Anasayfa / GÜNÜN YAZILARI / Sadece darbeciler yeni bir anayasa yapabilir!

Sadece darbeciler yeni bir anayasa yapabilir!

İstanbul Barosu’nun yeni Başkanı, esas itibariyle, biz sıradan vatandaşlara iki şey söylüyor: Bir, 12 Eylül rejimi bir anayasa yaptı ve yeni bir anayasanın kapısını ilelebet kapattı. İster dünya değişsin, ister yer yerinden oynasın artık hiç kimse yeni bir anayasa yapamaz, yapmayı aklına getiremez.

Dünyanın en büyük barolarından biri olan İstanbul Barosu’nun 128. Olağan Genel Kurulu’nu yaptı. Dokuz adayın yarıştığı başkanlık seçimini Prof. Dr. Ümit Kocasakal kazandı. Seçim süreci hararetli geçti; adaylar mesleki sorunların yanı sıra memleketin meselelerine dair fikirlerini de kamuoyunun dikkatine sundular.  

Baro seçimlerinde Kemalist-ulusalcı bir damarın kabardığına tanıklık ettik. İzmir’in ardından İstanbul’da da katı Kemalist ve ulusalcı söylemleri bayrak edinenlerin sandıklardan çıkmaları bunun bir yansıması. Kocasakal ve ekibi de baştan sona -gerek seçim döneminde ve gerek seçimden sonra- başlıca iki argümana dayandı:  Bir, “sözde Terörsüz Türkiye” sürecine karşı duracağız. İki, yeni anayasaya geçit vermeyeceğiz.

Aslında Kocasakal bu iki argümanı birbiriyle bağlantılı kullandı, kullanıyor.  Ona göre, süreç bir perdeden ibaret; gerçek amaç yeni bir anayasa yaparak Cumhuriyet rejimine ve devletine son vermek. Bu amaçla; yeni anayasada değiştirilemez maddelere son verilecek, Türkçe tek resmi dil olmaktan çıkarılacak, vatandaşlık tanımı değiştirilecek. Hasılı, 1923 Cumhuriyetinin değerleri sözde bir barışa feda edilecek.

Kocasakal bunu “Devlete ve rejime karşı bir kalkışma” olarak niteliyor.

2024’te başlayan çözüm sürecinin Kocasakal’ın bahsettiği derinlikte bir dönüştürücü perspektife sahip olduğunu zannetmiyorum. Keşke olsaydı; ne iyi olurdu! Zira onun büyük bir tehlike tasvir ettiği değişikliklerde, tam aksine ben büyük bir demokratikleşme imkânı görüyorum.

Zira değiştirilemez maddelerle yüzleşmek, daha kapsayıcı bir vatandaşlık anlayışı geliştirmek, yerel yönetimlere daha fazla yetki devretmek ve dil haklarını güvence altına almak; Türkiye’yi küçültmez büyütür, daraltmaz genişletir, toplumsal istikrarı da zayıflatmaz tahkim eder. Dolayısıyla ben zannetmiyorum ama umarım Kocasakal haklı çıkar ve iktidar böyle bir anayasal değişim programını önüne koyar.

Her neyse bu mevzu daha çok su kaldırır. Mamafih, Kocasakal konuşmalarında bir hususun altını bilhassa çiziyor; Meclis’in yeni bir anayasa yapamayacağını vurguluyor. Yeni anayasa yapmayı, anayasada olmayan bir yetki olarak tanımlıyor ve böyle bir niyeti olanların sırtına tez elden darbeci damgasını yapıştırıyor. Kendi sözleriyle aktaralım:

“Anayasanın 6. maddesine göre hiçbir kişi veya kurum Anayasadan kaynaklanmayan bir devlet yetkisini kullanamaz. Soruyorum; Anayasada Meclis’in yeni bir anayasa yapabileceğine dair bir hüküm var mı? Hiçbir yerinde yok. O zaman bir yetki ve egemenlik gaspıyla yeni bir anayasa yapılmaya çalışılması açık bir darbe teşebbüsüdür.”

Garip bir muhakeme!

İstanbul Barosu’nun yeni Başkanı, esas itibariyle, biz sıradan vatandaşlara iki şey söylüyor: Bir, 12 Eylül rejimi bir anayasa yaptı ve yeni bir anayasanın kapısını ilelebet kapattı. İster dünya değişsin, ister yer yerinden oynasın artık hiç kimse yeni bir anayasa yapamaz, yapmayı aklına getiremez.

Ve iki, ancak darbeciler yeni bir anayasa yapabilir. Öyle ya, eğer demokratik mekanizmalarla halktan yetki alan ve millet iradesinin tecelligahı olan Meclis bile yeni bir anayasa yapamıyorsa, o vakit yeni bir anayasa yapmak, sadece darbecilere tanınan bir imtiyaz halini alır. Meşru, demokratik ve olağan yollarla yeni bir anayasa yapmak olanağını ortadan kaldırırsanız, bundan istifade edecek olanlar bellidir: Darbeciler; yani gayri-meşru ve anti-demokratik hevesleri olanlar, bunlar için olağan dışı yollara sapanlar.

Hukuken bu pek matah bir pozisyon olmasa gerek.     

Sanırım, Kocasakal bütün bunları “muhalif” kimliğiyle söylüyor.

Lakin statüko muhafızlığına bu derece gönül indirmiş bir muhaliflik, iktidarlar için bulunmaz bir nimet.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın