İptal edilemeyen Fransız siyasetçi Rachel Keke: Temizlikçilikten Meclise

Radikal solcu Melenchon’un NUPES ittifakı adayı solcu sendikacı Rachel Keke, 2022 Fransız seçimlerinde eski spor bakanı rakibini yenerek ülkenin ilk siyah kadın temizlik işçisi milletvekili seçildi. Tarihi zaferinin ardından eski sosyal medya mesajları incelenen Keke’nin 5 sene önce radikal sağcı Le Pen destekçisi, Esad sempatizanı ve homofobik bir geçmişe sahip olduğu ortaya çıktı. Rachel Keke, eski mesajları nedeniyle özür dilemedi ve kişisel bir dönüşüm yaşadığını anlattı. Keke’nin temizlik işçiliğinden meclise uzanan hikayesi aynı zamanda iptal kültürünün pek de anlamayacağı türden bir ideolojik dönüşümün de özeti.

2017 Fransa başkanlık seçimlerinde radikal sağcı aday Marine Le Pen’e oy verdi. ABD, Fransa ve Birleşik Krallık’ın savaş suçlusu, Beşar Esad’ın kahraman olduğunu savundu. Eleştirdiği politikacıların çocuklarına hakaret etmek amacıyla “eşcinsel” kelimesini kullandı. Kuzey Afrikalı Arapların “ırkçı” olduğunu belirtti, ırka dayalı genelleme dolu cümleler sarf etti.  

Bu tartışmalı geçmiş 2022 Fransa Parlamentosu seçimlerinde milletvekili seçilen bir siyasetçiye ait. Tahminlerinizin aksine bu kişi, 2022 seçimlerinde rekor oya ulaşarak Fransa tarihinde ilk kez meclis grubu kurma hakkı kazanan radikal sağcı Le Pen’in Ulusal Seferberlik (Rassemblement National) partisine mensup bir siyasetçi değil.

Ortalama bir Fransız liberali veya solcuyu ürkütecek bu geçmişin sahibi, radikal solcu Melenchon’u başbakan seçmek amacıyla kurulan Halkın Yeni Ekolojik ve Sosyal Birliği (NUPES) seçim ittifakından aday olan ve Fransa tarihindeki ilk siyah kadın temizlik işçisi milletvekili seçilen sol sendikacı Rachel Keke.

Rachel Keke’nin temizlik işçiliğinden milletvekilliğine uzanan hikayesi de radikal sağdan radikal sola ideolojik savruluşu kadar karışık ve renkli.

Fildişi Sahili’nden Grev Sözcülüğü’ne

Rachel Keke, 1974 yılında Fildişi Sahili’nde doğdu. Yoksul bir ailede doğan Keke, 12 yaşındayken annesini kaybetti. Otobüs şoförlüğü yapan babasının kazandığı para yeterli gelmediği için 16 yaşındayken kuaför olarak çalışmaya başladı. Kasiyerlik, bakıcılık işlerinde çalışan Keke, Fildişi’nde gerçekleşen 1999 darbesi sonrasında ülkesini terk etti ve 26 yaşında Fransa’ya göç etti, amcasının kuaför dükkanında çalışmaya başladı.

2003’te Paris’in, Batignolles bölgesindeki İbis otelde oda temizlikçisi olarak yarı zamanlı olarak çalışmaya başladı. 2015’te Fransız vatandaşlığına hak kazanan Keke, 2017’de otel yönetimine kurduğu uzun süren baskılar sonucunda tam zamanlı çalışan statüsünü kazandı. Rachel Keke, otelde taşeron olarak çalışıyor ve kötü çalışma koşullarından şikayet ediyordu. Yaşadığı sağlık sorunları artan ve taşeron olarak değil, otel çalışanı olarak işe devam etme talepleri ısrarla reddedilen Keke ve çalışma arkadaşları ülke çapında ses getirecek bir grev başlattı.

Talepleri çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve taşeron statüsünde değil, otel çalışanı statüsünde çalışmaktı. Çoğu siyah kadın olan 28 oda temizlikçisinin 2019’da başlattığı grev iki sene sürdü. Grev sözcülerinden biri olan Rachel Keke sosyal medyada ve sol sendikalarda konuşmalarıyla, söylemleriyle dikkat çekti. Grevcilere yönelik sempati sonuç verdi, halk grev boyunca yaptıkları online bağışlarla temizlik işçilerini destekledi, grev sosyal medyaya taşındı. Mayıs 2021’de Rachel ve arkadaşları İbis otel yönetimiyle uzlaşarak grevi sonlandırdı. Taşeron işçi statüsünden otel çalışanına geçme talepleri karşılanmamış, fakat çalışma koşulları iyileştirilmiş, maaşları arttırılmış, fazladan yemek desteği kazanmışlardı.

Grev boyunca siyahlara yönelik ırkçılık, gelir adaletsizliği, kötü çalışma koşulları gibi konularda sosyal medyada, grev etkinliklerinde ve televizyonda demeç veren Rachel Keke, hem destekçi kazandı hem önceki dönemde sahip olduğu radikal sağ fikirleri geride bırakarak sol hareket ile tanıştı. Homofobik, ırkçı ve Le Pen seçmeni Keke, zamanla tutkulu bir sol sendikacı aktiviste dönüştü. Zaferle sonuçlanan grev mücadelesinin ardından Rachel Keke için sırada siyaset vardı.

