Anasayfa / GÜNÜN YAZILARI / 10 yıl önce Melbourne’deki Apple mağazasından çıkarılan Sudanlı bir genç vardı, artık belediye başkanı

10 yıl önce Melbourne’deki Apple mağazasından çıkarılan Sudanlı bir genç vardı, artık belediye başkanı

Melbourne’da 2015’te bir Apple mağazasından şüpheyle çıkarılan Sudan kökenli gençlerden Mohamed Semra, yıllar sonra aynı şehrin batısındaki Maribyrnong Belediyesi’nin başkanı oldu.
7

On yıl önce Melbourne’daki bir Apple mağazasında yaşanan birkaç dakikalık bir olay, büyük ihtimalle Avustralya’nın yerel siyaset tarihine uzanacak bir hikâyenin başlangıcı olarak görülmüyordu. Sudan kökenli bir grup genç, mağazaya girdikten kısa süre sonra güvenlik görevlilerinin dikkatini çekmiş, içlerinden bazıları hırsızlık yapabilecekleri şüphesiyle mağazadan çıkarılmıştı. O gençlerden biri Mohamed Semra’ydı.

Bugün aynı Mohamed Semra, Melbourne’un batısındaki en önemli yerel yönetimlerden biri olan Maribyrnong Belediyesi’nin belediye başkanı olarak görev yapıyor. Aradan geçen yıllar içinde değişen yalnızca onun kariyeri değil. Semra’nın hikâyesi, Avustralya’nın ve daha geniş anlamda Batı demokrasilerinin son yirmi yılda geçirdiği toplumsal dönüşüme dair de dikkat çekici ipuçları sunuyor.

Bir Kişiden Daha Fazlası

Mohamed Semra’nın yaşam öyküsü ilk bakışta klasik bir göçmen başarı hikâyesi gibi okunabilir. Sudan kökenli bir aileden geliyor. Çocukluğunun önemli bir bölümü ekonomik ve sosyal zorluklarla geçmis. Annesi, çocuklarına daha güvenli ve istikrarlı bir gelecek sunabilmek için Avustralya’ya taşındığında aile, Melbourne’un batısında yeni bir hayat kurmaya çalışmis. Dil, kültür ve ekonomik uyum gibi birçok engel, yeni gelen göçmen ailelerin karşılaştığı olağan güçlükler arasında yer alıyor.

Semra’nın kendi anlattığı hikâyede dikkat çeken ayrıntılardan biri de çocukluk yıllarında yaşadığı kekemelik. Kamuoyu önünde rahat konuşan, siyasi toplantılarda söz alan ve bugün bir belediye meclisine başkanlık eden biri için bu ayrıntı önemsiz görünebilir. Ancak liderlik hikâyeleri çoğu zaman sonuçlarıyla anlatılırken, onları mümkün kılan dönüşümler gözden kaçabiliyor. Semra’nın hikâyesi biraz da bu dönüşümün hikâyesi.

Buna rağmen onun yaşam öyküsünü yalnızca kişisel azim ve başarı ekseninde okumak eksik kalır. Çünkü Mohamed Semra’nın temsil ettiği şey, tek başına bir bireyin yükselişinden daha geniş bir toplumsal değişime işaret ediyor. Birkaç on yıl önce Batı toplumlarında göçmen ailelerin çocukları çoğunlukla uyum süreçleri, ekonomik zorluklar ya da kimlik tartışmaları üzerinden konuşuluyordu. Bugün ise aynı kuşakların üyeleri öğretmen, avukat, doktor, polis şefi, milletvekili ve belediye başkanı olarak kamu hayatının merkezinde yer almaya başlıyor.

Bu nedenle Mohamed Semra’nın hikâyesini ilginç kılan şey yalnızca Sudan kökenli olması değil. Onun gibi hikâyelerin artık istisna olmaktan çıkmaya başlaması. Avustralya’nın büyük şehirlerinde yaşanan demografik dönüşüm, siyaset sahnesinde de kendisini giderek daha görünür biçimde hissettiriyor. Semra’nın yükselişi tam da bu değişimin içinden doğuyor.


Bir Apple Mağazasında Başlayan Hikâye

Mohamed Semra’nın adı ilk kez yerel siyasette değil, bir Apple mağazasında yaşanan olay nedeniyle uluslararası basında duyuldu.

