. İşçi Partili isimlerin partiye yönelik ırkçılık eleştirilerine yanıt verdi, ırk adaleti konusunda farklı düşünen herkesin ırkçı olmadığını meclis kürsüsünden belirtti. “Critical race theory” olarak bilinen siyahlara yönelik ırkçılığın tarihinin vurgulandığı ders içeriğini politik olarak tanımladı ve polis bütçesinin azaltılması gibi konuların okulda öğretilmesine karşı çıktı. Okullarda beyazların sahip oldukları üstünlüğün anlatılmasının siyahlarla beyazlar arasındaki bağları zayıflatacağını, toplumun birlikteliğine zarar vereceğini vurguladı.

Kimlik tartışmalarıyla ilgili yorumları özellikle sosyal medyada sıklıkla paylaşıldı, Muhafazakar Parti’nin genç yüzü olarak dikkat çekti. Kemi Badenoch, partide güç sahibi Michael Gove gibi isimlerin desteğini aldı, partinin ilk siyah lideri ve ülkenin ilk siyah başbakanı olabilecek bir isim olarak “değişimin adayı” olarak tanıtıldı. Badenoch, eskiden The Spectator dergisinde çalıştığı için de medyayla bağları kuvvetli bir isim. Badenoch da Brexit’i destekleyen bir siyasetçi.

Kemi Badenoch, ilk tur oylamasında 40 milletvekilinin desteğini aldı, parti üyeleri arasında yapılan ankette ise %15 oy alarak ikinci sırada yerini aldı.

Tom Tugendhat

49 yaşında. Medya tarafından yarıştaki en solcu aday olarak tanımlanıyor. Seçim kampanyasında dedesi Yahudi olduğu için antisemitik saldırılara maruz kaldığını açıklayan ve bu nedenle İşçi Partisi’ni sert bir şekilde eleştiren bir isim. Üniversite eğitimini teoloji üzerine aldı, yüksek lisansı ise İslam çalışmaları alanında gerçekleştirdi, Yemen’de Arapça öğrendi.

Ekonomik yönetim açısından sosyal politikalara verdiği destekle bilinse de vergilerin düşürülmesi gerektiğini söyleyenler arasında. Brexit referandumunda AB üyelik lehine oy veren isimlerden biri. Irak ve Afganistan’da görev yapmış eski bir asker olan Tugendhat’ın en büyük önceliklerinden biri Çin ile mücadele. Çin tarafından yaptırım listesine alınan Tugendhat, “yeni bir başlangıç” sloganıyla adaylığını açıkladı ve partiyi daha merkeze çekecek politikalar uygulayacak bir aday olarak algılandı. Parti üyeleri arasındaki desteği %8 civarında, ilk tur oylamasında ise 37 milletvekilinin desteğini aldı. Seçilme şansı düşük olarak değerlendiriliyor.

Suella Braverman

Suella Braverman 42 yaşında, Afrika’dan İngiltere’ye göç eden Hint bir ailenin kızı, Budist dinine mensup. 2015’ten beri mecliste olan Braverman, Cambridge mezunu ve Fransa’da uluslararası hukuk alanında yüksek lisans yapan bir hukukçu. Boris Johnson hükümetinde Baş Savcı olarak görev yaptı. 2016’da AB’den çıkılmasını savundu. İngiltere’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden çıkmasını savunuyor, AİHM kararlarına karşı sert tepki gösteriyor. İklim değişikliğiyle mücadelenin ekonomiye zarar verdiğini düşünüyor, karbon salınımının sıfıra indirilmesi hedefini benimsemeyeceğini belirtiyor. Partinin uç sağ tarafında olarak tanımlanan Braverman, ilk tur oylamasında 32 milletvekilinin desteğini aldı, parti üyeleri arasında da anketlere göre %5’lik bir desteğe sahip.

Bozulan ezberler

Ana akım Batı medyası ve akademisi tarafından belki de “beyaz üstünlükçü” bir parti olarak tanımlanabilecek, beyaz olmayanlardan, göçmenlerden ve kadınlardan oy alamayacağı belirtilecek bir sağ muhafazakar parti İngiltere’de genel başkanını seçiyor. Ve bu seçim belki de bütün tabuları yıkıyor. Seçilme ihtimali olan 6 adaydan 4’ü kadın, 2’si Hint, biri Afrikalı. Bir aday yüksek lisasını İslam bilimleri üzerine yapmış, Yahudi kökenli. Adaylığını açıklayıp süreçten çekilenler siyasetçiler arasında Irak göçmeni bir Kürt ve Pakistan kökenli bir Müslüman politikacı var. Hepsi ezber bozan isimler. Göçmen hikayelerine, azınlık ve kadın kimliklerine rağmen kimliksel konularda, göç meselesinde oldukça muhafazakar, sert bir duruşa sahipler. İngiltere’nin göç kapasitesinin dolduğunu, göçlerin azaltılması gerektiğini, kimliksel meselelerde “woke kültür” ile mücadele edilmesini savunuyor, trans haklarını bir tehlike olarak görüyorlar. Sol muhalefete göre beyaz erkek muhafazakarlardan daha tehlikeliler, çünkü azınlık kimlikleriyle muhafazakar fikirleri daha da meşrulaştırıyorlar.

Bu adayların anketlerde giderek düşen, bir senede bir sürü skandal yaşanan Muhafazakar Parti’ye ivme sağlayıp sağlamayacağı meçhul, fakat bu kadar farklı, renkli isimlerin yarıştığı bir genel başkanlık yarışı şimdiden sağ siyaset ve sağ partilerin geleceği, kapsayıcılığı hakkındaki ezberleri ters yüz etmişe benziyor.