Temizlik işçisi eski Bakan’a karşı

Melenchon’un sosyalist, merkez sol ve çevreci partilerin kurduğu seçim ittifakı NUPES’e katılan Rachel Keke, evinin bulunduğu seçim bölgesinden aday oldu. Seçim kampanyasını yerel Afrika kıyafetleriyle yürüttü, gelir adaletsizliği, ırkçılık gibi temaları gündeme getirdi, sol politikaları ve Melenchon’un başbakan olması gerektiğini her platformda tutkulu bir şekilde savundu.

Genellikle sağ adaylara oy veren bir bölgeden aday olan Keke’nin en güçlü rakibi Macron hükümetinde iki sene spor bakanlığı yapan merkez-liberal aday Roxana Maracineanu’du. Romanya doğumlu Maracineanu da Keke gibi göçmen bir siyasetçi. İki göçmenin aile hikayelerini, geçmişte yaşadıkları ırkçı saldırıları ve yoksulluktan çıkış hikayelerini gündeme getirdikleri yarış başa baş sonuçlandı. Parlamento seçimlerinin ikinci turunda Keke sadece 177 oyla aynı zamanda dünya şampiyonu profosyonel bir yüzücü olan, eski Spor bakanı Maracineanu’yu yendi.



Rachel Keke, bu kıl payı seçim zaferiyle Fransa tarihinin ilk siyah kadın temizlikçi milletvekili seçildi ve temizlikçilikten meclise uzanan hikayesi dünya çapında haberleştirildi.

Su Uyur, “İptal Kültürü” Uyumaz

Rachel Keke’nin tarihi zaferinin ardından, geçmişi didik didik edildi ve sosyal medya hesabından paylaştığı içerikler, beğendiği gönderiler ortaya çıkarılıp paylaşıldı. Keke’nin geçmişte Le Pen’e oy vermesi, Esad övmesi, homofobik bir dil kullanması eleştirildi. Seçimi Keke’ye karşı kaybeden Maracineanu, Keke’nin seçmenlerine yalan söyleyerek zafer elde ettiğini açıkladı, Keke’yi kınadı.

Rachel Keke ise, kısa süreli bir sessizliğin ardından çok sade bir açıklama yaptı, hiçbir gönderisi, geçmiş görüşü için özür dilemedi: “Daha öncesinde paylaştığım Facebook gönderileri bugün yürüttüğüm politik mücadelemi temsil etmiyor. İbis hotel grevi ve sendikacılık sürecinde çok şey öğrendim. Şuna emin olun: Bir NUPES milletvekili olarak aşırı sağla, ırkçılık, cinsiyetçilik ve homofobiyle sonuna kadar mücadele edeceğim.”

Hayatı boyunca zor koşullar altında mücadele etmiş, iyi bir eğitim alma fırsatı olmamış ve siyaset yolculuğunun her noktasında yaşadığı grev sürecinin kendisi için dönüştürücü bir deneyim olduğunu belirten bir siyasetçiden doğumundan itibaren ahlaki açıdan hep “doğru” noktada durmayı beklemek ne kadar yanlışsa, Rachel Keke’nin açıklama metni o kadar doğru ve gerçekçiydi. Keza özür dilememesi, kendisine yöneltilen özeleştiri taleplerini reddetmesi de.

Yorulmayan Ahlak Şövalyeleri

Melenchon ve NUPES ittifakı, Keke’nin yaşadığı dönüşümü anladı ve yanında durdu. Çünkü Rachel Keke pek de yalnız değildi. Yapılan anketlere göre Melenchon ve Le Pen arasında ciddi bir oy geçişgenliği var. Yoksul alt sınıflar sisteme karşı öfkelerini, ekonomik adaletsizliğe karşı tepkilerini radikal sağa veya radikal sola oy vererek gösterebiliyor, ırkçılık, homofobi gibi konulardaki duyarlarının gelişimine, hayat tecrübelerine göre iki kamp arasında geçişkenlik gösterebiliyor. Bu nedenle olsa gerek ki NUPES ve sol siyaset Rachel Keke’yi iptal naraları karşısında korudu, Keke medyada sesini duyurmayı ve açıklama yapmayı başardı. İptal edilemedi, istifa çağrıları sonuçsuz kaldı.

Sevdiğimiz yemeklerin, yürüdüğümüz yolların, en yakın arkadaşlarımızın, güldüğümüz şakaların bile her ay değişebildiği bir çağda hala insanlardan hayatları boyunca belirli standartlara göre “doğru” ahlaki pozisyonda olmasını talep eden, geçmişlerini, sosyal çevresindeki kişileri didik didik eden, bitmeyen ahlak testlerine tabi tutan şövalyelerin gücü Rachel Keke’ye yetmedi.

Çünkü güncel kazanımları, potansiyel değişimleri görmeyen, geçmişteki en ufak bir söz, açıklama, tweet için bir insanın toptan “iptal” edilmesi, ne artık genel kamuoyuna makul geliyor ne de insanın tabiatına uygun bir durum.

İnsanın değişmesi, yenilenmesi, fikir değiştirmesi mümkün olmasaydı, Le Penci bir homofobik temizlik işçisi, grev sözcüsü solcu bir milletvekiline dönüşür müydü?