New York’taki 7 milyar dolarlık Afgan Merkez Bankası rezervlerinin akıbeti

Afganistan Merkez Bankası’nın da yurtdışında 9 milyar dolarlık bir rezervi bulunuyor. Bu paranın önemli bir kısmının kaynağı Taliban öncesi Afganistan’a yapılan Batı finansal desteği ve insani yardımlar. 9 milyar dolardan 7 milyar dolar ABD’nin New York eyaletindeki Federal Rezerv Bankası’nda bulunuyor. Taliban’ın talebi net: 7 milyar doların kendilerine verilmesi. Fakat 7 milyar dolarlık Merkez Bankası rezervinin akıbeti Taliban’ın düşündüğü kadar net değil ve oldukça karmaşık bir hukuki sürecin parçası.

Taliban, Ağustos 2021 yılında Afganistan’da yönetimi tamamen ele geçirdi ve hükümet organlarını kontrol altına aldı. ABD başta olmak üzere birçok ülke Taliban yönetimini her ne kadar resmen tanımasa da yaşanan krizler karşısında birçok ülke artık Taliban ile temas halinde, belirli bir ilişki modeli oluşturmak zorunda.

Afganistan’da yeni bir düzen kurulurken ve Taliban ülkeyi yönetirken ülkede yaşanan insanlık dramı artık dünyanın pek ilgisini çekmiyor. UNICEF’e göre 1 milyon Afgan çocuk açlık nedeniyle ölüm riskiyle karşı karşıyken 22,8 milyon Afgan’ın beslenme koşulları yetersiz. Ülkede ciddi bir açlık krizi yaşanıyor. Yaşanan kriz sadece, ekonomik değil. Taliban, kız çocuklarının okula gitmesine izin verdiği kararından döndü ve birçok kız çocuğu sınıflarından ağlayarak eve dönmek zorunda kaldı. BM temsilcileri, özellikle kırsal alanlarda geçim sıkıntısı yaşayan ailelerin kız çocuklarını sattıklarını belirtiyor ve yaşanan ekonomik sıkıntının ülkeyi çok büyük bir insani krizin içine çektiğini vurguluyor. Fakat, ABD ve Batı Taliban’ı tanımadığı ve ülkenin bankacılık sistemine yaptırım uygulandığı için BM aracılığıyla yapılan yardımlar yetersiz kalıyor ve yiyecek fiyatlarında istikrarı sağlayacak stabil bir bankacılık sistemi öngörülemiyor.

Normal koşullarda bulunan bir ülkede böyle bir krizin aşılması için Merkez Bankası’nın devreye girmesi beklenirdi. Afganistan Merkez Bankası’nın da yurtdışında 9 milyar dolarlık bir rezervi bulunuyor. Bu paranın önemli bir kısmının kaynağı Taliban öncesi Afganistan’a yapılan Batı finansal desteği ve insani yardımlar. Taliban ülkedeki hakimiyetini sağlar sağlamaz herhangi bir üniversite veya ekonomi eğitimi bulunmayan ve örgütün finans yönetiminde çalışmış Hacı Muhammed İdris’i Merkez Bankası Başkanı olarak atadı. İdris yönetimindeki Merkez Bankası da ilk iş olarak yurtdışında bulunan rezervlerin ülkeye verilmesini talep etti. 9 milyar dolardan 7 milyar dolar ABD’nin New York eyaletindeki Federal Rezerv Bankası’nda bulunuyor.

Diagram

Description automatically generated with medium confidence

Taliban’ın talebi net: 7 milyar doların kendilerine verilmesi. Taliban, Afganistan devletinin artık resmen kendi yönetimlerinde olduğunu belirtiyor ve bu nedenle Afganistan devletine ait olan malvarlıklarını etkin bir şekilde kullanmak istiyor, fakat 7 milyar dolarlık Merkez Bankası rezervinin akıbeti Taliban’ın düşündüğü kadar net değil ve oldukça karmaşık bir hukuki sürecin parçası.

Taliban’ı Tanımak mı, Tanımamak mı?