2015 yılında Melbourne’daki bir Apple mağazasına giren Sudan kökenli altı genç, güvenlik görevlileri tarafından dışarı çıkarıldı. Olay sırasında kaydedilen görüntülerde mağaza çalışanlarından birinin gençlere “bu kişiler güvenlik görevlilerimizi biraz endişelendiriyor” dediği duyuluyordu. Kısa süre içinde sosyal medyada yayılan görüntüler, yalnızca Avustralya’da değil, dünyanın birçok yerinde tartışma yarattı.

Apple daha sonra özür diledi. Şirketin CEO’su Tim Cook, olayın şirketin değerleriyle bağdaşmadığını söyledi. Apple çalışanlarına yönelik eğitim süreçleri gözden geçirildi ve şirket, benzer durumların tekrar yaşanmaması için yeni uygulamalar başlattı.
Ancak olayın etkisi birkaç gün süren bir medya tartışmasının ötesine uzandi.
Çünkü o yıllarda Melbourne’un batısında büyüyen birçok Afrika kökenli genç için yaşananlar tanıdıktı.

2010’lu yılların ikinci yarısında Victoria eyaletinde kamuoyu tartışmalarının önemli bir bölümü, Afrika kökenli gençler etrafında şekilleniyordu. Özellikle bazı suç olaylarının ardından siyasetçiler, televizyon yorumcuları ve gazeteler uzun süre “African gangs” başlığı altında hararetli tartışmalar yürüttü. Bu tartışmaların önemli bir bölümü güvenlik ve suç ekseninde ilerlerken, Melbourne’un batısında yaşayan binlerce genç ise kendilerini bu hikâyenin yalnızca tek bir yönüyle temsil edilmiş hissediyordu.

Bir kuşağın hafızasında kalan şey yalnızca manşetler değil aslinda. Bazen bir mağazada gereğinden uzun süre izlenmek, bazen bir iş görüşmesinde açıklama yapmak zorunda hissetmek, bazen de bulunduğu ortamda önce kimliğinin fark edilmesi, ardından birey olarak görülmeye çalışılmak da olabilir.

Mohamed Semra’nın Apple mağazasında yaşadığı olay tam da bu nedenle kişisel bir deneyimin ötesine geçti. Pek çok kişi kendi hikâyesinin bir parçasını o görüntülerde gördü.

Fakat Semra’nın hikâyesini farklı kılan nokta bundan sonra başladı.

Toplumsal kırılma anları bazı insanları geri çekilmeye itebilir. Bazıları öfkeye yönelir. Bazıları ise yaşananları hayatlarının merkezine yerleştirir. Semra’nın sonraki yıllarda izlediği yol, üçüncü kategoriye daha yakın görünüyor.

Apple mağazasında yaşanan olay ona yalnızca önyargının nasıl çalıştığını göstermedi. Aynı zamanda kamuoyu baskısının, kurumların ve siyasetin nasıl işlediğini de gösterdi. Birkaç dakikalık bir video, dünyanın en büyük şirketlerinden birini kamuoyu önünde özür dilemek zorunda bırakmıştı.

Belki de ilk kez o gün, kararların nasıl alındığını ve bu kararları kimin verdiğini daha yakından görmeye başladı.

Yıllar sonra yerel siyasete girdiğinde yanında taşıdığı deneyimlerden biri de buydu.

Yeni Batı’nın Yeni Yüzleri

Mohamed Semra’nın hikâyesine bugün geriye dönüp bakıldığında, dikkat çeken noktalardan biri, adının zaman içinde farklı bağlamlarda görünmeye başlaması. Kamusal görünürlüğü bir Apple mağazasında yaşanan olayla başlamış olsa da, sonraki yıllarda Semra’nın adı daha çok toplum çalışmaları, yerel girişimler ve belediye siyasetiyle birlikte anılmaya başladı.

Yerel siyasete girmeden önce uzun yıllar boyunca Melbourne’un batısında çeşitli toplum çalışmalarının içinde yer aldı. Gençlik programlarından mahalle girişimlerine, yerel organizasyonlardan sivil toplum faaliyetlerine kadar uzanan bu çalışmalar, onun adını bölgedeki farklı topluluklarla temas halinde yürütülen projeler içinde görünür kıldı. Bugün geriye dönüp bakıldığında, siyasi kariyerinden önceki döneme dair anlatının önemli bir bölümünü de bu çalışmalar oluşturuyor.

