Denizler 50 yıl önce idam edilmişti

Bizim koğuşa geldiklerinde Deniz benim yatağa uzandı, ayaklarını da yukarıdaki ranzaya bağlı salıncak gibi sallanan ipe taktı. “Oral ne diyorsun, Cumhurbaşkanı Sunay bizim cezayı onaylar mı?” Ben her zamanki iyimserliğimle asılacaklarına ihtimal vermiyordum, “Hayır onaylayamaz. Bütün dünya idama karşı, cesaret edemez” diye cevapladım. O ise “Asacaklar bizi” diyordu.

5 Mayıs 1972 gecesiydi. Mamak Askeri Cezaevi’nde tedirgin günler yaşıyorduk. Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un idam kararlarını Meclis onaylamıştı. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın imzası bekleniyordu. Tam yataklara yeni girmiştik ki, 6 Mayıs gece yarısı zincir şakırtılarıyla uyandık.

Cezaevinin dört bir yanını askeri cemselerin projektörleri aydınlattı. Bir ışık topunun içinde gibiydik. Zincir şakırtıları sürüyordu. Denizlerin kaldığı hücrelerle aramızda bir koridor vardı. İdam cezalarının infazı, Ankara Ulucanlar Cezaevi’nde gerçekleştirilecekti. Denizleri oraya götürmek için bütün hazırlıkları yapmışlardı. Bizim koğuş sessizce uyandı. Kimseden çıt çıkmıyordu. Bir kısmımız küçük mazgal deliklerinden neler olduğunu görmeye çalışıyordu.

Denizlerin hücrelerine bakan koridor hayal meyal seçiliyordu. Ölüm sessizliğini birkaç manga askerin cezaevine doluşmasının çıkardığı gürültüler bozdu. Cezaevi müdürü albay, yardımcısı subaylar koridora sıralandılar. Denizleri göremedik. Onları arka kapıdan çıkarmışlardı.

Denizleri ellerinden ve ayaklarından zincirlediklerini daha sonra öğrendik. Bütün bu operasyon yarım saat kadar sürdü. Deniz’in “Haydi eyvallah arkadaşlar” diyen sesini duyduğumuzda o anın geldiğini anladık.

Yeniden tank ve askeri araç gürültüleri etrafı kapladı ve bitti. İdam haberini sabah radyodan öğrendik. Koğuşa derin bir sessizlik hakimdi. Kimse ağzını açıp bir şeyler söylemek istemiyordu. Cezaevinin faşist subayları, koridorda göründüler. Gülümsüyorlardı. “Gidip şimdi kahvemizi içelim” diyerek önümüzden geçtiler.

Vedalaşma

İdamlardan sanırım 15 gün kadar önceydi. Bir vedalaşma gibi cezaevi idaresi Denizlerin diğer tutuklularla görüşmelerine izin vermişti.

Bizim koğuşa geldiklerinde Deniz benim yatağa uzandı, ayaklarını da yukarıdaki ranzaya bağlı salıncak gibi sallanan ipe taktı. “Oral ne diyorsun, Cumhurbaşkanı Sunay bizim cezayı onaylar mı?” Ben her zamanki iyimserliğimle asılacaklarına ihtimal vermiyordum, “Hayır onaylayamaz. Bütün dünya idama karşı, cesaret edemez” diye cevapladım. O ise “Asacaklar bizi” diyordu. Kısa süren sohbetin ardından vedalaşmak üzere ayağa kalktık. Sarıldık birbirimize… Onları son görüşümüz oldu.

İntikam

Tam yarım asır önce, bu ülkede 3 devrimci genç asıldı. Onlardan 11 sene önce de başbakan ve iki bakan asılmıştı.

Denizlerin idamı Meclis’te görüşülürken, Süleyman Demirel ve Adalet Partili arkadaşları, “Üçe üç” diye bağırarak Denizlerin idamına oy vermişlerdi. Böylece, Mendereslerin intikamını aldıklarını düşünüyorlardı. 27 Mayıs 1960 darbesinde de CHP’liler, Menderes ve arkadaşlarının idam edilmelerine genellikle destek vermişlerdi.

Yazının tamamını okumak için:

https://www.posta.com.tr/yazarlar/oral-calislar/denizler-50-yil-once-idam-edilmisti-2516976