ABD, Taliban yönetimini resmen tanımadığı için Taliban’ı Afganistan Merkez Bankası’nın rezervlerini yönetebilecek, hukuka uygun talimat verebilecek bir Afgan makamı olarak değerlendirmiyor. Bu nedenle, Taliban yönetimi ele geçirince Merkez Bankası’nın rezervleri donduruldu ve yurtdışına aktarılmaması konusunda kısıtlama getirildi. Biden yönetimi, bu kararının ardından 11 Şubat 2022 tarihinde 7 milyar dolarlık rezervin 3.5 milyar dolarının ABD tarafından Afgan halkına yapılacak insani yardımlar için kullanılacağını, fakat bu paranın Taliban’ın eline geçmemesi için bu yardımın uluslararası fonlar ve kurumlar aracılığıyla yapılacağını duyurdu. Aynı gün içerisinde geri kalan 3.5 milyar doların ise Federal Rezerv Bankası’nda bırakılacağı vurgulandı. Biden yönetimi bunun sebebinin, Taliban’a karşı ABD mahkemelerinde dava açan 11 Eylül mağdurlarının kazandığı tazminatların bu paradan karşılanmasına yönelik hukuki süreç olduğunu belirtti ve bu paraya 11 Eylül ailelerinin talepleri için dokunulmayacağını açıkladı. Bazı hukukçular Biden’in Afganistan devletinin parasına el koyduğunu belirtirken, bazı Amerikalı hukukçular Biden’in halihazırda ülkede devam eden Taliban’a yönelik tazminat davalarından Afgan rezervlerinin en azından yarısını kurtardığını belirtti. Biden’in kararını bir düzleme oturtmak için 11 Eylül mağdurlarının hukuki sürecini incelemek gerekiyor.

11 Eylül Mağdurları Taliban’a Karşı

11 Eylül saldırılarında ailelerini, evlerini yitirenler veya yaralanan kişiler ABD mahkemelerinde Taliban’a karşı zararlarını tazmin etmek amacıyla 20 senedir büyük çaplı davalar açıyor. Bu davaların çoğu kabul edilmese bile 11 Eylül’de eşini kaybeden Fiona Havlish ve diğer mağdur ailelerin açtığı Havlish davası, Taliban aleyhine 7 milyon dolarlık bir tazminat hükmüyle sonuçlandı. Taliban doğal olarak bu davalara katılıp kendisini savunmadığı için mahkeme rahatlıkla mağdurların tazminat taleplerini kabul etti. Fakat, Ağustos 2021 tarihine kadar bu paranın nasıl tazmin edileceği belli değildi. Taliban, Afganistan’da yönetimi ele geçirince Havlish ve arkadaşları, başka bir mahkemeye ellerindeki tazminat kararıyla başvurdu ve Taliban’ın Afganistan yönetiminde ve Afganistan Merkez Bankası’nın da bu nedenle Taliban’ın yönetiminde olduğunu belirtti, New York’taki 7 milyar dolarlık rezerv için bir icra emri talep etti. Mahkeme de bu icra emrinin yazılması talebini kabul etti.

İcra emrinin hukuki kaderi henüz belli değil, icra emrini veren yerel mahkeme kararı davanın esas uyuşmazlığına bakan federal mahkeme tarafından incelenecek. Süreç karışık. İcra emrinin hukuka uygun bulunması, kapsamının değiştirilmesi söz konusu olabilir. Özellikle Havlish’in başarısının ardından birçok 11 Eylül mağduru aile aynı yönteme başvurarak 7 milyon dolarlık rezervlerle tazminatlarının karşılanması talebinde bulundu. Bu nedenle talep kabul edilse bile nasıl paylaşılacağı oldukça karışık. Fakat, mahkemelerin önünde çok temel bir sorun var: Taliban’ın tanınması.

ABD, Taliban’ı tanımıyor. Başkan’ın dış politikada verdiği tanıma, tanımama kararları ise mahkemeler tarafından geleneksel olarak hukuki bir kaynak kabul ediliyor. Başkan’ın tanımadığı bir yönetimi bir mahkemenin tanıması pek olası bir durum değil. 11 Eylül mağdurlarının tazminat taleplerini Afganistan Merkez Bankası rezervlerine yöneltmesi için de mahkemenin Taliban’ın resmen tanıması ve ülkenin yönetimine hakim olduğunu kabul etmesi gerekiyor, ancak böyle Taliban’a yönelik tazminat taleplerini Afganistan devletiyle bağlayabilir. Ama bu durumda da mahkemenin karşısında FSIA yasası çıkacak, bu yasaya göre yabancı ülkelerin ABD’deki rezervleri dokunulmazlığa sahip. Bu dokunulmazlığın kaldırılması için bu yabancı ülkenin terörizmi destekleyen bir ülke olarak ilan edilmesi gerekiyor. Bugüne kadar Kuzey Kore, Küba, İran ve Suriye terörizmi destekleyen ülke olarak ilan edilen ülkeler, fakat Afganistan bu listede yok.

Federal mahkemenin konu hakkında vereceği karar belli değil. Mahkeme, 11 Şubat 2022 tarihine kadar davayla ilgili kişilerin dava hakkındaki görüşlerini sunabileceğini belirtmiş, bunun üzerine de Biden hükümeti 7 milyar dolar hakkındaki kararını vermiş ve ulusal güvenlik gerekçesiyle davaya müdahil olmuştu.

Şimdi Ne Olacak?

Biden yönetimi davaya müdahil olmadan ve 11 Şubat’taki rezervlerin ikiye bölünmesi kararını almadan önce davacı 11 Eylül mağduru ailelerinin avukatlarıyla detaylı görüşmeler yaptı ve paranın tamamının ailelere verilmemesi konusunda avukatları ikna etti. Aileler ve Biden yönetimi arasındaki bu uzlaşının mahkeme tarafından kabul edilme zorunluluğu yok. Mahkeme 7 milyar doların tamamının 11 Eylül ailelerine verilmesine de karar verebilir ya da bu paranın Taliban’ın olmadığı, Afganistan halkının olduğu kararıyla talepleri reddedebilir. Fakat, Biden yönetimi paranın yarısının 11 Eylül aileleri için ayrıldığını mahkemeye belirttiği için mahkemenin ulusal güvenlik ve dış politika değerlendirmesi açısından Beyaz Saray’ın argümanlarını dinleme olasılığı yüksek.

Mahkeme, 3.5 milyar doların Afgan halkı için kullanılmasını onayladığı durumda Biden yönetimi geçmiş Afgan hükümetlerinde görev alan ve hala meşru temsilci olarak gördüğü bir devlet görevlisinin onayını alarak Federal Rezerv Yasası’nın 25. Bölümü doğrultusunda Afganistan’ın onayını alarak parayı başka yerlere transfer etmeyi planlıyor. Beyaz Saray’ın kırmızı çizgisi paranın Taliban yönetimine geçmemesi. Bu nedenle büyük ihtimalle BM ve uluslararası fonlar aracılığıyla bu paranın Afgan halkına aktarılması planlanıyor.

Biden’a Gelen Tepkiler

Birçok akademisyen, hukukçu ve emekli diplomat Biden’in bu kararına tepki gösterdi. Biden’in 11 Eylül ailelerinin taleplerine rağmen Taliban’ı tanımadığı için Afgan rezervlerinin Taliban’ın mülkiyetinde olduğunu reddetmesi ve bu nedenle bu paranın tamamını Afgan halkına aktarması gerektiğini belirtiyor. Bazı hukukçular ise bu paranın Taliban yönetimindeki Afgan Merkez Bankası’na geri verilmesi gerektiğini ileri sürüyor, aksi durumda ülkedeki finans sisteminin tamamen çökeceğini, özel bankaların hiçbir şekilde işlemeyeceğini ve böylece büyük bir açlık krizi yaşanacağını belirtiyor.

11 Eylül aileleri ve avukatları ise bölünmüş durumda. Havlish ailesinin avukat çıktığı BBC yayınında “Afgan halkı Taliban’a karşı durmadı, bu nedenle bu parayı hak etmiyorlar” gibi bir cümle dahi kuracak kadar ateşli bir şekilde paranın 11 Eylül ailelerine verilmesini savunuyor. ABD’nin uluslararası müdahalelerine karşı çıkan, Guantanamo kampının kapatılmasını savunan 11 Eylül mağduru ailelerin derneği Barışçıl Yarınlar, ise paranın Afgan halkına ait olduğunu, hiçbir şekilde 11 Eylül mağdurlarına verilmemesini gerektiğini vurguluyor ve bu konuda Biden yönetimi nezdinde lobi faaliyeti düzenliyor, medyaya açıklamalarda bulunuyor.

Biden yönetimin ve mahkemelerin kararı belirsiz. Biden yönetimi, Merkez Bankası ve bazı Afgan bakanlıklara yönelik yaptırımları gevşetmiş durumda, böylece yaşanan insani krizin etkisini azaltmayı amaçlıyor. Bu kapsamda bu rezervlerin insani şartlarla ve yoğun denetimle, bir taksitlendirme süreciyle Afganistan’daki belirli kurumlara verilmesi söz konusu olabilir. Bu konuda bir netlik yok. Fakat, Afganistan’da yaşanan insani krizin boyutu her geçen artıyor. Kız çocukları okul binalarından atılıyor, insanlar bankalardan paralarını çekemiyor, büyük bir açlık krizi yaklaşıyor. Batı medyası bu dramı yok sayarken, Batı kurumları da Afgan rezervlerinin akıbetini belirginleştirecek adımlardan kaçınıyor. Aylık faiz miktarıyla Afganistan’da binlerce kişinin ölmesi engellenebilecek 7 milyar dolarlık Afganistan Merkez Bankası rezervleri ise New York’ta akıbetini bekliyor. Bütün bunlar olurken de sabah hazırlanıp sınıflarına giden Afgan kız çocukları Taliban’ın kararı nedeniyle evlerine ağlayarak dönmek zorunda kalıyor ve yaşadıkları acılar ancak gazetelerin küçük köşelerinde kendisine yer bulabiliyor.