Bu sürecin en görünür örneklerinden biri COVID-19 salgını sırasında ortaya çıktı. Victoria’nın uzun karantina dönemlerinde, özellikle Melbourne’un batısında yaşayan bazı toplulukların ihtiyaçları ile kamu kurumlarının sunduğu çözümler arasında zaman zaman uyumsuzluklar yaşandığına ilişkin tartışmalar gündeme geliyordu. Semra’nın daha sonra verdiği röportajlarda anlattığı yardım paketi örneği de bu tartışmaların küçük ama dikkat çekici parçalarından biri olarak görülebilir. Karantina altındaki bazı ailelere ulaştırılan yardım paketlerinin içerikleri ile ailelerin günlük ihtiyaçlarının her zaman örtüşmediğini anlatıyordu. Tek başına bakıldığında sınırlı bir ayrıntı gibi görünen bu örnek, yerel düzeyde ortaya çıkan sorunların bazen merkezi planlamaların ötesinde çözümler gerektirdiğini hatırlatıyordu.

Semra’nın kamuoyuna yansıyan faaliyetlerine bakıldığında, benzer örneklerin çoğunlukla yerel ölçekte ortaya çıkan meseleler etrafında şekillendiği görülüyor. Bu durumun bilinçli bir siyasi tercih mi yoksa zaman içinde oluşmuş doğal bir yönelim mi olduğunu kesin olarak söylemek mümkün değil. Ancak toplum çalışmaları, yerel girişimler ve daha sonra belediye siyasetine uzanan süreç yan yana konulduğunda, hikâyenin önemli bir bölümünün Melbourne’un batısındaki gündelik meseleler etrafında geliştiği söylenebilir.
Bu nedenle siyasete girişi de tek bir karar anından çok, daha uzun bir sürecin devamı gibi görünüyor. Nitekim ilk seçim girişimi başarılı olmadı. Daha sonra verdiği röportajlarda, o dönemde siyaseti bırakmayı düşündüğünü anlatıyordu. Buna rağmen bir süre sonra yeniden aday oldu ve bu kez belediye meclisine seçildi. Bugün belediye başkanlığına kadar uzanan siyasi yolculuğa bakıldığında, ilk yenilginin hikâyenin sonu olmaktan çok, sonraki aşamalarından biri olarak kaldığı görülüyor.

Belki de bu bölümde dikkat çekici olan nokta tam olarak burada yatıyor. Çünkü Semra’nın hikâyesi yalnızca seçim sonuçları üzerinden okunabilecek bir siyasi kariyer hikâyesi gibi görünmüyor. Toplum çalışmaları, yerel meseleler ve belediye siyaseti arasında kurulan ilişki, hikâyeye başka bir katman daha ekliyor. Bu nedenle bugün ortaya çıkan tabloya bakıldığında, belediye başkanlığına uzanan yolun yalnızca seçim kampanyalarıyla değil, daha önceki yıllarda kurulan yerel ilişkiler ve yürütülen çalışmalarla birlikte değerlendirilmesi gerektiği düşünülebilir.

Sadiq Khan, Zohran Mamdani ve Mohamed Semra

Maribyrnong Belediye Başkanlığı, normal şartlarda Avustralya sınırları dışında geniş yankı uyandıracak bir makam değil. Buna rağmen Mohamed Semra’nın seçilmesinin ardından yapılan yorumlara bakıldığında, tartışmanın çoğu zaman belediye hizmetlerinin ötesine geçtiği görülüyor. Bunun nedeni yalnızca yaşı ya da kişisel hikâyesi değil; Semra’nın yükselişinin son yıllarda Batı şehirlerinde ortaya çıkan daha geniş bir değişimin parçası olarak değerlendirilmesi.

Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan’ın siyasi kariyeri yıllardır bu tartışmanın örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Pakistan kökenli bir ailenin çocuğu olarak Londra’nın yönetimine gelmesi, destekçileri tarafından modern Britanya’nın değişen yüzünün bir yansıması olarak yorumlanırken, eleştirenler açısından kimlik ve temsil tartışmalarının siyasette gereğinden fazla öne çıktığı bir dönemin sembollerinden biri haline geldi.
Benzer bir tartışma son dönemde New York’ta Zohran Mamdani etrafında da yaşanıyor. Henüz kariyerinin farklı bir aşamasında olsa da, Mamdani’nin yükselişi üzerine yapılan değerlendirmelerin önemli bir bölümü yalnızca politikalarıyla ilgili değil. Tıpkı Khan örneğinde olduğu gibi, göçmen kökenli ailelerin çocuklarının Batı şehirlerinde giderek daha görünür siyasi aktörlere dönüşmesi de bu tartışmanın bir parçası olarak görülüyor.
Elbette Mohamed Semra ne Sadiq Khan ne de Zohran Mamdani. Üçünün siyasi pozisyonları, ideolojik yaklaşımları ve faaliyet gösterdikleri alanlar birbirinden oldukça farklı. Buna rağmen aynı cümle içinde anılmalarının nedeni kişisel hikâyelerindeki benzerliklerden çok, ortaya çıktıkları toplumsal bağlam.
Bugün Londra, New York, Toronto, Melbourne ya da Sidney gibi büyük şehirlerde seçmen profilleri birkaç kuşak öncesine göre çok daha farklı bir görünüm sergiliyor. Göç hareketleri, küreselleşme ve şehirleşme süreçleri yalnızca şehirlerin nüfusunu değiştirmedi; bu şehirlerin siyasette görmek istediği yüzleri de değiştirdi. Bu nedenle bazı siyasetçiler, üstlendikleri görevlerden daha büyük bir tartışmanın parçası haline geliyor.

Semra’nın hikâyesinin dikkat çekici bulunmasının nedenlerinden biri de burada yatıyor olabilir. Çünkü onun belediye başkanlığı, destekçileri açısından daha kapsayıcı bir Avustralya’nın işareti olarak görülürken, eleştirel yaklaşanlar açısından temsil ve kimlik tartışmalarının siyasetteki ağırlığına dair soruları yeniden gündeme getiriyor. İlginç olan nokta ise, her iki yaklaşımın da aynı hikâyeden hareket etmesi.
Bu nedenle bugün Mohamed Semra’nın hikâyesine bakarken görülen şey yalnızca Maribyrnong’un belediye başkanı değil. Aynı zamanda Batı demokrasilerinin son yıllarda ürettiği yeni lider profillerine ilişkin daha geniş tartışmanın Avustralya’daki örneklerinden biri. Semra’nın siyasi kariyerinin gelecekte hangi noktaya ulaşacağını şimdiden kestirmek zor. Ancak bugün bile onun hikâyesi, yalnızca bir belediye seçiminden daha büyük bir tartışmanın parçası olarak okunuyor.

Kapının Dışından Karar Masasına

Yazının başında Melbourne’daki bir Apple mağazasının kapısında durmuştuk.
O gün yaşanan birkaç dakikalık olayın yıllar sonra bir belediye başkanlığı hikâyesinin giriş paragrafına dönüşeceğini muhtemelen kimse tahmin etmiyordu. Mağazanın kapısında duran genç ile bugün Maribyrnong Belediye Meclisi’ne başkanlık eden kişi aynı insan.
Mohamed Semra’nın siyasi kariyerinin bundan sonra nasıl şekilleneceğini bugünden bilmek mümkün değil. Ancak bugün için bile hikâyesi dikkat çekici bir karşıtlık barındırıyor.

Bir zamanlar bir mağazada şüpheyle karşılanan gençlerden biri olarak kamuoyunun gündemine girmişti. Bugün ise yerel yönetimin en görünür makamlarından birinde bulunuyor.

Mohamed Semra’nın siyasi kariyerinin bundan sonra hangi noktaya ulaşacağını bugünden kestirmek mümkün değil. Ancak bugün bile onun hikâyesi, bir belediye seçiminden daha büyük bir soruyu gündeme getiriyor:
Batı demokrasileri değişirken, onları temsil edecek yeni yüzler kimler olacak?
Semra’nın hikâyesi bu soruya verilmiş ilk cevaplardan biri olabilir.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın